Peşi sıra gelen operasyonlar, seçilmiş belediye başkanlarını değil; sandığı, demokrasiyi ve millet iradesini hedef almaktadır.
Sandıkta kazanamadıklarını yargı eliyle değiştirmeye çalışan anlayış, bu kez de Erdal Beşikçioğlu'nu hedef aldı.
Milletin iradesi yargı operasyonlarıyla teslim alınamaz.
Erdal Başkanımızın yanındayız.
@ismailsaymaz Partisini satan, fırsatını bulduğunda ülkesini de satar! Yok efendim rozet takılırken yüzü asıkmış, eski ilçe başkanlarıymış; geçelim bunları. Günün sonunda, ilçelerinin cadde ve pazarlarında hatta aile ve yakınlarından yüzüne tükürenleri göreceğiz. Mayası bozuklar.
Halkın seçtiklerini tehditle, şantajla, hukuksuz yargılamalarla ele geçirdiniz (çaldınız, tıpkı bir hırsız gibi) peki ya devran dönünce ne yapacaksınız?
İstanbul’da belediye başkanlarının parti değiştirmesinin ardından AK Parti, belediye sayısında CHP’yi geçti.
— AK Parti: 19 belediye
— CHP: 18 belediye
AK Parti'ye katılan Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl:
• “Bugünden itibaren yoluma AK Parti çatısı altında devam edeceğim. Bu kararın merkezinde siyasi ikbalim değil, Tuzla'nın geleceği var.
• Eğer mesele siyasi ikbal olsaydı, en kolay yol mevcut düzeni sürdürmekti. Kolay olanı değil, Tuzla için doğru olduğuna inandığım yolu seçiyorum.
• İdarelerin yaptığı hataların bedelini 50 bin masum Tuzlalının, çocukların, ailelerin ödemesini kabul etmemiz hukuken de vicdanen de kabul edilemez.
• Bu nedenle, benim için çok zor ama vicdanımın doğru olduğuna inandığı bir karar aldım.
Neden Koç Üniversitesi’ni tercih etmedik?
Geçen yıl biz de tercih sürecinin tam içindeydik. Kızımın sıralaması yüksek gelince, doğal olarak Koç Üniversitesi gibi prestijli bir kurum tam burslu seçeneğiyle gündemimize girdi. Seçenekler genişti; ama karar vermek sanıldığı kadar kolay değildi.
Bu yazı bir yönlendirme veya tavsiye değil; tamamen bir ailenin yaşadığı gözlemleri ve kendi süzgecinden geçirdiği süreci aktaran bir deneyim paylaşımıdır.
Şunu da en başta belirtmek isterim: Ülkemizde hem devlet hem de vakıf tarafında gerçekten harika işler yapan, vizyoner ve son derece nitelikli üniversitelerimiz var. Her birinin öğrencilerine sunduğu imkanlar, açtığı kapılar çok kıymetli. Kimsenin hedefini veya hayalini kurduğu okulla ilgili hevesini kırmak istemem; burada amaç sadece bir ailenin kendi önceliklerini nasıl belirlediğini paylaşmak.
Bu süreçte hem uzmanlardan destek aldık hem de kendimiz detaylı bir araştırma yürüttük. Tanıtım günlerine gittik, rektörlerin konuşmalarını dinledik, bölüm akademisyenleriyle birebir görüştük, sahada okuyan öğrencilerle sohbet ettik. Yani bu karar masa başında değil; yerinde inceleyerek, dinleyerek ve karşılaştırarak şekillendi.
Bizim için mesele “Koç iyi mi kötü mü?” değildi; kızımızın hedefiyle en çok hangi ekolün örtüştüğü sorusuydu.
Koç’un güçlü yanlarını elbette yok saymıyoruz. Tıp, bilgisayar, elektrik-elektronik, endüstri gibi alanlarda Koç gerçekten güçlü bir marka. Ancak Türkiye’de hiçbir üniversite her alanda “en iyi” değil; her kurumun odaklandığı kültür ve ekol farklı. Bizim için de mesele kurum ismi değil, alan uyumu oldu.
Teknik kimlik bizim için belirleyiciydi.
Kızımın hedefi teknik bir alandı. Bu nedenle hem üniversitelerin genel dünya prestijine hem de doğrudan mühendislik alanındaki performanslarına baktık.
Biz tercihi 2025 yılında yaptığımız dönemde masamızda o günün verileri vardı. Bu yazıda ise tabloyu en güncel haliyle göstermek adına QS 2026 Genel Dünya Sıralaması verilerini kullandım:
İTÜ: 279
ODTÜ: 305
Koç: 329
Boğaziçi: 345
Sabancı: 357
Bilkent: 454
Hacettepe: 570
Genel tablo üniversitelerin toplam kapasitesini gösterse de bizim asıl odak noktamız mühendislik altyapısıydı. Bu nedenle alan özelindeki QS Engineering & Technology verilerini de inceledik:
ODTÜ: 281
İTÜ: 321
Boğaziçi: 401–450
Koç: 451–500
Sabancı: 501–550
Her iki veri seti de Türkiye’de köklü teknik kültürün ODTÜ ve İTÜ çizgisinde yoğunlaştığını gösteriyordu. Bu, Koç’un güçlü olmadığı anlamına gelmiyor; sadece teknik odağın tarihsel olarak farklı bir yerde konumlandığını gösteriyor. Biz de kızımızın geleceğe dönük hedefleri doğrultusunda bu teknik ekolü merkeze almayı daha rasyonel bulduk.
