Atina’ya gelir gelmez karşıma çıkan şey. En işlek meydanda kocaman bir soykırım grafiği. Rumlara, Ermenilere, Süryanilere yönelik soykırımı anlatıyorlar. Tanzimat Fermanı’ndan Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışına kadar detaylı bir çizelgeyle. Türklerin attığı her adım “soykırım” olarak yer almış ama Türklerin Balkanlarda yaşadığı onca şeyden eser yok tabii ki. Katıl katılma, beğen beğenme, bu meydanda beş dakikada onlarca turist gördüm. Hem dünyanın her yerinden turist çekip hem de vermek istediğin mesajı gözlerine bu şekilde sokarsan kimse durup da acaba böyle mi olmuş dur bir araştırayım demez, vay şu canavar Türkler der geçer. Bir tarafta tarihi acıları yok sayan Türkler, diğer tarafta bu acıları siyasi nefrete dönüştüren Yunanlar olduğu sürece diyalog anlamsızlaşıyor, iki taraf da kendi siyasi çıkarlarına hangisi uygunsa o hikayeyi anlatıyor. Bu kadar benzer iki milletten aklı başında milyonlarca insan susarken en gür seslerin bu aşırı uçlardan çıkıyor olması üzücü.
Yetişkinlikten bir şey öğrendiysem o da budur. Her ne olursa olsun ağlasan da zırlasan da kalkıp devam ediyorsun. Çünkü sen üzgünsün diye dünya durup seni beklemiyor maalesef