Gelin, önlüğümüzü alın bakalım.
Bizler, kendi bilim alanlarına sahip meslek gruplarıyız.
Sağlıkta kalite diyorsanız ve kaliteli istiyorsanız, her birimizin sisteme aktif katılımını istiyorsanız; multidisipliner ekipten bahsediyorsanız, o halde samimiyetinizi her alanda gösteriniz.
Bugün bizim donanımımız hastanın sağlığına doğrudan etki edip fayda sağlayabiliyorsa,
meslektaşlarımız dünyanın dört bir yanında — Bakan Bey’in de sıkça ifade ettiği gibi — sağlık bilgisini geliştirmek adına bilimsel çalışmalar yapıyor ve literatüre katkı sunuyorsa,
artık bizi görmezden gelemezsiniz.
Kaçak oynamayınız.
Biz bu önlüğü bir ayrıcalık için değil, emek ve bilim için giyiyoruz.
Sağlık Bilimleri Lisansiyerleri bu mücadelenin tam ortasında.
@drmemisoglu@SaglikMP@saglikbakanligi@kamusaglis@sbsggm
Kamuoyuna ve Değerli Sağlık Mensuplarına Duyurumuzdur
29.03.2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan “Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik” ile ilgili olarak, bazı uzmanlık derneklerinin yaptığı açıklamalar ne yazık ki kamuoyunu yanıltıcı, bilimsel temelden uzak ve yasal gerçeklerle çelişen ifadeler içermektedir.
Bu nedenle, hem meslektaşlarımızı hem kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğumuzla aşağıdaki düzeltmeleri yapmak zorunlu hale gelmiştir:
🔹 1. “Fizyoterapistler ancak hekim gözetiminde çalışabilir” iddiası tamamen yanlıştır.
Fizyoterapistler, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un Ek 13. Maddesi kapsamında bağımsız mesleki uygulama hakkına sahip sağlık meslek mensuplarıdır.
Yıllardır özel merkezlerde, hastanelerde ve evde bakım hizmetlerinde bağımsız olarak hizmet vermekte, sağlık sistemi içinde etkin rol üstlenmektedirler.
Bu yetkinliği yok sayan ifadeler yalnızca gerçeği çarpıtmakla kalmamakta, aynı zamanda fizyoterapistleri itibarsızlaştırma amacı taşımaktadır.
🔹 2. “Fizyoterapistler tarafından yapılacak uygulamalar halk sağlığını tehlikeye atar” söylemi, bilim dışı ve mesnetsiz bir iddiadır.
Fizyoterapistler, lisans düzeyinde 4 yıllık bir sağlık eğitimi alarak mezun olan, klinik bilim temelli uygulamalar yapan ve uluslararası literatürde yeri olan profesyonellerdir.
Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm gelişmiş ülkelerde fizyoterapistler, bağımsız uygulayıcılar olarak çalışmakta, hastaların fonksiyonel yaşam kalitesini artırmaktadır.
Bu meslek grubuna “sakatlık yaratır” veya “geri dönülmez zarar verir” gibi iddialarda bulunmak hem etik dışıdır hem de meslekler arası nefreti körükleyici niteliktedir.
🔹 3. “Bu yönetmelik denetlenemez alanlar yaratıyor” iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır.
Yönetmelikte sağlık meslek mensuplarının çalışabileceği alanlar, uyması gereken standartlar, kullanılabilecek cihazlar ve yetki sınırları açıkça tanımlanmıştır.
Ayrıca her sağlık meslek mensubu gibi fizyoterapistler de Sağlık Bakanlığı’nın denetimi altındadır.
Bu kurumlar ruhsatlıdır ve denetim dışı alanlar oluşturmamaktadır.
🔹 4. Tıp dışı meslek gruplarının hak kazanması, tıp uzmanlarının hakkını ortadan kaldırmaz.
Mesleklerin gelişmesi, birbirinin alanını çalmak değil; toplum sağlığına birlikte hizmet etmenin önünü açar. Bugün binlerce fizyoterapist, fiziksel tıp hekimleriyle tam bir iş birliği içinde, ekip ruhuyla çalışmaktadır.
Ne yazık ki bu yönetmelik sayesinde fizyoterapistlerin yıllardır beklediği bağımsızlık hakkı tanındığında, bazı hekim gruplarının bunu kendi alanlarına tehdit gibi görmesi mesleki dayanışma adına kaygı vericidir.
🔹 5. Bu açıklamalar, hem sağlık çalışanları arasında ayrımcılığı körüklemekte hem de kamuoyunu yanıltmaktadır.
Bu tür ifadeler, özellikle halk sağlığını düşündüğü iddiasıyla kamuoyunu yönlendirme amacı taşısa da gerçekte kendi mesleki ayrıcalıklarını koruma çabasıdır.
Sağlık sisteminin güçlenmesi için tüm sağlık meslek mensuplarının eşit haklara, etik temelli iş birliğine ve mesleki saygıya ihtiyacı vardır
📌 Sonuç olarak;
Türkiye Fizyoterapistler Derneği olarak:
•Bilimsel, etik ve hukuki temellerle desteklenmeyen bu açıklamaları kabul etmiyoruz.
