VAN YYÜ REKTÖRÜ HAMDULLAH ŞEVLİ VE YEĞENİ ENES ŞEVLİ’DEN SONUNDA DNA ÖRNEĞİ ALINDI!
Derhal alınan DNA örnekleri Rojin’in bedeninde bulunan 2 erkek DNA’sı ile karşılaştırılsın!
Rojin için gerçek adaleti ısrarlı mücadelemizle sağlayacağız.
Onur Ayı’nda yasaklananlar listesinde olmak onurumuzdur.
Hesabımız, paylaşımlarımızda LGBTİ+ ifadesi yer aldığı nedeniyle BTK karaıyla Türkiye'den erişime engellendi.
Yeni X hesabımız: @cs_mucadele2
Mücadelemizden, haklarımızdan vazgeçmiyor, umudu birlikte büyüyoruz!
Varoluşumuzu kutladığımız, dayanışmayı büyüttüğümüz bu ayda, daha önce toplumsal mücadeleyle geri çektirilen LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin yeniden gündeme taşındığı basına yansıyor.
Taslakta;
• Cinsiyet uyum süreci için yaş sınırının 25'e çıkarılması ve ek koşullar getirilmesi,
• Cinsiyet uyum sürecine ilişkin tıbbi müdahaleler nedeniyle hem hekimlerin hem de kişilerin cezalandırılması,
• "Hayasızca hareketler" suçunun kapsamının genişletilmesi ve cezasının artırılması,
• "Biyolojik cinsiyete aykırı davranışları teşvik etmek" şeklinde yeni bir suç tanımı oluşturulması,
• Aynı cinsiyetten kişilerin nişan veya evlilik törenlerinin cezalandırılması
gibi düzenlemeler yer alabileceği ifade ediliyor.
Aylar süren mücadeleyle geri çektirdiğimiz nefret politikalarının Onur Ayı'nda yeniden gündeme getirilmesi tesadüf değil. Bu girişimler, LGBTİ+’ları hedef göstererek toplumu kutuplaştırma siyasetinin bir parçası.
Bir kez daha söylüyoruz: Varoluşumuz suç değil!
LGBTİ+’ların yaşamlarını, ifade özgürlüğünü, örgütlenme hakkını ve bedensel özerkliğini hedef alan bu tasarı aynı zamanda insan haklarına, hukuka, bilime ve eşit, özgür bir yaşama yönelmiş de bir saldırı.
Bu saldırılara karşı durmak hepimizin ortak sorumluluğu.
Daha önce kazandık, yine kazanacağız. Haklarımıza yönelik her saldırının karşısında durmaya, dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.
🏳️🌈 Onur Ayı'nın gücüyle bir kez daha ilan ediyoruz:
Ayrımcılığa, nefrete ve şiddete karşıyız. Birbirimizden, hayatlarımızdan, mücadelemizden vazgeçmiyoruz ve umudu beraber büyütüyoruz. ✊🌈
#CinselŞiddetleMücadeleDerneği
Bu defa Bilgi Üniversitesi Klinik Yüksek Lisans öğrencileri ile Değişim Benimle Başlar dedik. Cinsel istismara ilişkin bilgi ve farkındalık sahibi olmayı mesleki ve etik sorumluluk olarak gören bu ekibe davetleri için teşekkür ediyoruz.
#CinselŞiddetleMücadeleDerneği
#DeğişimBenimleBaşlar
❓ Şiddet uygulayanlara yönelik programlar neler?
Bu programların kadınlara yönelik şiddet ile mücadeledeki önemi ne?
İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun bu konuda ne öngörüyor?
Şiddet Uygulayanlara Yönelik Programlar için Avrupa Standartları neler?
Türkiye'de mevcut durum ne ve programların etkili olması için nelere dikkat edilmeli?
🔴 Tüm bu soruların yanıtları bilgi notumuzda! Şiddet Uygulayanlara Yönelik Programların Kadınlara Yönelik Şiddet ile Mücadeledeki Önemine yakından bakıyoruz.
