Tüm canlılar "görülmek" ister;
ağaç yeşerir,
kedi miyavlar, insan gülümser
"beni gör" der.
Seni Görüyorum!
Görülmemek bir ölme biçimi,
Görmemek ise öldürme.
"Sanki beni seyrediyorlarmış gibi özenle yaşadım... Oysa sahne bomboştu, beklediğim seyircilerse hiç gelmedi." diyor Osamu Dazai.
Güneş #12.ev ve hatta sahne bile yoktu, sen hep sahne arkasındaydın...
3.ev mars kavga ederken bile entelektüel yaklaşır: işyerinden bir kadın arkadaşıma (koç)gereksiz bir kelime dedi ben (konuyla ne alâka): akrep dolunayı (ss'leri tıslayarak) pissslikleri ortaya çıkarır, kötü kokular gelir burnuna-dedim,arkadaşım zor tutuyor kendini gülmemek için😂
1/4/7/10.evler vaad ettiğini tutar. Uranüs ikizler transiti taşınma da verebilir bu evlerde, sürekli "7.ev tr uranüs ilişkiler" denip "düzen değişimi/rutinden çıkış" denmedikçe oturmuyor bu hikâye, bu da birilerine ulaşır umarım🪁
Toplum size "saçını süpürge eden" anneyi, "dostu için ölen" adamı, "herkese koşan" arkadaşı alkışlatır.
Neden?
Çünkü sistemdeki asalakların hayatta kalması için, kendini feda edecek "gönüllü kurbanlara" ihtiyacı vardır.
Buna psikolojide "Kurtarıcı Sendromu" (Savior Complex), ezoterizmde ise "Enerji Kanatmak" denir.
İyilik yapmakla, enayi olmak arasındaki o ince çizgiyi geçeli çok oldu.
Senin o "Kıyamam", "Yardım edeyim", "Ben hallederim" diyerek sırtlandığın her başkasına ait yük; senin manyetik kalkanını (Torus Alanını) deler.
Başkalarının karmik borcunu (tekamül dersini) çözmeye kalktığında, evrenin yasasını çiğnersin.
O insan o acıyı çekip akıllanacaktı, sen araya girip onu kurtardın.
Ne oldu?
Onun çekmesi gereken acı SANA transfer oldu.
(Mazluma yardım et gerçek mazluma yardım et)
Senin o "hayır" diyemediğin için verdiğin her taviz, dinlediğin her toksik dert, çözmeye çalıştığın her başkasına ait kriz; senin yaşam enerjini (Prana/Chi) bir sülük gibi emer.
Sonra gece yatağa girdiğinde neden kalbinin sıkıştığını, neden panik atak geçirdiğini sorgularsın.
Bedenin sana bağırıyor: "BENİM OLMAYAN YÜKÜ TAŞIYORUM"
İyi insan olmak, kendini paspas etmek değildir.
Uçaklarda bile kuraldır: "Oksijen maskesini önce kendinize, sonra başkasına takın."
Sen nefes alamazken, kimseye hayat veremezsin.
Fedakar ol ama kendini feda etme.
Bencil olmak kötü bir şey değildir, sınır çizmektir, kendini korumaktır ve mesih kompleksine girmemektir.
1-) Yanından ayrıldığında kendini "dayak yemiş gibi" yorgun hissettiğin herkes enerji vampiridir. Acıma. Mesafeyi koy.
2-) İnsanların dibe vurmasına izin ver. Onları dipten kurtarmak senin görevin değil. Senin görevin zirvede kalıp, gücü yetene ip atmaktır. Dibe inersen, seni de boğarlar.
3-) "Ben olmazsam yapamazlar" kibrini bırak. Yaparlar. Sen sadece kendini vazgeçilmez sanan, ego tatmini arayan bir kurbansın. O maskeyi indir.
Sana dayatılanı, yapman isteneni yapma.
İyilik yapacaksan doğru yap.
İyilikten maraz doğar diye boşuna dememişler.
New York’lu psikiyatrist Rami Kaminski, yeni bir kişilik yapısını tanıttı:
"Otrovert" adını verdiği kişilik dışarıdan sosyal görünen ama tekrar normal hissetmek için çok fazla yalnız kalmaya ihtiyacı olan biri. Gerektiğinde konuşabilirler, gülebilirler ve etkileşime geçebilirler ama çok fazla etkileşimde bulunmaları onları tüketir.
Antisosyal değiller sadece farklı şekilde şarj olurlar. İnsanlarla birlikte olmak ile kendi enerjilerini korumak arasında sessiz bir denge kurarlar.
12 temel özellikleri: 🧵
Göksel bu şarkısını babasına (güneş) yazmıştır. Kayıp baba, güneşi gerçi yay'da ancak yükselen bilinmemekte, tam da güneş 12.evlerin babalarına söylediği sözler
https://t.co/S3idTi7Q2y
@ajans_muhbir ellam yaa, aynı bizim apartman yöneticisi, toplantıya 1 kişi gitti, 3 kişi sadece aidat ödedi ayıp olmasın diye hâla benim diyor yönetici, kurtulamadık ciyaaaak 😂