Meclisi mutat mesaisi dışında zoraki çalıştırarak, malum yasayı Sevr’in yıldönümü olan 10 Ağustos’a yetiştirme ısrarınızın kaynağı nedir?
Kime mesaj veriyorsunuz?
Siz bu milleti ölüm uykusuna yattı mı zannediyorsunuz?
S. Lem'in Gelecek Bilim Kongresi diye bir kitabı vardı. Dilsel gelecekbilim diye bir disiplinden bahsediyordu. Gırgırına tabii.
Fakat LLM'i de böyle düşünebiliriz aslında, dilin içinde oluşmaya başlayan gelecek ihtimallerini yakalayan bir radar olabilir pekala.
Aslında ortada “zeka” yok. Modeller kelimeleri bile kelime olarak görmüyor (tokenization). Elimizdeki teknolojik zincir, temelde bir “(semantik) tahmin makinası.” Bu açıdan bakınca insana konuşur gibi konuşmak bile anlamsız (ve aslında verimsiz). Misal:
@grok. Soğuk Sav. TR rolü & önemi. Küba. Nükleer. Kriz. Lise öğrenci için. 500-1000 words.
Yeni Parti’nin tasarıyı desteklemesi, siyaseten ipleri eline alma fırsatı yaratır.
Meclise sunulan yasa tasarısı, Şubat 2026’da kabul edilen Meclis Komisyonu raporunun 6. bölümünün, yani “Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri” başlığının ürkek bir uyarlamasından ibaret.
Dolayısıyla ortada esasen “yeni” bir durum ya da sürpriz bir çerçeve yok. 51 komisyon üyesinin 48’inin oyuyla kabul edilen raporun, kimse açıkça söyleyemese de, son derece yetersiz bir biçimde hayata geçirilmesi söz konusu.
Türkiye’nin birinci partisi olan Yeni Parti’nin çekingen davranması ve kendisini oyunun dışında bırakması için hiçbir sebep yok.
Zira tasarı öyle bir tasarı değil.
AKP öyle çekingen davranmış ki muhalefete bir tuzak bile kurma teşebbüsünde bulunamamış.
Komisyona girerken Özgür Özel ne demişti?
“CHP’nin olduğu komisyondan kimse korkmasın; olmadığı komisyondan korksun.”
Bu söz, mevcut aşamada hâlâ geçerliliğini koruyor.
PKK’nın silah bırakacağı süreci takip eden komisyonda Yeni Parti’nin mutlaka yer alması ve Türkiye’nin birinci partisi olarak süreci millet adına denetlemesi gerekiyor.
Yeni Parti’nin tasarıya destek vereceğini ve bunun doğru bir siyasi hamle olacağını düşünüyorum.
Ancak işin asıl ilginç yanı şu: Yüzeysel biçimde kopyalanarak yasa tasarısına dönüştürülen 6. bölümün ardından gelen 7. bölüm, “süreci başarıya ulaştırabilmek için uygulanması gereken demokratikleşme hamlelerini” özetliyor.
İşler tam da burada biraz karışıyor.
Süreci destekleyen entelijansiya tarafından Erdoğan ve AKP adeta pamuklara sarılıyor. Kamuoyunda “müsaade edilen” tek tartışma ise fırsat buldukça ana muhalefete saldırmak ve onu bir şeylerden sorumlu tutmaktan ibaret.
Bu tasarının kabul edilmesinin ardından, şayet komisyonu fiilen dağıtmak istemiyorsanız, Özgür Özel’in ipleri eline alması için önemli bir fırsat doğuyor.
Zira muhalefet, meşhur tabirle “oy hesabı yapmadan” üzerine düşeni yapmış; önce Meclis’te sürece dâhil olmuş, ardından da bunun gereğini yerine getirmiş olacak.
Tasarının kabul edilmesiyle birlikte top artık iktidarın (Öcalan-Erdoğan "pazarlığının") sahasına geçecek. Ortaklaşa kabul edilen metinde, bir sonraki adımın demokratikleşme hamleleri olacağı ve örneğin AYM ile AİHM kararlarının uygulanması gerektiği açıkça belirtiliyor.
