Sn. İçişleri Bakanı,
Ne ben ne partimden bir başka yönetici, insanları sokağa, şiddete davet etmiyor.
Partimizin üyelerini kendi binasına almayan, insanları sokakta bırakan, böyle yaparak bir güvenlik sorunu yaratan, kanunsuz emirle devletin polisini vatandaşla karşı karşıya getirmeye çalışan sizlersiniz!
İl Başkanlığımız, Cumhuriyet Halk Partililerin baba evidir, evimizi ablukaya almak haneye tecavüzdür.
Millet sizden, algı operasyonu değil, devlet adamlığı bekliyor.
İşinizi yapın, hukuka uyun, derhal evimizin önünden çekilin.
Ben kimsenin burnu kanamasın diye üstüme düşeni yapıyorum, siz de yapın.
CHP İstanbul İl binamız halkın evidir.
CHP üyelerinin CHP il binasına gelmesi gösteri, yürüyüş ya da eylem değildir. Suç, hiç değildir. En doğal hakları ve görevleridir.
Üyelerimizin kendi evlerine gelmesinin engellenmesi suçtur.
Bir adet Asliye Hukuk Hakimi binlerce CHP’linin oyuyla seçilmiş, YSK’dan mazbata almış il başkanını paşa gönlüne göre görevden alamaz. Yerine herhangi birini ya da böyle haysiyetsiz bir görevi kabul edecek kadar özsaygısını yitirmiş kağıt üstüne bir partiliyi kayyum diye atayamaz.
Yurttaşların protesto hakkını nasıl ve ne için kullanacağını tayin etmek bir adet valinin haddi de hakkı da değildir. Anayasal protesto hakkını kullanmayı, halkı bu hakkı kullanmaya çağırmayı “suç” olarak lanse edip anayasayı alenen askıya almaya kalkmaksa suçtur.
Sadece “İstanbulumuzda” değil tüm ülkemizde “birlik ve beraberliğin” sağlanmasının teminatı toplum sözleşmesi olan Anayasanın kendisidir. Anayasayı, seçme ve seçilme hakkını, siyasi faaliyet hakkını askıya alan her türlü girişime karşı direnmek her yurttaşın hakkı değil aynı zamanda birincil sorumluluğudur.
Parti heyetimizle birlikte CHP İstanbul İl Başkanlığına geçiyoruz.
Çünkü kurtuluş yok tek başına
ya hep beraber
ya hiç birimiz.
İmamoğlu'nun tutuklanmasına hala 'bağımsız yargı işini yapıyor' diyenler, siz alemi embesil mi sanıyorsunuz?
Bu adam İBB'yi ilk kazandığında uydurma itirazlarla mazbatasını aldınız, seçim tekrarlattınız. Tüm gerekçeler uyduruk çıktı. Bağımsız yargı mıydı?
İBB'ye AKP döneminde 100 teftiş yapılırken İmamoğlu döneminde 1030 teftiş yapıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Pandemi dönemi İBB'nin zor durumdakiler için topladığı bağış kampanyasına yasak geldi, banka hesabına bloke koyuldu. Bağımsız yargı mıydı?
Galata Kulesi, Gülhane Parkı'nın arka bahçesi, Gezi parkı, daha bir sürü yer İBB'den alınıp bakanlıklara ve vakıflara verildi. Bağımsız yargı mıydı?
Her şeyi hazır metro projeleri senelerce imzada bekletildi. Bağımsız yargı mıydı?
Tüm kamu kurumları Hamidiye Su alırken, İBB muhalefete geçince ambargo uygulandı. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu ikinci kez aday olduğunda 17 bakan işini gücünü tamamen bırakıp İstanbul'da yatmaya başladı. Tüm kamu kaynakları rakibinin kampanyasına kullanıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Kent lokantasını beğendi diye gurmeye bile inceleme başlatıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Sahillerdeki kaçak kafeler yıkılırken kolluk kuvvetleri önüne siper edildi. Bağımsız yargı mıydı?
Bir 'ahmak' lafı yüzünden siyasi yasak istendi. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu'nun 35 yıl önce aldığı, daha önce de şikayet edilen ve üniversiteden 'usule uygundur' kararı çıkmış diploması baskıyla iptal edildi. Bağımsız yargı mıydı?
Yıllardır hiç akıllara gelmeyen 'SGK borçları' belediyelerin neredeyse hepsini muhalefet alınca akla geldi. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu'na açılan her soruşturmada 8 bin bilirkişi arasından ne hikmetse hep aynı ismin atandığı ortaya çıktı. İmamoğlu bunu söyledi diye bir dava daha açıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Gelin "İmamoğlu oy oranı sürekli arttığı için, kimle ittifak yaparsak yapalım yenmemiz zor göründüğü için, iktidarımızın devamına büyük tehdit olarak gördüğümüz için tutuklandı" deyin. Bağımsız yargı masalı anlatarak komik duruma düşmekten de her gün ne uydursak diye düşünmekten de kurtulun. Yaptığınız darbeye sahip çıkın.
AKP seçmeni zannediyor ki; bu kadar insan, Ekrem İmamoğlu yargılandığı için sokakta.
Hayır.
Depremzedelere parayla çadır satan Kızılay Başkanını yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi şirketinden, kendi bakanlığına, fahiş fiyata dezenfektan satan Ticaret Bakanı’nı yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi parti yöneticinizin “Ankara’yı parsel parsel sattı” dediği Melih Gökçek’i yargılamadığınız için sokaktayız.
Muhaliflere ‘terörist’ yaftası vururken, bebek katilini Gazi Meclis’e davet ettiğiniz için sokaktayız.
Foyalarınızı ortaya çıkartan gazetecileri hapse tıkarken, ekranlarda iftira üstüne iftira atan, hakaret üstüne hakaret eden maymunları mükafatlandırdığınız için sokaktayız.
Sarıklı, cübbeli amirali jet hızıyla emekli ederken Cumhuriyet’e bağlılık yemini eden teğmenleri ihraç ettiğiniz için sokaktayız.
Vatandaşın belini ek vergilerle bükerken 5 müteahhitinizin milyarlarca liralık vergi borcunu affettiğiniz için sokaktayız.
Yüzlerce suç kaydı bulunan çete üyeleri elini kolunu sallayarak dolaşırken Ümit Özdağ’ı tutukladığınız için sokaktayız.
Evimizde oturken yazıp çizerek, video çekerek de derdimizi anlatmaya çalıştık ama duymadınız.
Sesimizi duyun diye sokaktayız.
İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun kararı HUKUKSUZDUR.
Böyle bir karar alma yetkileri yoktur. Yetki, sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’ndadır. Bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap verecekleri günler yakındır. Adalete, hukuka ve demokrasiye susamış milletimizin yürüyüşü durdurulamayacak.
Kurtuluş Yok Tek Başına!
Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu:
“Bir subay, ‘Mustafa Kemal’in askeriyiz’ diyemiyorsa, Cumhuriyet’e bağlı olamaz.
Mustafa Kemal’in askeriyim diyemeyen bir asker, ya bir tarikatın mürididir ya da vatana millete bağlı değildir.”
Ekrem İmamoğlu, görev süresi boyunca 8'i kız öğrenci yurdu, 6'sı erkek öğrenci yurdu olmak üzere İstanbul'a 14 yurt kazandırdı.
AKP yönetimindeyken İBB'nin öğrenci yurdu YOKTU.