Bilgi notumuzu incelemek için 👇
https://t.co/g0CqsdMLXV
#DeğiştirmekElimizde
Türkiye insan hakları hareketine büyük emekler vermiş değerli arkadaşımız Murat Çekiç’i, aramızdan ayrılışının 3. yılında saygı ve özlemle anıyoruz. #MuratÇekiç
Daha önce birden çok kez geri püskürttüğümüz nefret yasaları bu kez de 12. Yargı Paketi olarak karşımıza geldi. Bizler yine mücadelemizle dayanışmamızla ve direncimizle, kadınlar ve LGBTİ+lar olarak bizleri güvencesiz bir hayata mahkum etmeyi hedefleyen, yaşamımızı kriminalize etmeye çalışan 12. Yargı Paketi’ne, nefreti yasalaştırma girişimlerine karşı bir aradayız! Sokakta, mecliste, ayak bastığımız her yerde sesimizi, sözümüzü çoğaltmaya devam ediyoruz.
Biliyoruz ki hayatlarımızı, kazanılmış haklarımızı gasp etmeye yönelik kararları bize dayatan sistem ancak bir arada, yan yana durduğumuz müddetçe, tıpkı daha önce olduğu gibi, geri adım atacak. Tüm toplumu disipline etme amacı güden maddeler içeren 12. Yargı Paketi’ne karşı nefret politikalarının karşısında "sen, ben, biz, birbirimizin çaresiyiz" diyerek korkunun, baskının, umutsuzluğun yerine yaşamı, özgürlüğü, umudu büyütmeye inanan herkesi mücadelemizde bizimle dayanışmaya çağırıyoruz.
Direncimizle, birbirimizden aldığımız güçle “Nefret yasasına hayır!” diyoruz.
🟣 #NafakaGerçekleri - 9
❓ Nafaka süreli hale getirilirse geçmişte hükmedilmiş olan nafakalar kesilir mi?
Kesinlikle kesilmemesi gerekir.
Çünkü:
⚖️ Hukuk sisteminde genel kural kazanılmış hakların korunmasıdır.
Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları geriye yür��mez (Anayasa madde 153).
Yapılacak düzenlemenin geriye dönük uygulanması hazırlıkları var
İktidarın nafaka yasa değişiklikleri ile ilgili olarak basına verdiği bilgilere göre, yoksulluk nafakasında yapılacak değişiklikler, kanun yolu incelemesinde olanlar dahil olmak üzere görülmekte olan tüm davalarda da uygulanacaktır.
📌 Kısacası sadece açılacak davaları değil hangi aşamada olursa olsun açılmış tüm nafaka davalarını etkileyecek.
⚠️ Kazanılmış nafaka hakları da tehlikede
Yasa değişikliği yapılırsa, bundan daha önce açılıp kesinleşmiş davalar da etkilenecek. Eski nafakalar da yasa çıktıktan sonra sadece 1 yıl daha ödenecek.
👉 Şu anda yasa değişikliği tartışmalarından haberi olmayan binlerce kadın yasa değiştikten bir yıl sonra birdenbire nafakasız kalacak.(Geçici md.1/)
#NafakaHaktır #YasalaraDokunmaUygula
“Yargı Paketi Değil Gasp Paketi!��� demek için Beşiktaş’tayız. Nafaka hakkımızdan, boşanma hakkımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz. Kadınlara, LGBTİ+lara ve çocuklara yönelik hak gasplarını torba yasalarla gizlemeye çalışan 12. Yargı Paketi’ne itiraz ediyoruz!
Nafaka ve boşanma hakkımıza, LGBTİ+ların varoluşuna ve çocukların haklarına yönelik saldırıları kabul etmiyoruz. Torba yasalarla haklarımızı gasp etmelerine izin vermiyoruz.
Halk düşmanı 12. Yargı Paketi’ne hayır!
Çıplak Arama İşkencedir, Cinsel Şiddettir!
*Bu içerik bazı kişiler için tetikleyici olabilir.
