Hayvan düşmanı trol ordusu dünkü paylaşımımdan sonra ne yapacaklarını, vicdansızlıklarını nasıl savunacaklarını şaşırmış olmalılar ki şimdi de "sokağın kedilerinin" zaten mama ile beslendikleri, fare yakalamaya ihtiyaçları olmadığı ve fare popülasyonunu kontrol etmede hiçbir işe yaramadıkları gibi bilim ve akıl dışı bir argümanı yaymaya çalışıyorlar.
Öncelikle şunu net söyleyelim:
Kediler doğal avcıdır.
Avlanma onlar için sadece “karın doyurma” davranışı değildir.
İçgüdüseldir.
Oyundur.
Reflekstir.
Türlerinin doğasında vardır.
Bugün evinde her gün düzenli mama yiyen bir kedinin bile oyuncak fareyi saatlerce kovaladığını herkes bilir.
Çünkü mesele açlık değildir.
Anlamazlar ama biz yine de bilime gelelim. Bilim ne diyor bakalım.
Evet bilimsel çalışmalar da bunu açık şekilde gösteriyor.
İngiltere’de yapılan araştırmalarda ev kedilerinin önemli bölümünün düzenli beslenseler bile avlanmaya devam ettiği ortaya konmuştur. Hatta birçok kedinin yakaladığı avı tüketmediği, sadece taşıdığı veya bıraktığı görülmüştür.
Churcher & Lawton (1987) tarafından yapılan klasik çalışmada, düzenli beslenen ev kedilerinin yılda çok sayıda kemirgen avladığı gösterilmiştir.
Turner & Bateson’un “The Domestic Cat: The Biology of its Behaviour” kitabında ise av davranışının açlıktan bağımsız, nörolojik ve içgüdüsel bir davranış olduğu açıkça belirtilmektedir.
Yani “Mama yiyen kedi fare avlamaz” söylemi bilimsel değil, kötü niyetli sosyal medya propagandasıdır.
Üstelik olay sadece avlamak da değildir.
Bir bölgede kedilerin varlığı bile fareler için tehdittir.
Fareler kedinin kokusunu algılar.
İdrarını algılar.
Varlığını hisseder.
Ve o bölgeden uzak durur.
2013 yılında Chicago’da yapılan bir araştırmada, yalnızca kedi varlığının bile kemirgen hareketlerini ciddi şekilde azalttığı gösterildi.
(Loyd et al., 2013)
Yani kedinin her gün onlarca fare öldürmesine gerek yok.
Ekosistemde bulunması bile caydırıcı etki oluşturuyor.
Tahmin ediyorum ki malum trol ordusu şimdi de başka bir korku hikayesi üretmeye başlayacak.
“Kediler hantavirüslü fareleri yerse hastalık taşır.”
Bu da bilimsel olarak çarpıtılmış bir söylemdir.
Hantavirüsün doğal rezervuarı kediler değil, kemirgenlerdir.
CDC’ye göre insanlara bulaşın temel yolu;
enfekte farelerin idrarı, dışkısı ve salyasının kuruyup havaya karışmasıdır.
Yani riskin kaynağı kontrolsüz kemirgen popülasyonudur.
Bugüne kadar kedilerin hantavirüs salgınlarının ana kaynağı olduğunu gösteren bilimsel bir veri yoktur.
Tam tersine;
kemirgen baskısını azaltan doğal avcıların ekosistem açısından önemli olduğu yıllardır bilinmektedir.
Kısacası bazı insanlar bilim konuşmuyor.
Kedilere köpeklere duydukları öfkeye, aslında iyi olan güzel olan içinde sevgi olan, merhamet olan herşeye duydukları öfkeye “bilim” kılıfı uydurmaya çalışıyorlar.
Ama doğa sosyal medya yalanlarıyla çalışmaz.
Gerçek olan“kedilerin yüzlerce yıldır bu vatanın şehirlerinin, limanlarının, sokaklarının ve insanlarının sessiz muhafızları” olduğudur.
Dr.Tarkan Özçetin
Kaynaklar:
Churcher PB, Lawton JH. Predation by domestic cats in an English village. Journal of Zoology, 1987.
Turner DC, Bateson P. The Domestic Cat: The Biology of its Behaviour.
Loyd KAT et al. Quantifying free-roaming domestic cat predation using animal-borne video cameras. Biological Conservation, 2013.
CDC – Hantavirus Prevention and Transmission Data.
Son günlerde medyada Hantavirüs ile ilgili ciddi bir panik havası oluşturuluyor. Öncelikle şunu net söyleyelim; Hantavirüs yeni ortaya çıkmış bir virüs değil. Uzun yıllardır bilinen, ana taşıyıcısı kemirgenler olan bir zoonoz. Yani olayın merkezinde fareler var.
Virüs özellikle enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla bulaşıyor. Fare yoğunluğunun arttığı bölgelerde risk de artıyor. Dünyanın birçok yerinde özellikle büyük şehirlerde kemirgen popülasyonlarının kontrolden çıkması artık ciddi bir halk sağlığı problemi olarak görülüyor.