•Yönetmeliğin halk sağlığına zarar verdiği yönündeki iddiaların spekülatif olduğunu,
•Meslekler arası çatışma değil, dayanışmanın sağlık sistemini geliştireceğini,
•Ve fizyoterapistlerin mesleki haklarının yasal zeminde güvence altında olduğunu tüm kamuoyuna ilan ederiz.
Tüm meslek kuruluşlarını, bu ülkenin sağlık sistemine katkı sunmak isteyen fizyoterapistlere karşı düşmanca değil, iş birliğine açık bir dille yaklaşmaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
K. Zafer Aksungur
Türkiye Fizyoterapistler Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
@TFD1969@saglikbakanligi@drmemisoglu@suayipbirinci
ÜNVAN DEĞİŞİKLİĞİ SINAVI ANAYASAYI İHLAL ETMEKTEDİR.
Bir konuyu açıklığa kavuşturmakta fayda var. Ünvan Değişikliği Sınavı kamuya hiç atanamamış beyaz yaka mesleklere yapılan en büyük haksızlıktır. Bazı sendikalar eskiden beri gelenek haline getirdiği bu haksızlıkları, hakmış gibi göstermeye devam edip, bu girişimleri gurur duyarak anlatmaya devam etmektedir.
Şunu özellikle belirtmek istiyorum ki bir şekilde mevzuatın tanıdığı bu haklardan yararlanan arkadaşlarımızı dışlamak ya da farklı bir grupta kategorize etmek gibi bir düşüncemiz asla yoktur.
Ancak bunun da bir haksız rekabet ortamı yarattığı inkar edilemez. Teknisyen, tekniker, ebe, hemşire vb gibi bir çok meslek, meslektaşlarımıza kıyasla daha kolay atanıp ardından bölümlerimizi okuyup, Ünvan Değişikliği Sınavı’ na girmektedir. Bu üniversite bahsi başlı başına bir tartışma konusu aslında ancak burada bundan bahsetmiyor olacağım.
Bu bağlamda liseden üniversiteye başka bir bölüm vs bitirmeden, direkt olarak geçen ve Sağlık Lisansiyeri meslek mensubu olan arkadaşlarımızın atanacağı kadrolar engellenecektir.
Burada hak olan mesleklerimize böyle kolay yoldan atanmak değil tekrar KPSS sınavı ile yeni bir atamaya dahil olunması olmalıdır. Aslında Sağlık Lisansiyerleri bu kara düzen KPSS sarmalından kurtulup farklı bir sistematikle ataması yapılması gereken bir zümredir. Ancak bu da farklı bir tartışma konusudur.
Ayrıca Sağlık Lisansiyeri meslek mensubu olmanın da maddi olarak “kayda değer” farklılığı da yoktur.
Zaten Sağlık Lisansiyerleri ile maddi olarak neredeyse aynı kazanan diğer meslek grupları, bir de tekrar Lisans KPSS’ye girmeyip rahatça bir çok istihdam bekleyen arkadaşımızın yerine yerleşme şansı bulmaktadır. Halbuki bu arkadaşlarımız zaten memurlardır.
Bu bağlamda bu projenin yıllar öncesinde, belirli sendikaların alt tahsil grubu üyelerinin gözlerini boyamak amacıyla, bu sendikaların yıllardır yönetimlerine gelen kişilerin eliyle hazırlandığı bariz belli olmaktadır.Tüm bunlar düşünüldüğünde bu sendikal figürler, maalesef akla, mantığa, akademiye ve çağdaş bir sisteme asla uymayan bir sınav ile bunu kazanım gibi göstermiş ve bununla övünmüşlerdir.
Tekrar belirtiyorum ve altını çiziyorum. Bu yolu kullanan kullanmış veya kullanacak olan meslektaşlarımızı kırmak gibi bir derdimiz yoktur. Böyle bir hak verildiyse değerlendirilmesi çok olağan ve mantıklıdır. Ancak bunun bir haksız rekabet ortamı oluşturduğu inkar edilemez. Hiç atanmamış ancak atanmayı bekleyen meslektaşlarımızı mağdur etmektedir. Ve bu durum anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır.
LİSANSİYER-SEN, iş bilmez ve tahsili yetmez sendikaların, mesleklerimizin yok ettikleri itibarını yeniden kazanacak ve Sağlık Lisansiyeri meslek mensubu olmanın her anlamda kıymetli olduğu bir ortamı yaratmak için var gücüyle çalışacaktır.
Doğru bir tanedir.
