Hüseyin yoldaş. Siyasal Aleviciye anlatır gibi anlatayım sana.
Bak bu Kabataş Erkek Lisesi’nin resmi beyanı: "Kabataş Erkek Lisesi YKS'de tarihi bir başarı göstererek zirvede yer aldı. 2026 sonuçlarına göre okul; ilk 5'te 3 derece, ilk 100'de 24 derece, ilk 500'de 73 öğrenci ve ilk 1000'de ise toplam 94 öğrenci sokma başarısı gösterdi."
Bak bu da Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin resmi açıklaması: "Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi son YKS sonuçlarına göre ilk 100’e 2 öğrenci sokma başarısı göstermiştir. Okulun resmi verilerine göre ilk 1000’de ise 12 öğrenci yer almıştır."
Bunlar hayatın olağan akışına niye aykırı değil biliyor musun Hüseyin yoldaş? Çünkü Kabataş Erkek Lisesi de tıpkı Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi gibi LGS sonucuna göre Türkiye'nin en üstteki öğrencilerini alıyor okula.
Dolayısıyla Kabataş 24, KAİHL 21 öğrenci sokuyor ilk 100'e. Kadıköy İmam Hatip ise LGS'de iki alt dilimden alıyor öğrenci. Onlar da 2 öğrenci sokuyor ilk 100'e.
Sana bir de ek bilgi. Kabataş Erkek LGS'de KAİHL'nin hemen üzerinde kayıt alıyor LGS sonuçlarına göre. Bu da onları KAİHL'e göre bir tık öne geçiriyor YGS'de.
Bu denli basit bir gerçeği Siyasal Alevici olmadan inkar etmek zor yoldaş. Çok zor.
Dilersen tek tek bütün liselerin LGS dilimlerine bakıp YGS başarılarını o dilimle oranla yoldaş. Dilersen de hırsından, kininden kudur. Tercih senin.
Mustafa Varank'tan Yılmaz Özdil'e:
"(NATO Zirvesi'nde içecek ikramı) İçilmedi. Çünkü 28 Ağustos 2014 itibarıyla alkollü içecek ikramı kaldırıldı.
Bundan rahatsız olan bir tane yabancı devlet adamına da rastlamadım. Misafir ev sahibine tabidir"
Rus bir yorumcu Erdoğan'ın hediye ettiği silahları ülkesine sokamayan Batılı liderlerle dalga geçti:
"Ankara'daki NATO zirvesi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, delegasyon başkanlarına kişiselleştirilmiş muharebe tabancaları ve mermiler hediye ederek ilginç bir "stres testi" gerçekleştirdi. Doğu tarzı bir hediye takdiminin ardından, "NATO topraklarının her karışını savunmaktan" bahseden liderler, hediye edilen tabancaları ülkelerine götürmenin o kadar kolay olmadığını fark edince işin en eğlenceli kısmı ortaya çıktı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, hediyeyi teslim aldı ancak İngiltere'ye sokamadı; yerel yasalara göre bir muharebe tabancası sorun teşkil ediyordu. Silah Türkiye'de kaldı ve etkisiz hale getirilmesi (namlusunun kapatılması) gerekiyor. Belçika'dan Bart de Wever, Brüksel'e varışında tabancayı havaalanı polisine teslim etti.
Polonyalı Karol Nawrocki'nin tabancası Varşova Havaalanı'nda gümrüğe takıldı. Hollandalıların tabancası Ankara'daki büyükelçiliğe gönderildi; onun da ileride kullanılabilmesi için etkisiz hale getirilmesi gerekecek. İsveçliler hediyeyi Türkiye'deki büyükelçiliklerine bıraktılar ve şu anda ithalat belgelerini bekliyorlar. Alman Friedrich Merz, silahı "yönetmeliklere uygun" bir şekilde ithal etmek ve ardından resmi hediye koleksiyonuna eklemek için elçiliğe teslim etti. Ursula von der Leyen ise hediyenin ofisten ziyade bir askeri müzede daha iyi görüneceğine karar verdi; öncesinde silahın etkisiz hale getirilmesi şartıyla.
António Costa'nın tabancası, yasal prosedürlere harfiyen uyularak Belçika'ya ithal edilecek, ardından güvenlik gerekçesiyle etkisizleştirilip depolanacak. Kanadalı Mark Carney'nin silahı Kanada polisine teslim edildi ve o da etkisiz hale getirilecek. Mermiler Türkiye'de bırakılırken, tabancanın muhtemelen daha sonra bir müzeye konulması planlanıyor. Norveçli Jonas Gahr Støre ve ekibi ise hediyeyi evlerine bile götürmedi: Türk Dışişleri Bakanlığı'nın onayıyla tabancayı Ankara'da Türk tarafına iade ettiler. Diğerleri ise görünüşe göre silahları ülkeye yasa dışı yollardan soktu ya da haklarındaki detaylar yakında ortaya çıkacak.
Batılı liderlerin savaşçı tavırlarının cesareti işte bu kadardı.
Şaka başarıyla sonuçlandı."
Erdogan was a genius for doing this. This one act exposes the entirety of the European NATO members as nothing but giant pussies.
You're there to represent the interests of your nation-state in a military alliance. You're talking about war. Killing the enemy.
The leader of the nation hosting the summit gifts you a revolver. And your nation is so cucked, so feminized, so flat out WEAK, that you can't even keep it.
Masterful 200 IQ play by Erdogan.
Eğer bunu göze alamıyorsanız, veya yapabilecek bir durumunuz yoksa, lütfen gidin sekreterlikten diplomanızı alın.
Burada, bize şöyle şöyle yaptılar, böyle engellediler diye 2 sayfa yazı yazmayın.
Bizleri üzmeyin.
