İbne diye aşağılamaya çalıştığınız kişi gazze halkına destek olan bağışlarla eşit işe eşit ücret protestolarına katılan lgbtq+ hakları için çabalayan her grubun haklarını savunan biri sizin gibi faşist değil
🗣️ Roy Keane: "Bana bahane üretmeyin. Maçtan önce herkes Türkiye'den sanki 3 puan zaten cepteymiş gibi bahsediyordu. Futbol tahminleri umursamaz. Avustralya canını dişine takarak oynayan bir takım gibiydi; Türkiye ise sahada öylece bir şeylerin olmasını bekleyen bir takım gibi. Fark buydu. Bir taraf savaştı, diğer taraf sadece bekledi.
Beni en çok çıldırtan şey bu adamların tavrı. Hataları veya kaçan fırsatları affedebilirsiniz ama bir Dünya Kupası maçındaki bu umursamazlığı asla affedemezsiniz. Avustralya fiziksel, zihinsel ve kritik anlardaki futbol savaşını kazandı. Türkiye adına utanç verici çünkü bu gece sahada gövde gösterisi yapması gereken taraf onlardı.
Şimdi bazı oyuncular taktiğe bakacak, bazıları şanssızlığı suçlayacak, bazıları da başkalarını işaret edecek. Tamamen saçmalık! İşin aslı şu: Avustralya sahaya kazanabileceğine 'inanarak' çıktı, Türkiye ise kazanması 'gerektiğine' inanarak. İlk zihniyet tarih yazar, ikincisi ise sadece böyle rezil manşetler yaratır."
Bütün tavuk markaları tek çatı altında toplanıp Mutlak But markasıyla çıkabilir piyasaya. Yeni dünya düzeninde şirket-devlet ayrımına da gerek yok. Erdoğan yıllar önce söylemişti ülkeyi şirket gibi yönetmek gerekir diye. Türkiye Cumhuriyeti Anonim Şirketi altında markalaşabiliriz.
Türkiye’nin büyüme hikâyesi; yatırım yapan, üretimden vazgeçmeyen, istihdam sağlayan, ihracatla ülkesine değer katan ve tüm vergi–sigorta yükümlülüklerini yerine getiren özel sektörümüzün omuzlarında yükseliyor.
Elbette piyasa düzeninin korunması, adil rekabetin sağlanması ve vatandaşımızın temel gıdaya makul koşullarda ulaşması devletimizin en doğal ve en önemli sorumluluklarındandır.
Hukuk işlesin; yanlış varsa gereği yapılsın. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak bunu yaparken çok hassas bir dengeyi de korumak zorundayız:
Bir sektöre, bir üretim zincirine, yatırım yapan sanayiciye ve üreticiye dönük topyekûn bir itibarsızlaştırma dili, Türkiye’ye fayda sağlamaz. Aksine yatırım iştahını zedeler, üretim cesaretini kırar, istihdamı ve ihracatı olumsuz etkiler.
Yanlışı olan hukuk önünde hesabını verir.
Ama üretim yapan, risk alan, fabrika kuran, insan çalıştıran, ülkesine katma değer sağlayan özel sektörümüzün itibarı da bu ülkenin stratejik sermayesidir.
Bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu şey; üreticisini korkutan değil, doğruyu denetlerken üretimi güçlendiren bir iklimdir. Çünkü bu ülkeyi büyütecek olan; kamu–özel sektör güveni, hukuk devleti ilkesi, adil rekabet ve güçlü üretim kapasitesidir.
Türkiye Yüzyılı’nı; yatırımcısıyla, sanayicisiyle, üreticisiyle, çalışanıyla ve ihracatçısıyla birlikte inşa edeceğiz.
Bugün üretimi kolayca incitirsek, yarın yatırım, istihdam ve ihracatı aradığımızda geç kalmış oluruz.
Hukuk işlesin. Rekabet korunsun. Tüketici korunsun. Ama üretim iklimi de mutlaka korunsun.
@ist_sanayiodasi
#Üretim #Sanayi #ReelSektör #ÖzelSektör #Yatırım #İstihdam #İhracat #TürkiyeEkonomisi #HukukDevleti #AdilRekabet
Günaydın Türkiyem
Dün Ne mi Oldu?