💪🏻💪🏻💪🏻 @lisansiyer_sen@kamusaglis #fizyoterapist #diyetisyen #dilvekonuşmaterapisti #psikolog #odyolog #veterinerhekim #sosyalçalışmacı #çocukgelişimi #ergoterapist #sağlıkfizikçisi #biyolog #gerontolog
@osmkya06 Neden bu kadar adaletsiz , düşüncesizsiniz. Burada memurlar bırakıyor da,özelde çalışan anneler bırakmıyor mu çocuğunu ? @csgbakanligi@osmkya06
Fizyoterapist, hastalık durumları dışında, kişilerin fiziksel aktivitelerini düzenlemek ve hareket kabiliyetlerini arttırmak için mesleğiyle ilgili ölçüm ve testleri yaparak kanıta dayalı koruyucu ve geliştirici protokolleri belirler, planlar ve uygular. 1219 sayılı kanunda tamda 1.basamakta Fizyoterapistin ne kadar önemli bir meslek olduğu belirtilmiştir. Fizyoterapistler halkımızı henüz hastalanmadan sizleri bir çok hastalıktan korumak için yetkili tek meslektir. Fizyoterapist olmayan ve merdiven altı çalışan kendilerini terapist olarak tanıtan kişilerden uzak durunuz. Ayrıca Besyo mezunu, antrenör gibi meslekler hastalık vb gibi durumlardan koruyucu herhangi bir fiziksel aktivite tavsiyesi veremez, bunu yaparlarsa suç işlerler. Kanunda geçtiği üzere fizyoterapist ünvanını kullanan ya da bu ünvanın gerekliliklerini yapmaya çalışıp insanları yanlış yönlendiren kişiler hakkında suç işlediği belirtilmiş ve ceza hükümleri net olarak çizilmiştir. (Diploması veya meslek belgesi olmadan bu maddede tanımlanan meslek mensuplarının yetkisinde olan bir işi yapan veya bu unvanı takınanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve ikiyüz günden beşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. )
Fizyoterapistin koruyucu sağlıkta koruyucu rehabilitasyonda etkin, yetkin ve tek meslek olduğu belli olduğuna göre @saglikbakanligi artık #CBFizyoterapistAta
@lisansiyer_sen@SaglikMP@kamusaglis@FztPlatform@drmemisoglu@tcbestepe
2024 yılında, bilim çağında ülkemize yakışmayan, mevzuat dahilinde Sağlık Lisansiyerlerinin meslek alanlarına farklı meslekleri tabiri caizse yamamaya çalışmak bilim ve akademiye aykırıdır.
İlgili eğitimde; beslenme ve beslenme hijyeniyle ilgili DİYETİSYEN, çocuklarımızın gelişimi ile ilgili ÇOCUK GELİŞİMİ UZMANI, çocuklarımıza psikososyal bilgilendirme için PSİKOLOG ve SOSYAL ÇALIŞMACI, çocuklarımızın postür, duruş bozukluğu ve fiziksel kapasiteleri için FİZYOTERAPİST, işitme sağlığı için ODYOLOG, konuşma bozuklukları için DİL VE KONUŞMA TERAPİSTİ… meslekleri ile iş birliği yapılarak planlama yapılmalıydı.
Sağlık Bakanlığı yetkililerinin, bürokrasisinin, il sağlık müdürlüklerinin ve hastane yönetimlerinin artık Sağlık Lisansiyerlerinin mesleki alanlarının farkına varması gerekmektedir. Etik ve bilim dışı bir şekilde bu alanlara alakasız ve bilgisiz meslekleri, sözde “eğitimlerle” yetkilendirmenin herhangi bir izahı olamaz. Bunlara ek olarak alt öğrenim grubu mesleklerin bu şekilde yanlış uygulamalarla yetkilendirildiğini de görüyoruz. Sağlık Bakanlığı asla ve asla bilim ve akademi yolundan sapmamalıdır. Bu bağlamda yapılan bu yanlışın düzeltilmesi gerekmektedir.
Bu yanlış, dolaylı olarak meslektaşlarımızın İSTİHDAM konusunda mağduriyetini doğurmakta ve halkımızın nitelikli sağlık hizmetine ulaşımını engellemektedir.
@lisansiyer_sen@kamusaglis@SaglikMP@drmemisoglu@suayipbirinci@kursatkirbiyik@saglikbakanligi@sbsggm@sbkhgm@yhgmsb@halksagligigm@sagliklicozum@drtopaloglu@dryasinerkoc@vedatbilgn
Her zaman her sıkıntınızda yanınızda olan, herşeyi rahatlıkla sorup cevap aldığınız biz fizyoterapistler hakkımızı aramak için #AnkaradaBuluşuyoruz@TFD1969
Gerek kamu hastanelerinde çalışan, gerek özel sektörde çalışan
Fizyoterapistler olarak lisans mezunu olmayı bir ceza gibi yaşamak İSTEMİYORUZ!
Lisans mezunu olmanın adil bir şekilde maddi ve manevi mesleki haklarını almak İSTİYORUZ..#AnkaradaBuluşuyoruz
Gerek kamu hastanelerinde çalışan, gerek özel sektörde çalışan Fizyoterapistler
lisans mezunu olmayı bir ceza gibi yaşamak istemiyor.
Lisans mezunu olmanın adil bir şekilde maddi ve manevi haklarını almak istiyor.
Hastanelerde başhekime doğrudan bağlanmak, özel sektörde ⬇️