Açık konuşayım, 2 yıldır ekip yöneten biri olarak şunu net gördüm:
İnsanları memnun etmeye çalışarak ekip yönetilmez. Yönetim, sevilme oyunu değildir. İnsanlar seni ne kadar sevdiklerine göre değil, seni ne kadar ciddiye aldıklarına göre hareket eder. Ciddiyet yoksa, sistem çöker.
Yönetici olduğunda yaşanan ilk şok şudur:
İyi niyet, performans üretmez. Hatta çoğu zaman suistimal edilir. Ne kadar anlayışlı olursan ol, sınır koymadığın an kontrol dağılır. Çünkü insanlar boşluk bulduğu yerde standart düşürür.
İkinci şok:
Herkes aynı motivasyonla çalışmaz. Sen işini sahipleniyorsun diye herkesin de aynı şekilde davranmasını beklemek hatadır. Beklentiyi net koymadığın sürece kimse o seviyeye çıkmaz.
Üçüncü şok:
Sessiz kalan ekip üyesi en büyük risktir. Sorun çıkarmayan değil, hesap vermeyen kişidir. Gürültü değil, belirsizlik yönetimi bozar.
Dördüncü şok:
Adalet, iyilikten daha önemlidir. Bir kişiye yaptığın küçük bir tolerans, ekipte büyük bir güvensizlik yaratır. İnsanlar kimin kayırıldığını çok hızlı fark eder.
Gerçek yönetim şudur:
Net beklenti koyarsın. Ölçersin. Takip edersin. Sapma varsa müdahale edersin. İstisna yaratmazsın. Duyguyla değil, sistemle ilerlersin.
Samimiyet kurarak saygı kazanılmaz.
Sınır koyarak kazanılır.
Çok yaklaşan yönetici, mesafesini kaybeder.
Mesafesini kaybeden yönetici, otoritesini kaybeder.
Sonuç net:
İyi olmak seni sevdirir.
Net olmak seni yönetici yapar.