Gözaltında uygulanan çıplak arama, hem vücut dokunulmazlığı hakkının ihlali hem de insan onuruna aykırı; kişiyi aşağılamayı ve sindirmeyi amaçlayan, cinsel dokunulmazlığı ihlal eden bir cezalandırma yöntemidir.
Sosyal kimlikleri hedef alan, aşağılayıcı ve ayrımcı sonuçlar doğuran bu uygulama, işkence ve kötü muamele yasağının açık ihlali niteliğindedir ve hiçbir koşulda rutin bir gözaltı işlemi olarak gösterilemez ya da meşrulaştırılamaz; derhal son verilmelidir.
Çıplak arama bir güvenlik tedbiri değil, hak ihlalidir.
Çıplak aramaya maruz bırakılan herkesin yanındayız!
#ÇıplakAramaCinselŞiddettir
#ÇıplakAramaİşkencedir
#CinselŞiddetleMücadeleDerneği
Bizler biliyoruz ki sorun nafaka değil. Sorun; kadınları güvencesizliğe, yoksulluğa ve “erkeklere” bağımlı bırakmaya amaçlayan eşitsiz toplumsal düzen.
Nafaka hakkını tartışmaya açanlar, kadınların ücretsiz bakım emeğini, kayıt dışı çalıştırılmasını, ücret eşitsizliğini ve kadın yoksulluğu neden konuşmamaktadır?
CŞMD olarak bir kez daha ilan ediyoruz:
Nafaka hakkı pazarlık konusu değildir.
Bugün Nafaka hakkımıza saldıranlar, yarın miras haklarımıza el uzatmaya kalkacak! İzin vermeyeceğiz!
#NafakaHaktır #CinselŞiddetleMücadeleDerneği
Dün İstanbul Sözleşmesi
Bugün Nafaka
Yarın Miras Hakkı mı?
Yıllardır haklarımızı parça parça gasp eden düzene teslim olmayacağız!
Kadınların yıllardır mücadele ederek kazandığı haklar bir kez daha hedef tahtasında. Nafaka hakkına yönelik saldırılar, kadınların yaşamlarını, ekonomik bağımsızlıklarını ve şiddetten uzak bir hayat kurma imkanlarını doğrudan tehdit ediyor.
Nafaka, iddia edildiği gibi kadınlara tanınmış bir “ayrıcalık” değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı ekonomik sonuçlara karşı geliştirilmiş asgari bir güvence. Kadınların ücretsiz bakım emeğini üstlendiği, istihdama erişimde ayrımcılığa uğradığı, daha düşük ücretlerle çalıştırıldığı ve derin yoksulluğun bu kadar yaygınlaştığı bir düzende nafaka hakkını hedef almak, eşitsizliği derinleştirmekten başka bir anlam taşımaz.
Bugün nafaka karşıtı söylemlerle yaratılmaya çalışılan algı, kadınların boşanma sonrasında erkeklerin sırtından geçindiği yönündeki cinsiyetçi önyargılara dayanır. Oysa gerçekler bunun tam tersini gösteriyor. Nafaka alan kadınların büyük çoğunluğu düşük miktarlarda nafaka alır, önemli bir kısmı ise hükmedilen nafakayı dahi tahsil edemez. Buna rağmen nafaka hakkının hedef alınması, kadınların ekonomik güvencelerinin ortadan kaldırılması ve onları yoksulluğa mahkûm etme girişimidir.
#NafakaHaktır
#CinselŞiddetleMücadeleDerneği
Kadınları evliliğe ve ekonomik bağımlılığa mahkum eden, ev içi emeği görmezden gelen, genelgeçer cinsiyet normlarına uymayı zorunlu kılan 12. Yargı Paketi'ne itiraz ediyoruz.
Gasp edilmek istenen haklarımıza sahip çıkmak için ülkenin dört bir yanında sokaktayız, bir aradayız!
Bir anneyi çocukları üzerinden denetlemeye, tehdit etmeye ve bedeni üzerinden aşağılamaya çalışanlara bir kez daha hatırlatıyoruz: Çıplak arama cinsel işkencedir, insan onuruna yönelmiş bir saldırıdır ve işkence suçlarında zaman aşımı yoktur!
