AKP’nin ağır bakım yalanı!
AKP diyor ki; “Boğaz köprülerinin ağır bakım masrafı çok yüksek! Biz bu masraf yükünden kurtulmak için köprüleri özelleştiriyoruz!”.
Bu kuyruklu bir yalan!
Zira 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün ağır bakımları 2024 yılı itibari ile tamamlanmış durumda.
Bir sonraki ağır bakım 30 yıl sonra!
Yani özelleştirme programı bitip, köprü ve otoyol işletmeleri yeniden devlete devredildikten sonra!
Bunun adı organize soygundur!
İşte ağır bakım belgeleri⬇️
(Büyük Onarım ve Yapısal Takviye İşi)
Kaynak: Karayolları Genel Müdürlüğü Faaliyet Raporları
‼️Üsküdar Belediyesi'nin AKP'ye geçtiği meclis oturumu biterken CHP'li meclis üyesinin son sözleri:
"Allah nasip etmesin size.
İçeriye at!
Transfer et!
ÇÖK!!!"
📌Bir başka meclis üyesi ise gözyaşlarını tutamadı.
“Tarih kaynakların paylaşım savaşıdır.”Sayın Ümit Uysal’ın bu konuşmasını izleyin lütfen, değer transferini somut verilerle anlatmış, masal anlatmamış. Atatürk’e ve Cumhuriyetine bu açıdan bakınca her şey anlaşılıyor…
9 Eylül 1922 Cumartesi…
Güzel İzmir…
15 Mayıs 1919 günü başlayan işgal, 3 yıl 3 ay 24 gün sonra bitiyordu.
Başkomutan, Belkahve'den dürbünle, İzmir'e uzun süre bakar. Yanındaki İsmet Paşa'ya:
“Biliyor musun, bir rüya görmüş gibiyim.”
#Atatürk
Herkes TRT'ye verdiği röportajı paylaşıyor ama Eda Erdem'in şampiyonluk sonrası direkt salona seslendiği konuşması çok daha coşkuluydu.
#FileninSultanları
Gazeteci Oya Lale Arslan, Ali Çağatay ve Merdan Yanardağ hapiste.
Komedyen Deniz Göktaş hapiste.
AKUT kurucusu Nasuh Mahruki hapiste.
Emekli Amiral Türker Ertürk hapiste.
Seçilmiş belediye başkanları hapiste.
Seçilmiş Milletvekili Can Atalay hapiste.
@orhanaydin6 Sarayın TRT 'si, kişilik yoksunu olan bir dönem fetöcü olan,sonrasında da başka bir hale girip, dönüşebilen hatta her yöne yamulabilip uyum sağlayabilen dönem,dönem her kalıba girebilen omurgası yamuk,yumuk olmuş tipleri besliyor .
🔴#SONDAKİKA | Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu soruşturma başlattı.
Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasında geçen ifadeler:
“Milyarlarına milyar kattılar, haram lokma yediler, çevrelerini zengin ettiler. Damadını bakan yaptı, akrabalarını zengin etti, 5 müteahhide Türkiye'yi peşkeş çekti.”
Melih Gökçek bir kez daha açıklama yapmış ve söylediklerimi “yalan” diye nitelendirmiş.
O halde bir kez daha, tane tane anlatalım.
Benim ortaya koyduğum bilgi bir dedikoduya, ihbara ya da sosyal medya paylaşımına dayanmıyor.
Belge mahkeme dosyasında.
Dosya numarası: 2019/236 Hukuk Dava Dosyası.
Dosyada bulunan 22 Kasım 2019 tarihli taşınmaz sorgusunun üzerinde açıkça:
“İbrahim Melih Gökçek” yazıyor.
Belgenin kaynağı da altında açıkça belirtilmiş:
“Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Bilgi Sisteminden elektronik ortamda alınmıştır.”
Şimdi özellikle altını çiziyorum:
Ben bugün Melih Gökçek adına tapu sorgusu yapmadım. Böyle bir yetkim de yok.
