Günlük yaşamdaki
Sorunların birkaçını sıralasak
-Pahalılık
-Trafik
-Toplu taşıma
-Gıda hileleri
-Kentsel dönüşüm
-Yangın
-Sel su baskını
-İmar usulsüzlükleri
-Torpil adam kayırma
-Kamu zararı
bunların kaynağı köhnemiş BELEDİYE sistemidir
#Bolu
Akın Gürlek'i Gönderebilmek İçin Tüm Bakanlara İftira Atıyorlar | Ece Sevim ile ANALİZ
Özgür Özel, Akın Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde başlattığı fon soruşturmasını engellemeye çalıştığını ortaya çıkardığım videoyu izlediniz.
Şubat 2025'te Akın Gürlek, borsadaki şüpheli fiyat hareketlerinin incelenmesi için Sermaye Piyasası Kurulunu harekete geçirmek istemiş, bunun üzerine Özgür Özel, CHP grup toplantısında Akın Gürlek'i hedef alarak, borsadaki düşüşün manipülasyondan değil, hükümetin politikalarından ve başsavcılığın yürüttüğü soruşturmalardan kaynaklandığını savunmuştu.
Özgür Özel, fon soruşturmasının ilerlemesini neden istemiyordu? Kimleri koruyordu?
Şimdi aynı siyasi anlayışın farklı bir yöntemle karşımıza çıktığını görüyoruz. Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın babasının fon işlemleriyle bağlantılı olduğunu öne sürdü.
Ancak Bakan Göktaş, bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını, isim benzerliği üzerinden ailesinin hedef alındığını belirterek sert tepki gösterdi. Babasının Konya nüfusuna kayıtlı olduğunu, söz konusu kişinin ise Bartın nüfusuna kayıtlı olduğunu açıkladı. Ne babasının ne de ailesinin herhangi bir ferdinin adına böyle bir işlem bulunmadığını söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir yalan ve iftira makinesi olmadığını hatırlatarak Özlale'yi istifaya davet etti.
Üstelik Ümit Özlale, Bakan Göktaş'ın açıklamasının ardından özür dilemek yerine attığı iftiranın arkasında durdu, "bir gün de siz mağdur olun" yaklaşımı izledi.
Her gün başka bir Yeni Parti milletvekilinin öne sürüldüğünü ve hem no-name vekillerini parlatmaya çalıştıklarını hem de fon vurgunuyla ilgili katmanlı bir strateji izleyen bir gizli elin Yeni Parti'yi kullandığını gözlemliyorum.
Bütün bunları birbirinden bağımsız siyasi tartışmalar olarak değerlendirmiyorum. Burada psikolojik harp teknikleriyle yürütülen bir siyasi saldırı söz konusu.
Amaç yalnızca Akın Gürlek'i doğrudan hedef almak değil, bunun işe yaramadığını gördüler. Bu stratejide amaç diğer bakanları da yıpratarak kabine içerisinde rahatsızlık oluşturmak gibi görünüyor.
Ticaret Bakanına, Aile Bakanına ve diğer kabine üyelerine yöneltilen suçlamalarla herkesin üzerinde bir şaibe oluşturulmaya çalışılıyor.
Böylece kabine içerisinde, "Akın Gürlek yüzünden biz de sürekli saldırıya uğruyoruz, Akın Gürlek giderse bu saldırılar sona erer" düşüncesinin oluşması hedefleniyor.
Bu durum, psikolojik harbin önemli yöntemlerinden biri olan hedefi yalnızlaştırma ve çevresini baskı altına alma stratejisine benziyor. Önce hedefin çevresindeki isimler yıpratılıyor, ardından bu isimlerin hedef alınan kişiden rahatsızlık duyması bekleniyor.
Böylece Akın Gürlek'in görevden alınması için yalnızca dışarıdan değil, hükümetin kendi içerisinden de bir baskı oluşması amaçlanıyor.
Bu sayede kara paracılar, yolsuzlukla siyasetlerini devam ettirenler rahat bir nefes alacak diye hedefleniyor.
Çünkü Akın Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında ortaya koyduğu irade, bugün Adalet Bakanlığında devam ediyor. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan da fon vurgununa karışan kim olursa olsun gereğinin yapılacağını açıkça söylüyor.