Akreditasyon konusunu da değerlendirdik
Mühendislik hedefleyen bir öğrenci için akreditasyon önemli bir güvence. Koç Üniversitesi’nin mühendislik programlarında doğrudan ABET (ABD merkezli uluslararası mühendislik akreditasyonu) bulunmuyor; bazı bölümleri ise MÜDEK (Türkiye Mühendislik Akreditasyon Kurulu) tarafından akredite edilmiş durumda. MÜDEK, Washington Accord üyesi olduğu için diploması uluslararası alanda denk kabul edilen son derece saygın bir kuruluş. Yine de doğrudan ABET akreditasyonu, özellikle ABD merkezli teknik başvurularda ve kabul süreçlerinde hala farklı bir görünürlük sunabiliyor. Kızımızın uzun vadeli planları açısından bu detay da masamızdaydı.
Diploma konusunu tek bir pencereden okumadık
Koç’un diploması özellikle uluslararası iş dünyasında ve küresel lisansüstü kabullerde çok güçlü.
Boğaziçi temel bilimlerde ve sosyal ağlarda öne çıkıyor.
İTÜ ve ODTÜ teknik ve sanayi çevrelerinde devasa bir mezun ağına sahip.
Sabancı disiplinlerarası yapısıyla yurt dışı süreçlerinde esneklik sağlıyor.
Yani herkes için en iyi diploma diye tek bir doğru yok; hedeflenen sektöre göre değişen öncelikler var.
Barınma ve ulaşım kararın pratik tarafıydı
Kampüsün şehirden izole konumu, yurt imkanlarının her yıl yeniden değerlendirilmesi ve çevre şartları İstanbul’da ciddi bir planlama gerektiriyor. Eğitim hayatının sadece dersten ibaret olmadığını, şehirle temas kurmanın ve zamanı yollarda tüketmemenin öğrenci psikolojisine etkisini hesaba kattık.
Kampüs içi sosyal doku ve akademik esneklik politikalarını da sahada inceledik
Sahada dinlediğimiz deneyimler doğrultusunda; burslu öğrencilerin akademik beklentileri, sosyal çevre uyumları, çift ana dal ve bölüm değişikliği şartlarındaki esneklik sınırları gibi başlıkları kızımızın yapısı ve beklentileriyle yan yana koyduk. Bu deneyimler herkes için geçerli değil; biz sadece kendi çocuğumuzun karakteriyle yan yana koyarak değerlendirdik.
Bu süreç bize ne öğretti?
Özel ya da devlet, vakıf ya da köklü fark etmiyor: Sahaya inmeden, kapsamlı araştırma yapmadan, akademisyenleri ve tercih yapılacak bölümdeki öğrencileri dinlemeden tercih yapılmamalı. Biz bunu yaşayarak öğrendik.
İlerleme alanı ve hedefi net olan bir öğrenci için karar süreci nispeten daha kolay yönetiliyor. Ancak “Şimdi bu puanla ne yapacağım, yönüm tam olarak neresi olmalı?” noktasına geliniyorsa, bu aşamada tarafsız ve profesyonel bir destek almak süreci çok daha sağlıklı kılacaktır. Tercih dediğimiz şey, dışarıdan görüldüğü kadar puan eşittir yerleşme değil; bir öğrencinin kendine uygun iklimi bulma yolculuğu.
Sonuç olarak:
Koç Üniversitesi şüphesiz Türkiye’nin en nitelikli kurumlarından biri. Biz, puanımız yettiği için masaya gelen bu seçeneği detaylıca değerlendirdikten sonra; akademik amaç birliğinin yüksek olduğu, teknik altyapısı köklü ve kampüs yaşamı kızımızın beklentilerine daha uygun bir iklimi tercih ettik.
Bu yazı bir kurumu övmek veya eleştirmek için değil; bir ailenin kendi önceliklerine göre nasıl bir yol çizdiğini paylaşmak için yazıldı. Çünkü her öğrencinin doğru okulu tamamen kendine özeldir. Bizim doğrumuz başkasının doğrusu olmak zorunda değil.
Peki okul seçimiyle her şey bitti mi?
Hayır. Asıl süreç şimdi başlıyor. Yapay zekanın iş dünyasını hızla dönüştürdüğü bu dönemde, hangi üniversitenin kapısından girdiğiniz kadar, orada hangi yetkinlikleri inşa ettiğiniz de belirleyici olacak. Biz de tercih maratonunu geride bıraktıktan sonra “Peki bundan sonra hangi becerilere odaklanacağız?” sorusunu masaya yatırdık.
Bu konudaki gözlemlerimi de sonraki yazılarda paylaşmaya devam edeceğim.
YENİ Parti’yi millet kurdu, büyütecek olan da millettir.
Sizlerin katkısıyla büyüyor, sizlerin gücüyle iktidara yürüyoruz!
Sen de bu büyük yürüyüşün bir parçası ol!
Link: https://t.co/Ek4VYuiMoA
#YeniDayanışma
Hesap Sahibi: YENİ Parti Genel Merkezi
Türkiye İş Bankası
TR51 0006 4000 0014 2011 5395 48
Halkbank
TR31 0001 2001 4790 0086 0000 09
Ziraat Bankası
TR38 0001 0009 0398 4234 2950 01
"Fırtına dindiğinde, nasıl atlattığınızı hatırlamayacaksınız. Ama bir şey kesin: Fırtınadan çıktığınızda, içeri giren kişiyle aynı kişi olmayacaksınız." — Haruki Murakami