Bir kadının en büyük kariyeri hayırlı evlatlar yetiştirmesidir bundan daha büyük ve önemli bir kariyer yok isterse dünyayı kurtarsın bundan kıymetli değil istediğiniz gibi linçleyebilirsiniz düşüncem budur.
Altay’ın özellikle fıkıh konuşmalarında rahatsız eden şöyle bir taraf var.
Adam fıkhın en teknik meselelerinden birine giriyor. Fukahanın asırlarca konuştuğu bir meseleyi ele alıyor. Nikâh başka, teslim başka, zifaf başka, vat‘ başka; büluğ başka, bedenî tâkat başka, zarar başka… Her birinin ayrı bahisleri, kayıtları var.
Sonra bütün bu teknik yapının karşısına geçip:
Arkadaşlaaar, bunlar beş yaşındaki çocukla cimayı caiz görüyorlaaar!
Abi sen ne yapıyorsun?
Fukahanın on kayıtla konuştuğu meseleyi iki cümlede karikatürize edip sonra o karikatüre yumruk atıyorsun.
Daha garibi şu:
Bunu yapan adam dönüp fıkıh ehline aristokrasi kurmuşlar diyor.
Asıl ironik olan burası.
Sen bir ilmin terminolojisini, usûlünü ve ihtisas hiyerarşisini yeterince dikkate almadan en çetrefilli meselelerinde hüküm vereceksin; sonra o ilmin ehli bir dakika, mesele öyle değil dediğinde problem fukahanın aristokrasisi olacak.
Vallahi müthiş sistem.
Madem ölçü bu, aynı usûlü başka ihtisas alanlarında da kullanalım.
Arabadan garip bir ses geliyor diyelim. Ustaya götürdünüz. Adam motor kulağından olabilir dedi.
Hemen itiraz edin:
Bir dakika kardeşim!
Sen sanayide yıllarını geçirdin diye otomobil bilgisini tekeline mi aldın?
Ben taşralı vatandaşım. Belki motorun sesini senden daha iyi duyuyorum.
Abi lifte kaldıralım.
Yok öyle!
Önce şu oto sanayi aristokrasisini bir yıkalım.
Yahut doktora gittiniz diyelim. MR’a baktı:
Şurada şüpheli bir görüntü var, şu tetkiki de yapalım.
Hop!
Sen altı sene tıp okudun, ihtisas yaptın diye insan vücudu üzerinde epistemik tahakküm mü kuracaksın?
MR ortada kardeşim.
İnternetim de var.
İki makale okur, üç video izler, gerekirse sana nerede hata yaptığını da anlatırım.
Tıp aristokrasisi kurmuşsunuz resmen.
Taşralı hasta bazen doktorundan daha iyi bilemez mi?
Başka alanlarda komik geliyor. Çünkü hepimiz biliyoruz ki ihtisas, aristokrasi değildir. Bir uzmana müracaat etmek de ruhban sınıfına teslim olmak değildir.
Fakat mesele fıkha gelince aynı muhakeme birden ciddileşiyor:
Bunlardan fetva almayın abi.
Aristokrasi kurmuşlar.
Taşralı Müslüman dini bunlardan daha iyi biliyor.
İyi de abi, motor ustasının ihtisası var, radyoloğun var da fakihin yok mu?
Arabanın sesini anlamak için ustaya, MR’ı anlamak için radyoloğa ihtiyaç var; ama Serahsî’yi, Kâsânî’yi, İbn Kudâme’yi, İbn Âbidîn’i açınca herkes doğrudan hüküm mü çıkarabiliyor?
Fıkıh, ihtisas sayılmayan tek ihtisas alanı mı?
Problem şu:
Fakihi eleştirmekle fakihliği itibarsızlaştırmak aynı şey değildir.
Birincisi ilimdir. İkincisi insanlara bilmedikleri meselelerde kendilerini ehil zannetme cesareti verir.
Altay’ın gençler üzerindeki tesirinde beni asıl endişelendiren de bu.
Çünkü tehlikeli bir özgüven üretiliyor:
Okudum.
Anladım.
Hükmümü verdim.
Karşı çıkan mı oldu?
Aristokrasi.
Gelenekçilik.
Hoca tahakkümü.
Bu kadar kolay olmamalı.
İsim vermeyeceğim bir kimse her meseleye girince herbokolog diye dalga geçiyoruz.
Ama hadis, fıkıh, kelâm, tefsir, felsefe, bilim ve İslâm tarihi… Konu ne olursa olsun Altay’ın bir hükmü var.
Mesele, kendi ihtisasın olmayan ayrı sahalarda bu kadar rahat hüküm verirken, o sahaların gerçek ihtisas sahiplerinin otoritesine aristokrasi diye burun kıvırmandır.
Burada ciddi bir tenakuz var.
Semeresini sosyal medyada görüyoruz. Sarf-nahiv bilmeyen müfessiri düzeltiyor, usûl okumayan müctehidin kıyasını çürütüyor, mezhep okumayan fetva geleneğine ayar veriyor.
İki video, üç PDF, dört tweet…
Müctehidimiz hazır.
İlim özgüven verir ama önce haddini öğretir.
Cehaletin en tehlikelisi, ne kadar bilmediğini bilmeyecek kadar özgüvenli olmaktır.
Asırlık Gece son bölüm yine yaktı geçti Şehit Prof Dr İlhan Varank abi Allah sana rahmet eylesin, Bayrampaşayı vermeyen komiserler maşallah, ve tankları basan Osmanlı torunu halkımız 🇹🇷