Dolayısıyla asıl sorulması gereken şu: Yeni Parti, fon vurgununun bütün yönleriyle aydınlatılmasını mı istiyor, yoksa bu soruşturmayı başlatan ve sürdüren iradeyi ortadan kaldırmaya mı çalışıyor?
https://t.co/HXFhMb9zsC
Özgür Özel, 2025’te, Akın Gürlek’in Başsavcı olduğu dönemde, İstanbul borsasında fon dolandırıcılığına konu olan şüpheli işlemler için başlattığı soruşturmayı “SPK’yı neden beklemiyorsun” diye yerden yere vurmuştu.
Özgür Özel Başsavcı iken Akın Gürlek’in gönderdiği gizli yazıdan haberdar olmuş ve bunu açık etmişti. 1-Bu gizli yazıdan onu kim haberdar etmişti?
2-Borsadaki şüpheli işlemlerin soruşturulması Özgür Özel’i neden rahatsız etmişti?
3-Sıranın fon şirketlerine geleceğini biliyor ve bundan rahatsızlık mı duyuyordu?
Özel, bugün eleştirdiği SPK’nın o zaman by pass edildiğini savunmuştu.
Hem de “senin eşin orada ve ona rağmen Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla hareket ediyorsun” şeklinde abuk subuk laflar ederek bunu yapmıştı.
Özgür Özel’in o zaman söyledikleri, bugün Yeni Partililerin ve kendisinin fon dolandırıcılığını neden sulandırmaya çalıştığının sağlaması niteliğinde.
SORALIM ÖZGÜR ÖZEL’E ŞİMDİ?
ASIL MESELENİZ NEDİR ÖZGÜR BEY?
Önce somut olgudan başlayalım.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Borsa İstanbul’daki olağan dışı fiyat hareketleri üzerine SPK’dan bilgi ve belge istemişti. Söz konusu yazıda bazı hisse senetlerindeki işlemlerin araştırılması, incelemesi tamamlanan kişiler hakkındaki raporların diğer incelemeler beklenmeden savcılığa gönderilmesi talep ediliyordu. Belge, bugün yürütülen fon soruşturmasının geçmişine ışık tutuyor.
İşte Özgür Özel, Başsavcı olduğu dönemde Akın Gürlek’in bu girişimini aşağıdaki videoda dinleyeceğiniz üzere yerden yere vurmuştu.
Bugün ise aynı Akın Gürlek’i “Neden zamanında müdahale etmediniz” diye eleştiriyor.
Ben Özgür Özel’de bir SİYASİ TUTARLILIK tabii ki aramıyorum ama tek isteğim gerçeğin ortaya çıkması ve şu sorunun yanıtlanması:
“Muhalefet, FETÖ ve diğer dış odaklar bu dolandırıcılığın ve yapılan ekonomik darbenin neresinde yer alıyor?”
Şimdi merak ediyorum, Özgür Özel o zamanki sözlerini nasıl tevil edecek?
Savcılık, sermaye piyasasında suç şüphesi doğuran işlemleri araştırdığında bunun hukuki sınırları elbette tartışılabilir, SPK’nın uzmanlığı ve yetkileri de göz ardı edilemez. Ancak buradan hareketle şu soru sorulmalıdır:
Sermaye piyasasında şüpheli işlemler bulunduğunda adli makamların devreye girmesini engelleyen hangi yasa ve mevzuat var?
Bu sorunun yanıtı, yalnızca siyasi polemikle verilemez.
Burada bir diğer önemli soru da şu:
AKIN GÜRLEK’İN GÖNDERDİĞİ GİZLİ YAZI ÖZEL’İN ELİNE NASIL GEÇTİ?
Belgeyi kim paylaştı? Burada Özel “Bu bilgi, kamu yararını ilgilendiren bir konunun açıklanması ile ilgilidir” diyecek olsa da amacının siyasi hesaplaşma olduğunu bilmeyen yok. Nihai hükmü şüphesiz siyasi sloganlar değil, doğrulanabilir deliller ve hukuk verecek. Ama bu süreçte ve yaşanan fon dolandırıcılığında muhalefetin rolünün ortaya çıkması bizler için hiç de şaşırtıcı olmayacak.
EVET!!!
Kimi MELAMET(*) HIRKASINI GİYER EYNİNE, bunlar MELANET HIRKASI GİYER.
Aradaki fark sadece bu.
(*) MELAMET: Kelime anlamıyla kınanmak, ayıplanmak demektir. Tasavvufta Melamiler; riyadan (gösterişten) kaçınmak, nefsini tamamen yok etmek ve kibri öldürmek için bilerek halkın kendilerini kınayacağı, ayıplayacağı bir yaşam tarzı seçerler. "Bu hırkayı kendim giydim" diyerek, toplumun sahte alkışlarını reddettiğini ve hiçlik makamını bilerek seçtiğini söyler.