Ama burada kimsenin konuşmak istemediği başka bir gerçek var.
Doğa boşluk kabul etmez. Kediler giderse fareler gelir.
Bir ekosistemin en önemli denge unsurlarından birini yok ederseniz, başka bir problem büyüyerek geri döner.
Yüzyıllardır, hatta binlerce yıldır insanların farelerle mücadelesindeki en doğal kontrol mekanizması kediler oldu. Bu sadece romantik bir “hayvan sevgisi” hikayesi değil, aynı zamanda şehir biyolojisi ve halk sağlığı meselesi.
Bugün Avrupa’nın bazı büyük şehirlerinde geceleri kaldırımlarda görülen dev fareler artık kimseyi şaşırtmıyor. Paris’te, Londra’da, New York’ta insanlar kemirgen istilasını normalleştirmiş durumda. Çünkü şehirlerden kediler çekildi ama fareler çekilmedi.
Bizim coğrafyamız ise yüzyıllardır başka bir kültürün içinden geldi.
Mahalle kedileri… Liman kedileri… Cami avlusunda yaşayan kediler… Depoları, sokakları, mahalleleri koruyan kediler…
Yani bu ülkenin sessiz ama gerçek muhafızları.
Şimdi düşünün… Bir tarafta sokaklarında farelerin cirit attığı ama tek bir kedi göremediğiniz “gelişmiş” şehirler… Diğer tarafta ise yüzyıllardır kedilerle birlikte yaşamayı bilen bir toplum…
Bazıları hala çıkıp kedileri toplatalım, sokaklardan silelim, yok edelim diyebiliyor. Sonra da farelerden yayılan hastalıklar konuşulunca panik başlıyor.
Kediler bugün bu ülkenin problemi değil. Hiçbir zaman da olmadı. Tam tersine bu ülkenin doğal savunma hattı onlar.
Veba döneminde de bunu gördük. Bugün Hantavirüs konuşulurken de aynı gerçeği görüyoruz.
Hantavirüsten Avrupa korksun. Farelerin şehirleri ele geçirdiği ülkeler korksun. Bir tek kedi göremeyip kanalizasyonlardan kemirgen taşan şehirler korksun.
Türkiye’nin hala sokaklarında yaşayan milyonlarca kedisi var. Ve insanlar farkında olmasa da bu kediler sadece vicdanın değil, ekolojik dengenin de parçası.
Yüzlerce yıl önce olduğu gibi bugün de bu coğrafyanın evcil muhafızları kedilerdir.
Bunu kimse ama hiç kimse unutmasın.
Dr. Tarkan Özçetin
@_sumeyra1_ Termobarik füzeyle binlerce masum kişiyi saniyeler içinde buhara çeviren yaratıklara Allah [CC]'un ne demesini bekliyosun. Bunu yapanlara karşı öfke dilini kullanması kadar daha doğal ne olabilir ki ! Kur'an "çimlere basmadığınız için teşekkür ederim" demez "canınıza okurum" der.
@_sumeyra1_ Kur'an metodolojik olarak insan fizyolojisine ve zihin dünyasına en uygun şekilde gönderilmiştir . Sinyal filminde oldugu gibi,anlamsız sinyallerin karmaşasıyla O'nu çözmeye çalışmıyoruz . Bilakis herkesin anlayabileceği tarzda indirilmiştir.
@_sumeyra1_ Ebu leheb ve eşinin ahiretteki durumlarıyla ilgili gelecekten bilgi veriyor Allah [C.C] , şunu unutma eğer İslam hak din olmasaydı sadece yanıltma maksadıyla da olsa bu kişiler imana geldik diyip ,O'nu ve Kur'anı yanlışlayabilir ve peygamberin iddiasın ı çürütebilirlerdi. (Haşa)
@Fatihulker1982@zafersahin06 Nasıl da emin konuşmuş 😆 İzle bakalım mümkün müymüş , mümkün değilmiymiş (!), biraz uzun ama eskidir , işin abc'sini öğretir .Sorun olursa yaz ,cevaplarız.
https://t.co/HhgfItXOdm
Allah bir kuluna hayır murad etti mi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad etti mi onun günahlarını tutar, kıyamet günü cezasını verir. Mükâfatın büyüklüğü belânın büyüklüğü ile orantılıdır. Allah bir cemaati sevdi mi onları musibete müptela eder. Kim bundan razı olursa Allah da ondan razı olur, kim de razı olmazsa Allah da ondan razı olmaz.
| Hadis-i Şerif
@KarolineGosling So you're saying someone had to be beaten, disfigured, and humiliated to pay for all of humanity’s sins—and we’re supposed to accept that as normal? Why would a creator capable of designing something like Jupiter’s rings need such a theatrical performance?”😏
@KarolineGosling So you're saying someone had to be beaten, disfigured, and humiliated to pay for all of humanity’s sins—and we’re supposed to accept that as normal? Why would a creator capable of designing something like Jupiter’s rings need such a theatrical performance?”😏