Sayın içişleri bakanım siz Kudüs’e vali olma hayalleri kurarken senin Fatih Kaymakamlığına bağlı patrik hayallerini gerçekleştirmek üzere.
Var mı bir diyeceğin?
Sizi bilmem ama ben bu satırları yazarken bile mideme ağrılar giriyor ve dua ediyorum; Allahım bizi hamaset dolu sözlerle yöneten değil hakkaniyetle ve layıkıyla yöneten idareciler nasip et…. Amin
@TC_icisleri
📣YENİ KİTABIM, İLK ROMANIM.
⭕(Kitapyurdu'ndan SINIRLI SAYIDA İMZALI 📚✍️ temin edebilirsiniz)
Arşiv Belgeleriyle Örülü Sarsıcı Bir Casusluk Romanı: “37 Numara”
⭕Bugüne kadar yazdığı eserlerle tarihe ışık tutan Ümit Doğan, binlerce arşiv belgesinin, tozlu dosyaların ve gizli raporların arasından süzülüp gelen bir hakikati, bu kez romanın gücüyle gün yüzüne çıkarıyor.
⭕ Milli Mücadele’nin isimsiz kahramanlarını, istihbarat ağlarının soğuk nefesini ve işgal İstanbul’unun puslu sokaklarında yaşanan imkânsız bir aşkın hikâyesini bir tarihçi titizliğiyle ama bir edebiyatçı ruhuyla resmediyor.
⭕Ümit Doğan’ın tarihçilikten romancılığa uzanan bu ilk adımında, kurgu ile gerçek arasındaki çizgi hiç olmadığı kadar inceliyor.
⭕Doğan, okuru sadece bir döneme tanıklık etmeye değil, o dönemin acısını, sevdasını ve yalnızlığını solumaya çağırıyor.
⭕Bu sadece bir aşk hikâyesi değil; her satırı belgeyle sınanmış, her karakteri tarihin içinden süzülmüş bir “sadakat ve ihanet” senfonisi.
⭕Tarihi sadece okumaya değil, hissetmeye davetlisiniz.
Sipariş linki: https://t.co/v4pd8sUZXN
TANITIM BÜLTENİ:
📍Ümit Doğan, Osmanlı’nın son dönemindeki siyasi kırılmaları, işgal altındaki İstanbul’u ve gölgelerde yürütülen gizli mücadeleyi gerçek tarihsel atmosferle harmanladığı yeni romanı ile okuru nefes kesen bir casusluk hikâyesine davet ediyor.
📍37 Numara, yalnızca bir dönem romanı değil; aynı zamanda işgal yıllarının karanlık atmosferinde şekillenen gizli direnişi, siyasi entrikaları ve insan ilişkilerini merkezine alan güçlü bir casusluk anlatısı sunuyor.
📍Erken Cumhuriyet tarihi üzerine yaptığı araştırmalar ve çok konuşulan kitaplarıyla tanınan Ümit Doğan, bu kez arşiv belgeleriyle desteklenen kurgusal bir hikâye aracılığıyla okuru 1919 İstanbul’una götürüyor.
📍Roman; Damat Ferit çevresinde şekillenen siyasi dengeler, İngiliz etkisi altındaki İstanbul, Anadolu’da büyüyen direniş hareketi ve gizli teşkilatlar arasında geçen tehlikeli bir oyunu merkezine alıyor.
📍Romanın merkezinde yer alan Galip karakteri üzerinden ilerleyen hikâye; aşk, sadakat, ihanet ve vatan mücadelesi arasında sıkışmış bir dönemin ruhunu canlı bir atmosferle yansıtıyor.
📍İşgal altındaki İstanbul’un sokakları, kahvehaneleri, köşkleri ve siyasi kulisleri, detaylı tasvirler ve tarihsel gerçeklik duygusuyla romanın en dikkat çekici unsurları arasında yer alıyor.
📍37 Numara, tarihsel gerçekliği yüksek atmosferi, temposu giderek yükselen olay örgüsü ve dönemin politik çatışmalarını merkeze alan yapısıyla; hem tarih meraklılarının hem de sürükleyici casusluk romanı arayan okurların ilgisini çekecek güçlü bir anlatı sunuyor.
