çok göz ardı edilmiş müthiş bir dizi. daha bir sene bile olmadı bu diziyi bitireli ama arada aklıma düşüyor. hele intro müziği kafamda kirasız yaşıyo. finalini güzel yapıp kapatıyolar ama keşke iptal edilmeseydi de devamı gelebilseydi
J. Cole - The Fall-Off
Yıllarca aşık olduğu kadının peşinden koşan, sonunda ona kavuşan ama hiç de tahmin ettiği gibi biri çıkmadığı için hayal kırıklığı yaşayan bir adamın yolculuğu bu.
Albümle ilgili uzun uzun teknik konuşmak istemiyorum ama Cole’un söz yazımı, flow’u, beat'lerin kalitesi, metaforlar, Slim Shady personasına bürünmesi, tersten hikaye anlatımıyla Nas’a saygı duruşu, Common gibi Hip Hop’a olan aşkını bir kadına duyulan aşkla eşleştirmesi, Pac ve Biggie'nin yerine geçip onların flow'unu kullanarak birbirlerine mektup yazması... Hepsi çok çok güçlü. Sadece birkaç noktadaki melodik vokal kullanımını başkasına bıraksa daha iyi olurmuş dedim ama kesinlikle göze batmıyor.
İlk disk 29 yaşındaki Cole'un 'başarmış' şekilde 'evine' dönüşünü anlatıyor. İkinci disk ise 39 yaşındaki Cole'un daha olgun, farkında, zihinsel olarak 'evine' dönüşünü simgeliyor. İlki daha ağır, ikincisi ise daha kolay tüketilebilir geldi bana dinlerken. Ama inanın mevzu bunlar değil...
Yıllarca onu sıkıcı buldum. Bazen yaptıklarının Hip Hop kültürüne ters olduğunu düşündüm. Sanki birileri Cole’u zorla rapçi yapmış da bu durumdan hoşlanmıyormuş gibi geliyordu. Şimdi her şey yerine oturdu. Çünkü belki de ilk kez onu gerçekten anladım. O da herkes gibi insan; arzuları, zaafları, pişmanlıkları ve farkındalıkları var. Gençken hayalini kurduğu hayata ulaştıktan sonra bunun karakterine pek uymadığını fark etmesinin yarattığı hayal kırıklığını iliklerime kadar hissettirdi. Biraz sivrilmeye, sert görünmeye çalıştığı her an, bunun üzerinde eğreti durduğunu farkına vararak olması gerektiği mütevazı zemine geri dönüyor. Eski Honda Civic’inin bagajına albümleri doldurup halkın arasına karışarak CD satması da bu döngünün kapanışını çok iyi simgeledi. Halkayı tamamlayıp en başa döndü. Çünkü artık peşinden koşması gereken dünyevi kaygıları yok, odağında iç huzuru var.
Geçmişte Kendrick’ten özür dilemesi -hala doğru bulmasam da- yine bu sebepten dolayı. Adam hiçbir koşulda o agresif seviyede kalamıyor, mizacına ters. Maalesef Hip Hop’ın gördüğü en alçakgönüllü isimlerden biri. 'Maalesef' diyorum çünkü bu kültür Cole gibiler için fazla sert. O yüzden bunun bir son olduğuna, özellikle Bunce Road Blues'daki şu sözlerden dolayı eminiz: “Ben bir iz bırakıyordum, bütün albümlerimi dinlersen aralarında bir mektup bulabilirsin. Bu ise bir intihar notu, gel de ne yazdığıma bak. Kendimi öldürmek üzereyim."
Ancak asla tepkili değil. Aşık olduğu kadını onsuz da sevebileceğini farkında. O kadın Hip Hop. Çünkü albümü şu sözlerle kapatıyor: "Aşk yağmurda yanan bir mum fitilidir. Biz fırtınadan sonra bile hala yanıyoruz. Aşkın her zaman kaybettirdiği söylenir ancak ne kadar çok seversem o kadar kazanırım."
Bugüne kadar sana yaptığım haksızlıklar için özür dilerim Cole.
Ve hoşca kal Jermaine...