CHP Hakkındaki “Mutlak Butlan” Kararı Demokrasi Adına Kara Bir Lekedir
Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi'nin CHP 38. Olağan Kurultayı'nı "mutlak butlan" ile iptal eden kararı, dikkatle okunduğunda bir parti içi ihtilafın çözümü değil; anayasal düzenin yargı eliyle yok sayılmasıdır.
Daire, Anayasa md. 69 ve SPK md. 4-93'ü "emredici norm" sayarak, bu normlara aykırılığı doğrudan TBK 27/1'deki "kesin hükümsüzlük"e bağlıyor. Bir siyasi parti kurultayı, siyasi partilerin anayasal konumundan kaynaklanan kamusal ve siyasal niteliği göz ardı edilerek, adeta iki özel kişi arasında yapılmış sıradan bir hukuki işlem gibi değerlendiriliyor.
Bu karar üç anayasal kurumu birden devre dışı bırakıyor: 👇🏼
1. Anayasa Mahkemesi'nin Denetim Yetkisi: Anayasa md. 69 ve SPK md. 100 vd. uyarınca siyasi partilerin faaliyetlerinin denetim yetkisi AYM'dedir. Kararda Anayasanın 69. maddenin emredici olduğununa atıf yapılmış ama nasıl oluyorsa aynı maddedeki denetim yetkisine ilişkin hükümleri dikkate alan yok! Daire bu kapsamı "iptal" yerine "butlan tespiti" diyerek by-pass ediyor. Ad değişiyor, sonuç aynı.
2. YSK ve Seçim Kurullarının Yetkileri: Kararda da belirtildiği gibi söz konusu kurultaylar Sarıyer ve Çankaya 4. İlçe Seçim Kurulları denetiminde yapılmış, tasdik edilmiştir. Daire bu tasdiki tartışmıyor; üzerinden geçiyor. Daha ağırı: tedbir kısmında YSK'ya ve seçim kurullarına gereği için tebliğ emrediliyor. Anayasa md. 79 seçim kurullarının kararlarına karşı başka mercie başvurulamayacağını söyler; burada ise tersi işliyor.
3. Hak Düşürücü Süre: TMK 83 iptali 1 ay, en geç 3 ayla sınırlar. Son fıkradaki "mutlak butlan saklıdır" istisnası bugün kural haline geldi. Üç yıl önce kapanmış kurultay, bütün alt kongreleri ve sonraki olağanüstü kurultayları da yutarak geri dönüyor.
Hukuk mahkemelerinin, Siyasi Partiler Kanunu’ndaki açık hükümlere rağmen kendilerini görevli sayarak siyasi partilerin kurultay seçimlerine ilişkin davalara bakması, Anayasa ve siyasi partiler mevzuatında öngörülen seçim yargısını fiilen ortadan kaldıracak son derece tehlikeli bir sonuç doğurmaktadır. Çünkü bu yaklaşım, seçim kurullarının ve YSK’nın anayasal konumunu işlevsiz hale getirmekte; seçim hukukunu sonradan genel mahkeme denetimiyle aşılabilir bir alana dönüştürmektedir.
Bunlara ek olarak, daire butlanı tespit ederken henüz kesinleşmemiş iddianamelere ve derdest ceza dosyalarına dayanıyor. Masumiyet karinesi altındaki veriler doğrudan hukuki tespitin temeli yapılıyor.
Hukukta "mutlak butlan", bir işlemin baştan itibaren yok hükmünde sayılmasıdır. Bugün bir siyasi partinin iradesi hakkında verilen bu karar asıl sorunun üstünü örtüyor: Anayasal kurumlar birbirinin yetkisini tanımaz hale gelmişse, yürürlükte görünen rejimin kendisi hangi hükümdedir?
Bu kararın oluşturduğu tehlike yalnızca CHP ile sınırlı değildir. Demokratik siyasetin tamamına yöneliktir. Çünkü seçimlerin, kurultayların, siyasi iradenin ve anayasal kurumların son sözü artık hukuk güvenliğiyle değil; sonradan üretilebilen yargısal yorumlarla belirlenmesi doğrudan bir rejim sorunudur.
@SaracogluSports Yok o öyle değil, önce geçen sene şampiyon oldu, sonra sizin kalamadığınız turnuvada ilk 24'e kaldı, şimdi yoluna devam ediyor. Bu arada bu akşam için başarılar.
#SONDAKİKA | Bakan Bayraktar: "Vatandaşlarımızın doğal gaz faturalarının %45'ini devlet ödüyor.
Size eğer 2.000 TL'lik fatura gelecekse, 1.100 TL geliyor.
Elektrikte de yaklaşık %50'sini biz ödüyoruz."
Ankara’da yapılan konserlerde kamu zararı tespit edilmiş.
Ayrıntıları kovuşturma aşamasında ortaya çıkacaktır.
Ancak ben 2021 yılında Ankara’daki ihalelerden doğan kamu zararı ve örgüt bağlantılarını şema halinde Halk TV’de anlattım, kitabımı da savcılığa suç duyurusu olarak verdim.
Kitabımda görevden alınan başkanın sağ kolu Nadir Koç: “Belediyeyi FETÖ yönetiyordu” dedi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi görevden alınan Başkan ve yönetimi hakkında Savcılığa 97 suç duyurusunda bulundu.
Soruşturma açıldı mı? Hayır!
Asıl operasyon yapılması gereken eski başkan, operasyonu saatler öncesinden biliyor!
Türkiye'den çıkış yapan bir gurbetçi: "İnsanların bize karşı davranışları bizi üzüyor ama yıldırmıyor. Önümüzdeki dönemlerde inşallah daha iyi olacaklar.
'Balık denizde yaşar ama suyun kıymetini bilmezmiş.' Bu ülkede yaşayanların, bu ülkenin kıymetini bilmelerini istiyorum."