Bu Siyasal Anaforun İçinde bir Mucize Doğdu!
Dün bu ülkenin kördüğüm olmuş en büyük yarasına, gizlenen o devasa ekonomik krizine neşter vuracak muazzam bir adım atıldı.
EGEYED (Ev Gençliğini Yaşama Entegre Etme Derneği) kuruldu.
#egeyed
Bir kişi bir konuyu ihbar ettiğinde, cevap muhatabı ihbar edilenin kendisi değildir.
Ihbar edilenin hukuka aykırı davranmış olup olmadığı ve ihbara konu iddiaların doğru olup olmadığı hususlarını soruşturup karara bağlama yetki ve sorumluluğuna sahip birimlerdir. Bu olayda, yetkilendirilecek savcıdır.
96 yaşındaki insanın söylediği bir söz dolayısıyla derhal soruşturulduğu ülkede, gayet detaylı biçimde işkence ihbarında bulunan bir potansiyel mağdurun da konunun objektif olarak soruşturulmasını sağlayabileceği umulur.
Kanım dondu. Hanımefendinin bu ifadesini hiç bir devlet yok sayamaz. Bu ülkenin Meclis’i eğer gerçekten bizi temsil ediyorsa, bu konuyu gündeminin ilk sırasına almalı ve hızla aydınlatmalı, hemen, hiç vakit geçirmeden öyle kuru kuru açıklamalarla da değil.
BÜTÜN SALONU
AĞLATAN O SAVUNMA
Fatoş Pınar Türker yaptığı savunma ile herkesi ağlattı. Polis baskını, savcılık ve cezaevi sürecinde yaşananlar çok çarpıcı:
Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi...
Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat sizi ayrı ayrı koyacağız dedi.
Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi.
"ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi.
Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? #İBBDavası
Pınar hanımın ifadesini okurken burun direğinizin sızlaması için birer anne veya baba olmanıza gerek yok, vicdan sahibi olmanız yeterli. Mutlak butlan, kurultay, Dikmen kapısı vs yerine Türkiye'nin gündemi olması gereken asıl bu ifade...
https://t.co/jIpPMrwt4E
"‘... Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi. ‘Sen bekârsın, değil mi?’ dedi. ‘Evet’. ‘Velayetleri de sende?’ ‘Evet.’ Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?’ dedi. ‘Değil’ dedim. ‘Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.
Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler.
Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur… Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyler…
İnsan olarak öğrendiğim iyilik ve kötülük kavramı bozuldu..."
Çok tanınan finfluencerların finansal okuryazarlık düzeyi görece daha düşük kitlelere daha geniş ölçüde ulaşması, beklenen bir bulgu olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, bu etkiyi daha ayrıntılı analiz edebilmek amacıyla örneklem finansal okuryazarlık düzeyine göre beş farklı gruba ayrılmıştır. Bu sınıflandırma, elde edilen görünümü daha net ve ayrıştırılmış bir şekilde ortaya koymuştur. Bulgular, bazı finfluencerların daha yüksek finansal okuryazarlığa sahip bireyler tarafından da takip edildiğini gösterirken, bazılarının ise ağırlıklı olarak düşük finansal okuryazarlık düzeyine sahip kitlelere hitap ettiğini; buna karşılık yüksek okuryazarlık düzeyine sahip bireylerin bu hesapları takip etmeyi genellikle tercih etmediğini göstermektedir.
Serkan Ünal, R. Burçin Yavuz ve Şebnem Özdemir'in "Finansal Popülizm: Finfluencerların Sosyal Medyada Popülerliğinin Politik ve Bilişsel Temelleri" başlıklı çalışmasını okudum.
Finfluencerların takipçi kitlelerini hem finansal okuryazarlık hem de politik yönelim ekseninde inceleyen ilk defa inceleyen, 841 katılımcılık özgün bir veri seti. Emek veren herkese teşekkürler.
İşte 17 isim, takipçilerinin finansal okuryazarlık skoruyla (10 üzerinden) ve benim gözümden:
@Dragonomi (6.6) — Listenin zirvesi. Teknik-makro kesişimi, veri odaklı, spekülasyondan uzak. Dar ama nitelikli kitle = bilinçli tercih.