Bu belge, Gürcan Dağdaş ile Melih Gökçek arasındaki dava kapsamında mahkeme tarafından ilgili kurumlardan getirtilerek dosyaya konulmuş bir belge.
Ben de mahkeme dosyasında bulunan belgeyi aktarıyorum.
Belgenin sorgu tarihi 22 Kasım 2019.
Dolayısıyla bu tarihten sonra taşınmazlardan herhangi biri satılmış, devredilmiş veya başka bir hukuki işlem görmüşse bunu benim bu belgeden bilmem mümkün değil.
Benim söylediğim çok açık:
22 Kasım 2019 tarihinde mahkeme dosyasına giren resmi sorgu kayıtlarında ne görünüyorsa onu yayımlıyorum.
Ayrıca yayımladığım belgelerde T.C. kimlik numarası ve diğer kişisel bilgileri özellikle kapattım. Çünkü haberin konusu kişinin kimlik numarası değil, mahkeme dosyasındaki taşınmaz kayıtlarıdır.
Benimle tartışmayın belgeyle tartışın. Çünkü benim sözümün karşısında sizin sözünüz olabilir; ama burada karşınızda benim sözüm değil, mahkeme dosyasındaki resmi kayıt var.
Ne yazdığım yazılarda, ne de kitaplarda belgesiz tek satır yazmadım.
Bugün olduğu gibi…
🗣️BU BİNANIN KOMPLE HÜLYA GÖKÇEK'E AİT OLDUĞUNU GÖSTERELİM, TAPUYU VERELİM.
Murat Ağırel, Almanya'daki binanın tapusunu yayınladı:
➡️İlk başta reddediyorlardı ya, reddettiklerini kabul etmeye başlamışlar. “Evet, benim oğlum ve torunlarım vatandaşlık alabilmek için orada iki tane daire aldılar,” diyor.
➡️Burada iki daire yok. Burada 15 tane daire var. Gördüğünüz cephede ikişer tane daire var. 8 daire yapıyor. Buranın arka tarafı da var. Aşağıda dükkan da var. Arka tarafında da müştemilat gibi mutfak ve ofislerin kurulduğu çok geniş bir yer var.
➡️İğne ucu kadar boşluk bırakır mıyız biz yaptığımız dosyada? Ben daha ileri gidiyorum bu binanın komple Hülya Gökçek’e ait olduğunu gösterelim, tapuyu verelim şimdi de...
Timur Soykan: "Bir baktım, yasa dışı bahis baronu Veysel Şahin’le ilgili haberim de engellenmiş. O zaman dedim ki: ‘Ha, demek ki böyle engelleniyormuş.’
Habere erişim engeli geldiğini haber yaptık, o haberimize de erişim engeli geldi. Bu 7-8 kere tekrarlandı.
Biz memleket bu karanlıklardan çıksın diye uğraşıyoruz, bir sulh ceza hâkimi rüşveti alıyor, tak diye bizim haber uçuyor, gidiyor.
Bu kadar basitmiş.”
Lösemili çocuk ,
Artvin’in bir köyünden geliyor.
Muhtemelen madencilerin SİYANÜR ‘ü yüzünden kanser olmuş
Yoğun kemoterapi uygulandı ama ne fayda.
Düşman çok güçlüydü.
Ama hiç birimiz
UMUDUMUZU kaybetmedik ve KEMİK İLİĞİ NAKLİ yaptık.
Son şansında HAYAT VERDİK.
İyi ki LÖSEV…
Yunanistan’ın milli gelirinin yaklaşık %138’i düzeyindeki kamu borcuna rağmen İsrail yapımı sistemlere dayanan yaklaşık 4 milyar dolarlık “Aşil Kalkanı” projesine yönelmesi, yalnızca pahalı bir silahlanma tercihi değildir. İsrail, Yunanistan’ı her geçen gün Türkiye’ye karşı geliştirdiği dolaylı dengeleme stratejisinin askerî ortağı ve Doğu Akdeniz’deki ileri unsurlarından biri haline getiriyor. Yunanistan–İsrail askerî ilişkileri artık silah satışının ötesinde tatbikat, istihbarat, operasyonel koordinasyon ve Türkiye’nin deniz ve hava gücünün sınırlandırılması arayışına doğru ilerliyor.