“Yolculuk başladı Erdoğan!”
Müsavat Dervişoğlu'ndan Erdoğan'a:
“Bu millet sana tam çeyrek asır müsamaha gösterdi.
Şimdi yolculuk başladı Erdoğan, tren artık Haydarpaşa'dan kalkıyor!”
Milletin iradesi mi Mahkeme kararı mı esas olmalıdır ?
Ben bu soruyu @Akparti temsilcilerine sormak istiyorum.
➡️Adnan Menderes’i idam eden mahkeme kararı var
➡️Ergenekon Balyoz gibi kumpas davalarında verilen mahkeme kararları var
➡️CHP nin seçtiği genel başkana karşı genel başkan atayan mahkeme kararı var.
Çok merak ediyorum Yıllar sonra butlan kararı veren mahkeme için ne diyeceksiniz?
Fatih Sultan Mehmet’in ve Atatürk’ün Papa’ya yasakladığı İznik’e Papayı getirdiler, Cumhuriyetin ve Osmanlı’nın yasakladığı Ruhban okulunu açıyorlar. Sahiden, hangi akla hizmet?
1922 İngiliz gazeteleri savaşın sonunda şunu yazdı:
"işler kötü gitti, umduğumuz gibi olmadı. Türklerin küstahça İstanbulu boşaltın talebi eski Başbakanımız Gladston'u mezarında ters döndürdü. Oysa daha bir kac yıl önce Türkler yenilmiş ezilmişti, Asyaya gerisin geri gönderilecekti ancak Kemal paşa Osmanlının enkazından yeni ve diri bir yapı ortaya çıkardı" . Gladstone kim ? Türkler insanlığın kanseridir, yok edilmelidir diyen gelmiş geçmiş en azili Türk duşmanı. "Bag and baggage" demisti Türklere, yani pılını pırtını topla defol...
Gazete Gladstonun bu sözünü hatırlatarak, şimdide Türkler bize diyor demis, "pılını pırtını topla İstanbul'dan defol.." Atatürk ayrıca cevap vermiştir bu Türk düşmanına: "Türk milletinin karakteri yüksektir"
En sevdiğim programdır. Tamamını seyretmenizi öneririm.
Tarih 27 Haziran 2025 günü Akit tv ye konuk olmuştum. Bana CHP yi sordular ben de onlara Mustafa Kemal Atatürk’ü ve askerlerini anlattım. Yaklaşık 45 dakika sürdü tartışmalarımız ama CHP konuşmaya zamanımız kalmadı. Bir daha da beni hiç programlarına çağırmadılar. 😉
🚨SON DAKİKA | Kayyum Kemal Kılıçdaroğlu destekçisi milletvekili İlhan Kesici, “Cumhurbaşkanı adaylığına hazırım” demiş.
Baktım tam 77 yaşında. 5 sene daha yaşayıp yaşamayacağı Allahu alem!
Baktım tam 6. dönemdir milletvekili. Yani yaklaşık 30 yıldır milletvekili!
Bu canlının dünyaya, insanlığa, vatana, milleti tek bir faydalı işini gören oldu mu?
Biz ölene kadar bu isimleri ve torunlarını mı yedirip içirmek zorundayız? Yeter artık ya yeter!
Her zaman diyorum, daha gür söyleyeceğim: 65 yaşından sonra siyaset YASAKLANMALI!
Ekrem İmamoğlu yeni parti kurulması hakkında:
"CHP'lilerin talebi olan kurultay zorla engellenirse, milletin yürüyüşünü yavaşlatmak bir yana, giderek hızlandıracak yola siyaseten, ruhen ve bedenen hazırız."
🔴Ekrem İmamoğlu'ndan yeni parti mesajı: Gerekirse yapacağız
🔸️Kurultay zorla engellenirse, milletin yürüyüşünü hızlandıracak yola hazırız
🔸️Bu iktidara bir seçimin daha hediye edilmesine izin vermeyeceğimizin bilinmesini isterim
“Bir toplumda bir grup insan için yağma bir yaşam biçimi haline geldiğinde, zamanla bunu meşrulaştıran bir hukuk sistemi ve bunu yücelten bir ahlak kodu yaratırlar.”