@ali_hakan_kara (6.4) — Eski TCMB Baş Ekonomisti. Kaynağın kendisi. Popülizme en uzak isimlerden.
@e507 (6.3) — Nicel, mikro yapı odaklı, bilgi yoğunluğu yüksek.
@Burumcekci (6.3) — Disiplinli makro veri takibi. Kısa, net, dolu.
@RefetGurkaynak (6.1) — Akademik disiplini sosyal medyaya en iyi taşıyan isim. Bir süredir aktif değil.
@lezzetlipiyasa (6.1) — Finans gazeteciliğinin duayenlerinden. Olgun, deneyimli kitle.
@OzatayFatih (6.0) — Kurumsal hafıza. Az ama ağırlıklı paylaşım.
@VeFinans / (6.0) — Tutarlı ve derinlikli içerik çizgisi, geniş kitleye oynamamasına rağmen yüksek takipçi sayısı.
@cakcay01 (5.9) — Eski TCMB Başkan Yardımcısı ve Yapı Kredi Baş Ekonomisti. Sağlam zemin, dengeli politik dağılım. TCMB Başkan yardımcısı olduğundan beri aktif değil.
@AtillaYesilada1 (5.6) — Bilgili çekirdek + dramatik tonlamayla gelen geniş halka.
@mahfiegilmez (5.6) — En geniş erişim. "Herkese hitap" çabası kaçınılmaz olarak derinliği seyreltiyor.
@TuncSatiroglu (5.5) — Herkesin anlayacağı dil kitlenin profilini aşağı çekiyor.
@MuratMuratoglux (5.3) — Sol ağırlıklı kitle, ekonomi-politika kesişiminde popülist dil.
@turc35 (5.3) — Dikkat çekici ama analitik derinlik tartışmalı.
Mert Başaran (Hesabını bulamadım) (5.3) — Geniş kitle, milliyetçi takipçi oranı en yükseklerden. Çalışmanın teziyle birebir.
@ProfDemirtas (5.1) — Akademik kimlik + geniş erişim, ama skor ortalama altı. Halo etkisinin ders kitabı örneği.
@_selcukgecer (4.3) — Açık ara en düşük. Apokaliptik söylem. Finansal popülizmin en saf hali.
Peki bu listede başka kimler olmalıydı?
Çalışmanın kendi kategorilerini (rasyonel vs. popülist) çok daha net test edebilecek bazı isimler eksik.
Strateji/profesyonel tarafta @SantManukyan , @ugurses , @SelvaDemiralp , @umitak .
Hazine ve tahvil tarafında @altugozaslan .
Geniş kitle, popüler erişim tarafında @Kahvecibrahim , @iriscibre , @emrealkin1969 , @barissoydan , @laplace2011
Ve en büyük kör nokta: teknik analiz neredeyse hiç yok @mrarslanoglu ve @TuncerSengoz gibi disiplinli isimler, üstüne tüm kripto segmenti listede yer almıyor. Bu da finfluencer tanımını akademisyen/gazeteci ağırlıklı, dar bir çerçevede bırakıyor.
Son söz: Yukarıdaki isimleri anmam hepsini onayladığım anlamına gelmiyor; birçoğuyla yöntem ve içerik konusunda ciddi ayrıldığım noktalar var. Ama bu kadar geniş kitleye ulaşmış olmaları başlı başına bir başarı; kitle kurmak, dikkati elde tutmak kolay iş değil ve bunu yadsımak haksızlık olur. Çalışma da bu kitleyi veriyle haritalandırdığı için kıymetli. Piyasa pratiği ve teknik analiz boyutu eklendiğinde çok daha güçlü olacaktır.
Yürüyüş yapıp ofise girdiğimde bir kaç saat sonra sağda solda yerde toprak ve çamur parçaları oluyor. Çünkü koca ilçe İstanbul'un çeperindeki bir şantiye gibi. Her yer çamur.
Kadıköy Belediyesi'nde hiçbir beklentim yok. Sosyal medya şirinliğine devam etmelerini istiyorum.