Ancak Atina’nın görmesi gereken büyük bir stratejik risk söz konusudur. İsrail, Yunanistan üzerinden Türkiye’ye baskı kurabileceğini hesaplarken Türkiye’nin muhtemel bir çatışmanın coğrafyasını genişletme ve yatay tırmanmaya gitme inisiyatifini göz ardı ediyor.
Bir Türkiye–İsrail çatışmasının yalnızca Suriye veya Doğu Akdeniz’de, İsrail’in tercih ettiği şartlarda kalacağının hiçbir garantisi yoktur. Yunanistan İsrail’in Türkiye’ye karşı askerî stratejisinin aktif parçası haline geldikçe, muhtemel bir krizde Türkiye açısından doğal bir ikincil cephe ve tehdit alanına dönüşme riskini de artırmaktadır.
Üstelik güç dengelerinin maddi temelleri de unutulmamalıdır. Yunanistan’ın geniş ve sürdürülebilir bir askerî-sanayi üretim tabanı yoktur. İsrail ise ileri teknoloji ve yüksek ateş gücüne rağmen İran Savaşında gözlendiği üzere uzun süreli ve geniş cepheli bir savaşın gerektireceği materyal güce ve insan gücünde sınırlı imkanlara sahiptir.
Her iki ülkenin en büyük stratejik dayanağı ABD ve Avrupa’nın siyasi, ekonomik ve askerî desteğidir. Ancak dünya artık tek kutuplu dönemin dünyası değildir. ABD’nin göreli küresel üstünlüğü ve Avrupa’nın ekonomik, askerî ve demografik ağırlığı aşınmaktadır.
Bu yönüyle tarihte düşündürücü bir benzerlik vardır. 1919’da da İngiliz hegemonyası Birinci Dünya Savaşı’nın zaferine rağmen zirvesini geride bırakmaya başlamıştı. Buna rağmen Yunanistan, büyük güç desteğinin devam edeceğine güvenerek Küçük Asya macerasına girişti. Sonunda büyük güçlerin jeopolitik hesapları değişti, fakat bunun askerî, ekonomik ve toplumsal bedelini Yunanistan daha doğrusu fakir Yunan halkı ödedi.
Bugün İsrail’in stratejik derinliği olmak Yunanistan’a güvenlik sağlamayabilir, tam tersine Yunanistan’ı İsrail uğruna Türkiye ile doğrudan karşı karşıya kalabileceği son derece tehlikeli bir konuma sürükleyebilir.
İsrail’in Türkiye’yi çevreleme stratejisinin ileri karakolu olmak gerçekten Yunanistan’ın güvenliğini mi artırıyor, yoksa başka bir devletin Türkiye hesabının bedelini ödeyecek ülke haline mi getiriyor?
Cevaplanması gereken soru budur.
Yargı sistemimize göre İ. Melih Gökçek'in sabahın köründe evden alınması, gözaltı ve muayene sırasında videolarının çekilip yayınlanması, mallarına elkonulması, şirketlerine kayyım atanması gerekmiyor mu ?
Bugüne kadar herkese bunlar yapıldığı için sordum.
Melih Gökçek bey,
Yine kamuoyuna yanlış bilgi veriyorsunuz.
Bu kez komşumun beş yaşındaki oğluna anlatır gibi, tane tane anlatayım.