- Frédéric Bastiat
CHP lideri Özgür Özel’den “yeni parti” açıklaması: “Biz B planı olarak bunu yapmak zorundayız. 26 Temmuz'a kadar bir kurultay yapılamazsa CHP'yi seçime sokmayabilir iktidar. Bizim buna hazır olmamız lazım.”
Başta CHP ‘liler olmak üzere tüm vatanseverlere Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta yer alan şu ifadelerini öneminden dolayı hatırlatmak istiyorum
1. Yalnız mitingler ve gösteriler büyük gayeleri hiçbir zaman gerçekleştiremez
2. Bunlar ancak ulusunun sinesinden fiilen doğan ortak güce dayanırsa kurtarıcı olur
“Ulusun- sinesinden - fiilen - doğan - ortak - güce - dayanırsa - kurtarıcı olacaktır.
Her kelimesinin üzerinde düşünerek okuyun lütfen
Ve Trump, El Şara’yı ABD’nin getirdiğini itiraf etti:
-“Suriye’de çok büyük sorumluluk üstlendim. Suriye'yi yöneten adam (El Şara) diğer bazılarıyla birlikte oraya koyduğum bir kişi.
-El Şara bir melek değil ama ülkeyi toparlama konusunda harika bir iş çıkardı. Hizbullah konusunda çok iyi. Onları sevmiyor..
-İsrail'e Hizbullah'ın ilini Suriye'ye bırakmasını önerdim. Çünkü Suriye’nin daha iyi yapacağını düşünüyorum.
-Suriye ülkeyi hızlı bir şekilde toparladı… İstediğim her şeyi korudu.
-Eğer İsrail bu işi başaramıyorsa, Suriye bu işi yapacaktır.
El Şara’yı kim getirmiş? ABD.
Ne için getirmiş? İsrail’in önünü açmak için. Bazıları, İsrail’in önünün açılmasına “devrim” dediler. Suriye’nin ABD ve İsrail’in ön bahçesi olmasına “devrim” dediler.”
Caner Kara: “Evet. Kürt sorunu bizzat Ahmet Türk’tür.
Vermekle kurtulamazsın. 9 köy, 21 yıl milletvekilliği, defalarca belediye başkanlığı alsın; Türk’ün elindeki kuru ekmekte gözü kalır.
Canını vermedikçe, dünyayı versen kurtulamazsın.
Bir de Türk sorunu var.
Bunlara tahammül etmek, normalmiş gibi davranma hastalığı.”
Gazeteci yazar Rıza Zelyut’tan Ahmet Türk’e:
“Ahmet bey! Deden Ermenileri keserek şu an oturduğun Kasr-ı Kanco köşküne ve geniş arazilere el koydu.
Cumhuriyet Türkiye’si siz Kürt derebeylerine bir fiske bile vurmadı.
Benim gibi Türklerden bin kat daha fazla yedin Türkiye’yi. Yine de mağduru oynuyorsun.Tek bütün Türkler senin gibi mağdur olsa…
Haaa! Derebeyliğim yetmez ben buralarda devlet kuracağım dersen… Onun da alt yapısını Barrack amcanız yapıyor.
Biraz sabret, fazla ağlarsan oyun anlaşılır…”
Koskoca 90 milyonluk Türkiye'de Erdoğan'ın hısım ve akrabasından başka adam kalmamış gibi Şamil Tayyar'la Mücahit Birinci, Erdoğan'dan sonra "damat Berat mı, oğul Bilal mi başkan olmalı?" tartışması başlattı. Hayırdır hanedan mı kurdunuz? Aliyev düzeni mi geldi?
AKP’de Erdoğan sonrasına hazırlık işaretleri çoğalıyor. Şamil Tayyar, “Berat Albayrak Erdoğan’ın sağ kolu olsun” derken, ona
itiraz eden Mücahit Birinci sağ kol için Bilal Erdoğan’ı öneriyor. Ancak diğer damat Selçuk Bayraktar ve elbette Hakan Fidan da o yarışın içinde mutlaka olmak isteyecektir.
Ancak bu tip partilerde genelde lider sonrası olmaz, gruplar çatışır ve parti parçalanır, kalan ana gövde de zamanla erir.
Bu kışkusuz ülkenin hayrınadır.