Google Gemini Omni lanse edildi✨
Video ile başlayarak ‘her şeyden her şeyi yaratabilen’ bir modele doğru atılan ilk adım.
Gemini'nin zekasını üretken medya sistemlerimizle birleştiriyor - dünya anlayışında, çok modlulukta ve düzenlemede ileriye doğru bir sıçrama 🧵
Türkiye’de yaşayan bir İngiliz gazeteci 19 temel ürün üzerinden İstanbul ile Londra’yı karşılaştırdı. İstanbul daha pahalı çıktı. Bu arada ortalama bir İngiliz için bile Londra pahalı bir şehirdir.
A basket of groceries in Istanbul is now more expensive than in the UK.
I compared two online shopping baskets - 1 from Carrefour for delivery in Istanbul; one from Sainsbury's.
The price of 19 basic items in the UK totalled £44.53.
The price of the 19 basic items in Istanbul totalled 4,425.18 TL / £71.99 at today's exchange rate.
I compared using the cheapest available options and the most similar items/quantities available.
There are a few items that really push up the cost of the grocery basket in Turkey, namely beef and instant coffee (?!). Some goods such as olive oil are roughly the same price as in the UK, while some items such as eggs, milk and onions are quite a bit cheaper in Turkey.
The gross minimum wage in Turkey is 33,030 (£537.88) a month.
The gross minimum wage in the UK is £12.71 an hour for people over 21. Assuming a 35 hour working week, this is £444.85 a week.
None of this is to say that people in the UK have it easy. I know the cost of living crisis - already years in the making and now exacerbated by the war in Iran - is hitting many people very very hard.
The point I'm rather trying to make is that inflation in Turkey is crazy, pushing living costs up to levels that far outstrip what many people earn.
A basket of groceries in Istanbul is now more expensive than in the UK.
I compared two online shopping baskets - 1 from Carrefour for delivery in Istanbul; one from Sainsbury's.
The price of 19 basic items in the UK totalled £44.53.
The price of the 19 basic items in Istanbul totalled 4,425.18 TL / £71.99 at today's exchange rate.
I compared using the cheapest available options and the most similar items/quantities available.
There are a few items that really push up the cost of the grocery basket in Turkey, namely beef and instant coffee (?!). Some goods such as olive oil are roughly the same price as in the UK, while some items such as eggs, milk and onions are quite a bit cheaper in Turkey.
The gross minimum wage in Turkey is 33,030 (£537.88) a month.
The gross minimum wage in the UK is £12.71 an hour for people over 21. Assuming a 35 hour working week, this is £444.85 a week.
None of this is to say that people in the UK have it easy. I know the cost of living crisis - already years in the making and now exacerbated by the war in Iran - is hitting many people very very hard.
The point I'm rather trying to make is that inflation in Turkey is crazy, pushing living costs up to levels that far outstrip what many people earn.
Galatasaray’ın 26. şampiyonluğu camiamıza hayırlı olsun. Dört senelik istikrar ve başarı, bugün yepyeni bir zaferle taçlanmıştır. Daha büyüklerinin yolda olduğuna ve Galatasaray bayrağının her zaman zirvede kalacağına inanıyorum.
Sayın Başkan Dursun Özbek başta olmak üzere, bu büyük başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum, kulübümüzün bir Divan üyesi olarak her birine teşekkürlerimi sunuyorum.
Galatasaray’ın dört sezonluk ilk şampiyonluk serisinin kilit oyuncularından, bugünün şampiyon hocası Okan Hoca’yı, değerli ekibini, futbolcularımızı ve kulüp emekçilerimizi canıgönülden kutluyorum, dört sene üst üste şampiyonluk kulübümüze yine çok yakıştı.
Galatasaray taraftarı, bu mutluluğu sonuna kadar yaşamalı, şampiyonluğu doyasıya kutlamalıdır…
Galatasaray’ın yeni hedefi, yarın sabahtan itibaren kendi rekorunu daha da geliştirmek adına çalışmak olmalıdır çünkü Galatasaray, tarihinden güç alarak her zaman ileri bakar ve Galatasaray gibi büyük kulüplerin var olma amacı budur.
💛❤️