Dün İBB dosyası olarak bilinen ve İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen yargılamada, sanık Fatoş Pınar Türker’in gözaltı aşamasında maruz kaldığı çıplak arama işkencesini beyan etmesine dair açıklamamızdır.
Çıplak arama işkencedir!
Yoksulluk nafakası kamuoyuna anlatıldığı gibi “ömür boyu”, “koşulsuz” ve “sonsuz” değildir.
Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde geçen “süresiz” ifadesi, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen tarafın yoksulluğu devam ettiği sürece korunması anlamına gelir.
Kadınlar kendi deneyimlerinden, gerçek nafaka hikayelerini okuyabilirsiniz. Neden nafakanın bir hak olduğunu, neden yoksulluğa düşen tarafın çoğunlukla kadınlar olduğunu, iş girememenin ve bütün evin işlerini yıllarca yapmanın ne demek olduğunu bu anlatılarda görebilirsiniz.
🟣Nafaka Hakkı Kadınların Yaşam Güvencesidir
🔻Kadınların mücadelesinin onlarca yıllık emeğiyle kazanılmış haklara yönelik saldırılar durmak bilmiyor. Her yıl sayısız kadının şiddete maruz kaldığı, katledildiği, boşanma davası açan kadınların öldürüldüğü ülkemizde kadın haklarına bir darbe de Anayasa Mahkemesi’nden geldi. Anayasa Mahkemesi, Medeni Kanun'da yer alan nafakada "süresiz" ibaresini sanki koşulsuz ve ebedi gibi empoze eden erkek egemen aklın ve iktidarın talebine paralel biçimde iptal kararı verdi. "Süresiz" ibaresi, nafakanın sonsuza dek ödeneceği anlamına gelmez; yalnızca ihtiyaç devam ettiği sürece korunan bir güvenceyi ifade eder. AYM, zaten sınırlı koşullara bağlı olan bu düzenlemeyi, sanki haksız bir ayrıcalıkmış gibi göstererek iptal etmiştir. Oysa ağır kusurlu olmamak ve yoksulluğa düşmek koşuluyla nafaka verilir. Nafakaya ihtiyaç olmadığı ispat edildiğinde nafaka kaldırılır. Bu karar kadınların ekonomik bağımsızlığını hedef alan, erkek egemen siyasi iradenin yargıya yansımasıdır.
İptal edilen şey bir ayrıcalık değil; evlilik boyunca kadının sırtına yüklenen karşılıksız emeğin, doğumun, çocuk bakımının, ev işlerinin ve vazgeçilen kariyer fırsatlarının hukuki karşılığıdır. Gerekçe yayınlanmamış olsa da gerçek amacın “kadın evlensin, çocuk yapsın, tüm bakım ve ev işi yükünü üstlensin ve şiddet görse dahi itaat etsin” olduğunun farkındayız. "Aile yılı" ve "ailenin güçlendirilmesi" söylemlerinin arkasındaki politika budur: Kadının emeğini gasp etmek, ekonomik bağımsızlığını kırmak, onu bağımlı ve itaat eden biri olarak evde tutmak. Ailenin güçlendirilmesinden anladıkları, kadının güçsüzleştirilmesidir.
Bu karara, bu siyasi iradeye ve kadın haklarına yönelik bu saldırılara karşı herkesi birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
Susmuyoruz
İtaat etmiyoruz
Kadın Koalisyonu
4.6.2026
🟣 İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Özlem Özkan: ➡️Yoksulluk nafakası bir ayrıcalık değil, boşanma sonrası yoksulluğa düşecek taraf için tanınmış bir güvencedir. Kanunda kadınlara özgü bir hak da değildir; koşulları oluştuğunda erkekler de talep edebilir.
📌Tartışılması gereken, nafakanın varlığı değil, kadınları yoksulluğa iten yapısal eşitsizliklerdir.
Röp-> @candanyildiz @t24comtr