Bu noktadan sonra, bu yönde atılmayan adımlar karşısında, en azından vicdan ve özsaygı sahibi olanlar bakımından, muhalefeti oyunbozanlıkla suçlama imkânı kalmayacak.
AKP, tahmin ettiğimden de korkak davranıyor. Durum böyleyken cesur olmak, ipleri ele almak ve ortaya çıkan inisiyatif boşluğunu doldurmak bana en doğru yaklaşım gibi geliyor.
Destek bulabiliyor çünkü pazarlık edebileceğini fark etti. Pazarlık eden de kısa vadeli siyasi ikballeri uğruna ediyor.
Sıfır taviz verildiği dönemler oldu, açıp bakın oylar nerelere düşmüş. İnsan (ilk) gücü sever, en yakınındaki güce kayar.
Gelelim gerçeklere!
Eğer PKK bölgede halk desteği bulamasa bu kadar palazlanamazdı. Sadece bölgede baskı ve sandık hilesiyle olsaydı İzmir'de Antalya'da DEM vekil çıkaramazdı.
Devlet kalkıp 8-10 milyon kişiye "siz terörist oçsunuz" diyemez. Diyemediği için orta yol arıyor.
@BurakKadercan yan proje olarak çalışabilirim böyle bir şeyi. Fakat çıktısı elle tutulabilir bir şey olmaktan ziyade en laf ebesi llm hangisi onu belirler.
konu, amaç ve objektif (sosyal bilimler:) hedefler olmalı.
@PathroneM@Musashi_AEya@savsancn Simply put, as I understand it, the environmental interaction (wingman & swarm) and AI-driven components will now be more decisive than the machine itself. This is very similar to the systems we're simultaneously building the infrastructure for.
I'm not sure about the fazers :)
@hepdurgunsu Kadıköylü ne bunların arasındaki çekişmeyi ne de arkasındaki olayları bilebiliyordu o dönem. Tek gördüğü elinden kayan Cumhuriyetin güvendiği üniformalılarca alındığı hissiyatıydı sanırım.
Devlet, Askeriye, belediye vs içinde olmayanların kolay görebileceği birşey değildi F*
@t_acaru Sanırım toprak reformunda epey başarılı oldu bizden farklı olarak.
Tokyo sokaklarında bile irili ufaklı evler öyle oluştu demişlerdi. Doğru mu?
@lordofsuns34864@yildarado@Sokratesin_ Follow up sorularında bu tür adamlar çuvallar. Cümleye öyle başlamış , top ayağına öyle denk gelmiş. Yoksa ne kendinin ne de fikrinin bir önemi var. Birbirlerine referans vererek otorite kazanmaya çalışıyorlar. Bir uzman olarak Ayşe Hür , ahaha
@ckurc Klasik eğitimi daha hızlı ve daha kaliteli vermemiz lazım. Her çocuğa özgü öğretim yollarıyla. Bilmeden plm önüne atılmamalılar. Ayrıca deterministik bir yapıyla Llm zincirlenmeli ve şekillendirilmeli. Lead insanda olacak..
@BurakKadercan Doğru. Muhtemelen - en azından bizim göreceğimiz kısmında - Neuromancer vari bir CyberPunk geleceği bekliyor bizi.
İnsan daha akıllı olmak ve hızlı öğrenmek zorunda kalacak.
@chandsmittus Tek sebep Chp ve ex Chp lilerin tavşan gibi beklemesi değil. Kimse onları ve temsil ettikleri değerleri önemsemiyor. Akp karşıtlığı bile bunu sağlamıyor.
Biraz daha Kürt desinler belki işe yarar.
@chandsmittus Taban çok geniş bir kitle. Chp üyeliği değil oy verenler taban ağırlığını oluşturuyor. Konda'nın anketlerinde durum açık aslında. Akp bile benzer, o da %20 kemik oy yoğunluğunda. Muhtemelwn nüfus oranıni ile aynı yani Kürt seçmen.