İdeolojik dayatma vs. meselesine gelince aslında bu lafı ağzına dolayanlar daha fazla ideolojik bataklığa saplanmış durumda. Kendilerine uymayan herşey ideolojik ve çağ dışı.
Cahilliğin lüzumu yok. Bu alanlara asgarî düzeyde hâkim olmayan kim olursa olsun öğretmenliği zayıf kalır. Genel kültür olarak bu konular bir öğretmende var olmalı. Eğer bir eğitmci bu konulara yabancı ise sınıfa girip çıkan iki ayaklı bir canlı olmanın ötesine geçemez.
⚠️ Öğretmen adaylarına ilahiyat müfredatı dayatıldı, seçme hakkı bile tanınmadı.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde kurulan Milli Eğitim Akademisi’nin ikinci dönem zorunlu ortak dersleri arasında yer alan “İnsanın Varlık Tasavvuru ve Anlam Arayışı” başlıklı dersin içeriği tartışma yarattı.
Resmi ders tanımlama formunda, toplam 20 saat olarak planlanan zorunlu dersin amaçlarının;
• İnsanın anlam arayışını keşfetmek,
• Türk İslam geleneğinde sanat, mimari ve ritüellerdeki anlamı yorumlamak,
• Modern çağın inanç krizlerini analiz etmek,
• Ahlaklı ve erdemli bir şahsiyet geliştirmek gibi başlıklardan oluştuğu görüldü.
👉🏻 Müfredatın haftalık konu dağılımındaki zorunlu derslerin diğer başlıkları ise şöyle;
• Vahiy, Kur’an-ı Kerim ve Hadis Okuma Biçimleri,
• Mimari Sembolizm ve Mekan,
• İbadetlerin Psikososyal İşlevi,
• Modern Çağın Anlam Krizi: Ateizm, Deizm, Hedonizm, Popülizm.
NEFES’e konuşan bir öğretmen adayı, duruma tepki göstererek ‘Seçme hakkımız yok’ dedi:
“Milli Eğitim Akademisi’nde almayı beklediğimiz eğitim, sınıf yönetimi, ölçme-değerlendirme, eğitim teknolojileri gibi mesleki alanlara yönelik olmalıydı.
Ancak bizler ders programında dini referansların merkeze alındığı bir içerikle karşılaşıyoruz.
Bu dersi almak istemeyenlerin herhangi bir seçme hakkı bulunmuyor.
Kamu görevine başlayabilmek için bu müfredatı zorunlu olarak tamamlamak zorundayız. Çağdaş ve laik eğitimden uzak.
Bize pedagoji değil, ideoloji öğretiyorlar. Özellikle ‘Modern Çağın Anlam Krizi: Ateizm, Deizm, Hedonizm’ başlığı bizi rahatsız ediyor.
‘Vahiy, Kur’an-ı Kerim ve Hadis Okuma Biçimleri’ ile ‘İbadetlerin Psikososyal İşlevi’ gibi başlıklar pedagojik eğitim yerine ilahiyat derslerini çağrıştırıyor.
Milli Eğitim Akademisi’nin amacı nitelikli öğretmen yetiştirmek olmalı; belirli bir dünya görüşünü zorunlu eğitim haline getirmek olmamalı.” (Merve Şişman)
Bir öğretmen olarak akademide yukarıda bahsi geçen dersleri görmek kimseye zarar vermez. Aksine genel kültürünü artırır. Aslında bu itiraz öğrenmeye kapalı olmanın bir işareti. Yeniliğe açık olmamanın bir dışa vurumu. Çağı okuyamamanın acı bir gerçeği.
📌 Genel Müdürlüğümüz tarafından TYMM kapsamında güncellenen öğretim programları yürürlüğe girdi.
- Ortaokul - Temel Dinî Bilgiler (İslam 1-2)
- Ortaöğretim - Temel Dinî Bilgiler (İslam 1-2)
Programlar için: https://t.co/TqJMW7Uyop
Farklı şeyler söylemek güzel söylediğimiz anlamına gelmez. Geleneğimizde bir sözü bin tane adam neredeyse aynı tarzda ifade etmişler. Ancak her birinden ayrı bir lezzet alıyoruz. Aynı güzel hâlleri yaşayınca ortaya müşterek cümleler dökülmüş. Ve hâlâ gönüllere şifa oluyorlar.
Hayatın her anı verilmiş bir nimet. Ve her an yeni bir işe koyulmak için büyük bir potansiyele sahip. Yeter ki inancın getirdiği ümit olsun. Kendi küçük dünyamızda sade bir şekilde yaşamak ve sağa sola bakıp kıyas bataklığına düşmeden ilerlemek büyük bir dinginliği getirecektir.
"Gösteriş başkaları için yapılır, bedeli yalnız ödenir" diye bir söze denk geldim.
İnsan verilen nimetlerle mütevazı bir hayat yaşayabilir. Gösteriş verilen nimet ile hava atmak, hatta bir tık öteye gidersek nimeti kendinden bilmektir. İşin sonunda insan ağır bedel öder.
Genel anlamda böyledir ama özellikle de akademik işlerde "erteleme" tam bir tuzak, tatlı bir kandırmaca, tembelliğin süslü hali.
Bugün yapmadıysan yarından çok beklentin olmasın. Çünkü bugün de dünün yarınıydı.
İşittiklerimizden hisse alırız. Bir çocuğa hangi ninniyi söylersek ona göre anlam dünyası oluşacaktır. Büyük insan da böyle. Ruh, kulaktan beslenir. Kalp ve akıl da öyle...