En güzel kapanış, karşı tarafın bir şey yapması değildir. Ne özür dilemesi, ne pişman olması, ne de seni anlaması. Bunlar değil. En güzel kapanış, senin artık ondan hiçbir şey beklememendir. Çünkü insanı geçmişe bağlayan yalnızca yaşadıkları olmaz. İnsanı asıl bağlayan, geçmişten hala bekledikleridir. Beklenti bittiğinde hikaye değişmez elbet ama geçmişin senin üzerindeki hükmü biter. Olan yine olmuştur, kaybettiklerin geri gelmemiştir, yapılan yanlış hala yanlıştır. Fakat artık bugünün bedelini dünün borcuyla ödemezsin. Karşı tarafın vicdanının uyanmasını beklemez, kendi huzurunu onun pişmanlığına ve dönüşüne bağlamazsın.
Kaybetmekten korkmuyorum ve kaybetme ihtimali de kararlarımı değiştirmiyor. Birincisi olgunluktur. Diğeri ise hem olgunluk hem yüksek farkındalıktır. Çünkü kaybı kabullenmek başka, kaybetme ihtimalinin iradene nasıl hükmetmeye çalıştığını görebilmek başka şeydir. İnsan bazen kaybetmekten korkmadığını sanır ama bütün kararlarını kaybetmemek üzerine kurar. Farkındalık işte tam burada başlar. Çünkü özgürlük, kaybedecek hiçbir şeyinin olmaması değildir. Kaybedebileceğin şeylerin senin yerine karar verememesidir.
Karanlığı yenmek yetmez. Zaferden sonra onun boş bıraktığı tahta oturmamayı da bilmek gerekir. Çünkü insanın son sınavı düşmanını yenmek değildir. Onu yendikten sonra onun yerine geçmemektir.
Işık der ki; gözlerini kör ettiklerimiz karanlıklarının mahkumu olurlar. Alınan her ah sahibine dönmenin bir yolunu bulur. Işığın ölçüsü kahırdır hükmü ise şaşmaz.