29 yaşında hayata veda eden Nilgün
Marmara’dan şöyle bir alıntı.
“Keşke benimde karşımda zorluğa rağmen dimdik duran ve beni sevebilen biri olsaydı. İnsan tek başına dağ olamıyor bazen.”
bir arkadasim var bana tripli farkindayim ama asla sormayacagim sebebini 25 yasini geckin insanlarin bir sorun oldugunda direkt soylemeyi karsidaki insanın surekli peslerinden kosmayacaklarini ogrenmeleri gerekiyo cunku
6 aylık iş hayatı tecrübeme dayanarak söylüyorum ki insanlar birbirini hic sevmiyor yani gercekten kimse kimseyi hic sevmiyor ama 10 yıl aynı yerde calısmıslar şakalaşıyolar falan nefret ediyolar birbirlerinden ama corba iciyolar sabah beraber
şu an Ankara'da mesaisi bitmek üzere olan ve otobüse-metroya binmesi gereken insanların stresini damarlarımda hissediyorum çünkü çoğumuz aynı durumdayız. ne yazık ki biz 2016'da "bu saatte patlamaz herhalde" diyerek ofisten çıkmaya çalışıyorduk, öyle lanet olası bir zamandı. dön dolaş yine yaşadığımız şeylere bak!
Hava 49°. Ben evdeyim pervanenin karşısında terliyorum. Çadırda ve konteynırda yaşayan insanları düşündükçe deliriyorum. Burasını gözden çıkardıkları geliyor aklıma. Öfkem bileniyor. Deprem günü de görmezden gelinmiştik. Şimdi tamamen unutulduk.
#HatayÖzelAfetBölgesiİlanEdilsin
Henüz 29 yaşındayken intihar ederek yaşamına son veren Nilgün Marmara,
“Bak bu yara annemden, işte bu babamdan, buradaki ilkokul öğretmenimden, haaa şu en derin olan mı onu ben açtım bilmeden. En çok da o acıtıyor canımı, en çok o kanıyor. “ diye yazmıştı şiirinde.
Ankara Bişkek Caddesi'nde yürürken karşıma çıktı. Direkt girdim içeri. İşletenler benim mahallemdenmiş, deprem sonrası iki kadın ayakta kalmaya çalışıyorlar. Destek olmak isterseniz çıkın çıkın gidin.