Gördüğünüz gibi nerede bir yolsuzluk, usulsüzlük ya da kamu zararına ilişkin iddia varsa, siz de dahil olmak üzere hemen benim o konuda yazıp yazmadığıma bakıyorsunuz. İlgili yazım aşağıda.
https://t.co/OL7N5Hs1GO…
Ohitan İnşaat, Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraki ASKİ’den 2020 yılında, 2020/340285 ihale kayıt numaralı “İvedik-Temelli-Polatlı Arası İçmesuyu İletim Hattı, Depo, Terfi İstasyonları ve Tesislerin Yapımı” ihalesini 549 milyon 320 bin TL sözleşme bedeliyle aldı. (Belge 1)
Ben ise Ohitan İnşaat’ı, 2023 yılında Şanlıurfa’da meydana gelen sel felaketinde su basan köprülü kavşağı yapan firma olması nedeniyle araştırıp yazdım.
Yani ASKİ’nin söz konusu ihalesi, benim yazımdan yaklaşık üç yıl önce verilmişti.
Sonrasında benim yazım üzerine firma kamu ihalelerine katılmaktan yasaklandı. Kamu İhale Kurulu’nun 21 Şubat 2024 tarihli kararında da Ohitan İnşaat’ın 27 Nisan 2023’ten 27 Nisan 2025’e kadar tüm ihalelere katılmaktan yasaklı olduğu açıkça belirtiliyor. (Belge 2-3)
Üstelik bu şirket yalnızca ASKİ’den iş almadı. Şanlıurfa’daki belediyelerden, Hatay/Antakya’daki işlerden ve DSİ’den de çeşitli ihaleler aldı. Hatta ben yazmadan önce şirket, “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde yer aldı ve ödülü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.(Belge4)
DSİ’nin Ohitan İnşaat hakkındaki yasaklama kararının ardından ASKİ Genel Müdürlüğü’ne de,DSİ yetkililerine de ulaştım. ASKI ,şirketin kendi ihalesinde sunduğu iş deneyim belgeleriyle ilgili inceleme başlattı. DSİ’ye sunulduğu belirtilen sahte iş deneyim belgesi ile Ohitan’ın ASKİ’nin Polatlı İçme Suyu Ana İsale Hattı ihalesinde sunduğu iş deneyim belgesi aynı değildi.
ASKİ yetkilileri ihalede kullanılan iş deneyim belgesinin gerçek olup olmadığının teyidi için Dışişleri Bakanlığı ile resmi yazışma yaptı. Bakanlıktan söz konusu iş deneyim belgesinin gerçek olduğuna ilişkin teyit alındı.Belgesini vermediler ancak bunu doğrulattım.
Dolayısıyla mesele gayet açık:
ASKİ ihalesi 2020’de.
Benim yazım 2023’te.
Firmanın yasaklılık dönemi ise 27 Nisan 2023’te başlıyor.
Her zaman olduğu gibi belgeleri ile cevap verdim size .Şimdi tekrar ana meseleye dönelim Sayın Melih Gökçek.
Oğlunuzun ve eşinin Almanya’daki şirketlerinin ve mal varlıklarının kaynağı nedir?
Bu yatırımlar hangi gelirlerle yapıldı?
Ve neden Türkiye değil de Almanya tercih edildi?
Türkiye’ye geldiği günden beri “4 parçalı Kürdistan”dan söz eden, “merhametli monarşi”yi pazarlayan, ulus devleti hedefleyen Barrack değilmiş gibi...
Suriye’de Esad’ı deviren operasyonları emperyalizm yürütmemiş gibi...
Besleyip büyüttükleri Colani adlı teröristi Suriye’nin başına kendi kuklası olarak getiren ABD değilmiş gibi...
Mazlum Abdi’yi başına koydukları YPG’yi silahlandırıp büyüten Pentagon değilmiş gibi...
SDG’nin feshedilmiş gibi yapılıp aslında Suriye devlet mekanizmasının içine yerleştirilmesini sağlayan emperyalizm değilmiş gibi...
PKK terör örgütünün sonlandırılıp Öcalan’ın meşrulaştırılması, Ortadoğu’da emperyalizmin kurduğu bu yeni düzenin devamı değilmiş gibi...
İktidarın emperyalizmin oyununu bozduğuna inanılmasını beklemek, herkesi aptal yerine koymaktır.