MELANET: (Asıl yazılışıyla mel'anet), Arapça kökenli. Türkçede büyük kötülük, alçaklık veya lanetlenmeyi gerektirecek kadar fena iş ve davranış anlamında.
👇
Kul Nesîmi’den Haydar Haydar adlı Nefes’in ilk satırları…
Ben melamet hırkasını Kendim giydim eğnime Ar-u namus şişesini Taşa çaldım kime ne Ah Haydar Haydar taşa çaldım kime ne
Türkiyemizin,
her 1'imizin özeti bu videoda 📌
Şu an ayıracak dört buçuk dakikanız yoksa favlayın ayırın, sonra mutlaka dikkatle dineyerek izleyin lütfen
İstisnasız hepimiz, her yerdeki büyük ahlaki krizden sözediyoruz haklı olarak
Acizabe benim kanaatim biraz farklı 📌
İstisnasız ve istisnasız, aklınıza gelen gelmeyen, tüm meslekler, gruplar, insanlar, şahıslar, sosyolojiler, halkalar için, gerçeğimiz şudur
Türk toplumunun ortalama yüzde 80'i, ben sen her birimiz yani,
en varlıklısından en yoksuluna, en kamusalından en bireyseline, ortalama mı desem yahut en az mı desem, yüzde seksenimiz, imkânımız, durumumuz, ölçeğimiz, kapasitemiz kadar
bir diğerimizi, bir şekilde, bir şey için, aldatmak, işimizi gördürmek, kısa yoldan gitmek, kurnazlık etmek, yolumuza bakmak, kendimizi .. garantilemek .. için nefes alıp veriyoruz
Çünkü, hayatta, ayakta kalmanın, başka yolunun olmadığına inandığımız bir iklim ve hayat inşa ettik hep birlikte..
İşimiz de siyasetimiz de hatta dinimizi yaşayış - kullanış biçimimiz de
hepsi ve daha fazlası
sadece bunun için..
Peki, bu evrene, istisnasız her birimizin inşa ettiği bu evrene oksijen nerefen gelecek
Temiz bir nefes için oksijen bile kalmadı çünkü nerdeyse..
Efendimiz Muhammed Mustafa Sallellahü Aleyhi ve Sellem'in buyruğu, müjdesi, uyarısı, varlık sebebi olan o cümle olsa gerek..
O cümle ki
İlk nefesten son nefese dek
Milyon eylemimizin tek kıstası olmadığı müddetçe
Bu devasa mağaradan bu devasa karanlıktan bu devasa çürümüşlükten çıkış yok..
Efendimiz'in sözleri ile, "din anlatanlar", "temsil edenler" sosyolojisi de, elbette o yüzde 80'e dahildir..
Nedir Efendimiz'in
buyruğu, müjdesi, uyarısı, varlık sebebi..
"Ben
ancak
güzel ahlâkı
tamamlamak üzere gönderildim"
Bu yolda değil isek, yeryüzünün en karanlık yolundayız
Yol arar isek
Her 1 işimizle, varlığımızla, çıkış buradadır
Zordur,
söz değil, mugâlata değil,
hâl ister, hayat ister, hakikat ister ..
Bağışlanma dileriz
Gayret ve sonsuz mücadele dileriz
Encâmımız hayr olsun 🍀
METİN KÜLÜNK'TEN ÇARPICI FON YOLSUZLUK AÇIKLAMALARI | BU AKŞAM SAAT 21:30'DA
📌 AK PARTİ TARİHİ SINAVDAN MI GEÇİYOR?
📌 SİYASET TOPYEKÜN KİRLENMENİN İÇİNDEN GEÇİYOR.
📌 YURT DIŞINA ÇIKARILAN PARALAR YURDA GERİ NASIL GETİRİLECEK.
🎬 Videonun tamamı bu akşam saat 21:30'da YouTube kanalımızda yayında! Profildeki bağlantıdan bildirimleri açmayı unutmayın.
🎬 https://t.co/XIkWjBSPHt
Hatay’da kaza sonrası başka kaza olmasın diye yola dökülen motor yağının üzerine avuç avuç toprak taşıyan fedakâr polis kardeşim, vazifeni vicdani bir mesuliyet olarak gören hassasiyetin için yürekten teşekkür ediyorum.
Türk polisi; aziz milletimizin huzuru ve güvenliği için her koşulda "önce insan" diyerek fedakârca görev yapmaya devam ediyor.