Törenle mezuniyet diploması alacak fakat adet üzere törende inanç ve ideolojileri zemininde bir küçük gösteri yapmaya niyetli arkadaşlara:
Mutlaka bir B, C hatta D planınız olsun. Bu planlardan bazıları itişmeli kakışmalı olabilir.
📌 Bulgar yazar Sophia Proneikos,
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde en etkileyici bulduğu anları paylaştı:
Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar.
Tam da bu yüzden, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan "Mehter"in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu.
Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor. Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı. Osmanlı orduları Belgrad'a, Konstantinopolis'e, Rodos'a, Mohaç'a veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa "kös" davullarının gök gürültüsüydü; ardından "zurnalar"ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru geldiğini söylüyordu.
Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde "Türk usulü"nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.
Bir ritim yeter.
Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar,
çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.
@Pergament_F
📍ABD Başkanı Trump’ın Türkiye açıklamaları:
▪️“Bazı NATO liderlerini sevmiyorum, ama Erdoğan’ı seviyorum. Müthiş biri. Türkiye çok güçlü. Ben olmasam İran savaşına girerdi.”
2004'te İstanbul'da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında liderler ve eşleri, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer tarafından Dolmabahçe Sarayı'nda akşam yemeğine davet edildiler.
📌Sadece bir liderin eşi davet edilmedi: Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sezer, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan'ın eşini başörtülü diye davet etmemişti.
Erdoğan önce zirveye katılmama kararı aldı. Ama ulusal çıkarları önceleyip katılmaya karar verdi.
📌Bugün NATO zirvesi yine Türkiye'de yapıldı.
Zirveye katılanları Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ağırladı.
Geçmişe nazire yapılır gibi: NATO liderleri ve eşleri aile fotoğrafı verdi. Emine Erdoğan resimde baş köşede yerini aldı ve paylaştı.
Zirvede normalde sadece liderler resim çektirir. 2004'teki zirvenin aile fotosunda eşler yok.
Lübnanlı Din Adamı Hasan Murayb ile gazeteci Kerem Hallum, "Hamaney şehit mi oldu?" sorusu üzerinden bir tartışma yaşadı:
+ Hamaney İran için öldü, Filistin için ölmedi.
- ABD ve İsrail, Hamaney'i kim olduğuna bakmaksızın öldürdü.
+ Suriye'de kanımızı döktü.
Böyle bir şey dinin temeline dinamit koymaktan farksızdır. Zahiri salah olan ama batınındaki nifaka müttali olunamayan kimselerin dini temelinden sarsması için bundan daha elverişli bir zemin olamaz. Bu Muhammed Mustafa Aleyhisselatu Vesselamın getirdiği dine en büyük ihanettir. Hiç bir muhaddis böyle bir iddiada bulunmamıştır. Mevzubahis zatların dahi haşa böyle bir iddiası asla yoktur.
Her kim keşif ile hadis tashihine iman ediyorsa o bu dinin hainidir. Bu kişinin vahiy aldığını iddia etmesinden farksızdır. Zira Hazreti Resulullah hevasından konuşmaz, söylediği ancak vahiydir. Sözlerinin bizlere ulaşma yolu da isnattır. İsnat, Allah’ın bu ümmete en büyük ihsanıdır. Resulullah'a ait olmayan sözleri bu yolla ona isnat etmek vahiy ihdas etmekten farksızdır. Bu sözleri hangi şeytan kulağınıza üflüyor? Bunu İsa'dan vahiy aldığını iddia ederek Pavlus İseviliğe yaptı.
@erbakanfatih Suriye'de, Yemen'de, Lübnan'da, Irak'ta ve hatta İran'da milyonlarca müslümanı katleden, müslüman kadınlara tecavüz eden, çocukları parça parça edenleri seyrederken kına yakmasaydın,Allah'tan korkupta cenazeye gidip ağlamasaydın, o zaman belki kınamanın samimi olduğunu düşünürdük
Öyleyse, ilk ziyaretlerinde iran heyetine okunacak diplomatik mütekabiliyet:
"İşledikleri yüzunden Allah onları tepetaklak ettiği halde, size ne oluyor da ikiyüzlüler hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah'ın saptırdıklarını doğru yola mı getirmek istiyorsunuz? (Nisa 88)
Gazeteci Ahmet Hakan Coşkun,
“Deniz Göktaş’ın yaptığı din şakasına sonsuz destek veren DEM’liler, daha dün Kürt kadını fıkrası anlatan 90 küsur yaşındaki iş insanını bir kaşık suda boğmaya kalkışıyorlardı.
Ne yani?
Bizde sadece din, iman, Kur'an , Allah mı dokunulmaz?
Atatürk de dokunulmaz.
Alevilik de dokunulmaz.
Etnik kimlikler de dokunulmaz.
Bizdeki esas sorun şurada:
Başkasının dokunulmazına dokunulduğunda, sınırsız mizah nutukları atıyoruz.
Kendi dokunulmazımıza dokunulduğunda: 'Böyle mizah olmaz' tavrı koyuyoruz.
Sonuç olarak
Bizim toplumumuzda 'sınırsız mizah özgürlüğü' masaldır ama 'sınırsız ikiyüzlülük' buz gibi gerçektir.”
Siyasal Alevilik nedir diye merak ederseniz öğrenmiş olun diye Allah'ın yaratmış olduğu bir mahluk, mizah üzerine 2 farklı zamanda yorum yapmış.
Eğitici bir yaklaşım olmuş @alimahir
Lüksemburg'da sevilen bir öğretmen olan Fatima, Gazze'deki çocukların öldürülmesine karşı çıkması nedeniyle işten kovuldu.
Öğrencileri ve aileleri, adalet talep ederek ve onun sınıfına derhal dönmesini isteyerek barışçıl bir gösteri düzenledi