İyi ki varsınız! 🇹🇷
@TC_icisleri@EmniyetGM
Sabah yazarı Melih Altınok:
"Ulusal tehdit, aile boyu refaha ermiş Fatma Betül Sayan Kaya'nın hiç mi umurunda değil?
Türkiye'nin nasıl bir kuşatma altında olduğunu anlamadı mı da hâlâ milyonlarına milyonlar katmanın derdinde...
Gazetecileri arayıp "ailecek ağlıyoruz" diyeceğine önce bunun cevabını versin.
Fon soruşturmasında oğlunun adı geçen
Hayati Yazıcı'ya ne buyurulur?
Ancak gazetelerde yer alan haberlere göre oğlunun varlık yönetim şirketi varmış. Yani bankaların vatandaşlardan alamadığı borçları satın alıp tahsil ediyormuş.
Elbette eylemlerin sorumluluğu şahıslarındır. Ne var ki Hayati Bey, "Oğlumun ticari eylem ve işlemlerinin legaliteye ve ahlakiliğe uygunluğu konusunda zerre kuşkum yoktur.
Oğlumun işlerinin legal ve ahlaki olduğuna kefilim" dediği için sormak hakkımız.
Rahmetli Alev Alatlı'nın "bir işin legal olması, ahlaki olduğunu göstermez" önermesini hatırlar mısınız?
İktidar üyesi bir siyasetçinin, "Dar gelirli vatandaş ekonomik sıkıntı içindeyken, kara bulut gibi üzerlerine çöken bankaların tahsildarlığına soyunmak, pozisyonum gereği ailemize yakışmaz" demesi gerekmez mi?"
“Cumhurbaşkanı Erdoğan BM'de konuşmadan önce siyonist İsrail heyeti salonu terk etti. Yeni Partili Özgür Özel ve berberindekiler TBMM açılışında salonu terk etti. Yeni Parti ile İsrail aynıdır demiyorum ama kendilerini siyaseten düşürdükleri yer burası."
Ülkemizde yolsuzluk yıllardır konuşulur, çoğu zaman da üzeri kapatılırdı.
Bugün ise futboldan fonlara, belediyelerden iş dünyasına kadar pek çok alanda peş peşe soruşturmalar, isimler ve büyük rakamlar kamuoyunun önüne geliyor.
Bu olumlu bir gelişme. Çünkü yanlışların açığa çıkması, düzelmenin ilk şartıdır. Önemli olan, kim olduğuna bakılmadan herkesin hesap vermesidir.
Dışarıda ise dünya liderleri güvenlik meselelerini görüşmek için temmuz ayında Ankara’daki NATO Zirvesi’nde buluştu. Türkiye’nin uluslararası ağırlığının somut bir örneği.
Böyle bir dönemde muhalefetten daha ciddi bir siyaset bekliyoruz.
Ama Cumhurbaşkanı Meclisin açılışına geldiğinde, muhalefetin bir bölümü çil yavrusu gibi dağılarak salonu terk ediyor.
Diğer tarafta Kemal Bey kendi grubuna ancak locadan bakabiliyor; Cumhurbaşkanı gelince de grubuyla birlikte ayağa kalkmayarak ağırlık koyuyorlar.
Ağırlık koydukları yer koltuk tabii.
Memleketin onca meselesi varken muhalefetin gündemi yine aynı: Erdoğan gelince kim kalkacak, kim oturacak, kim çıkacak?
Anlaşılan, siyasetteki maddi imkânlar daralınca siyaset yapma hevesleri de azalmış.
Dün enteresan bir durum yaşadım. Buradan da yazdım. Yaklaşık 20 dakikada 50 GB internet bitti, 8 ilave 1 GB’ da bitti. Turkcell’i arayıp interneti sınırlı kotaya çevirdim. İzah istediğimde ‘arka planda uygulamaların güncellemesi vs olabilir, biz buradan göremiyoruz’ dediler. Can sıkıcı bir durumdu. Buradaki paylaşımımı gören bir arkadaşım aradı, kendisinin de benzer bir şey yaşadığını söyleyip birkaç soru sordu ⬇️
Kanıksadık belki, onun için çok fazla ilgilenmiyoruz.
Ancak;
Ekrem İmamoğlu'nun atadığı Kültür A.Ş Müdürü Murat Abbas, bugün mahkeme huzurunda kirli çarkı ayrıntıları ile anlattı.
Rüşvet, yolsuzluk, Murat Ongun tarafından yapılan yetki gaspları, neler var neler...