ACI KAYBIMIZ
Trabzon Hudut ve Sahiller İşyeri Temsilcimiz Aydın Özkul vefat etmiştir.
Merhum Aydın Özkul’un cenazesi, ikindi namazına müteakip Vakfıkebir Merkez Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından defnedilecektir.
Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine ve yakınlarına sabır diliyoruz.
Teşkilatımızın başı sağ olsun.
Büyük Türk Milliyetçisi, Kardeş Azerbaycan Devletinin Merhum Cumhurbaşkanı Ebulfez ELÇİBEY’i Vefatının Yıl Dönümünde Rahmet ve Dualarla Anıyoruz.
Ruhu Şad Mekanı Cennet Olsun.
Siyonist yaratık #Netanyahu, bir yıl önce #Türkiye’yi kastederek, “Ben saf biri değilim ve Suriye’de kiminle uğraştığımızı çok iyi biliyorum, bu yüzden güç kullandık.” açıklamasında bulunmuştu.
#BeşarEsad’ın devrilmesinin ardından #Suriye’de istikrarın sağlanmasını ve devlet-millet bütünleşmesinin gerçekleşmesini istemeyen #İsrail; çeşitli aralıklarla Suriye’nin devlet kurumlarını ve stratejik merkezleri bombaladı, Suriye içinde #terörörgütüYPG’yi kara gücü olarak kullanmaya çalıştı ve #Nusayri'leri kurulan hükümete karşı iç savaş çıkarmak için sürekli tahrik etti. Türkiye ve Suriye’nin işbirliğiyle terör örgütü YPG işgal ettiği bölgelerden çıkarılırken, İsrail güdümünde hareket eden bazı Nusayri unsurlarının iç isyan girişimleri de önlendi.
İsrail, aylar sonra bir kez daha Suriye’nin kuzeybatısındaki #İdlib vilayetinde bulunan #EbuZuhur (Abu al-Duhur/Abu al-Zuhur) Askerî Hava Üssü’nü hedef aldı. İsrail uçakları, üssün pistine ve depolama tesislerine 8 hava saldırısı düzenledi.
Siyonist yaratık Netanyahu, Suriye’ye yönelik bu saldırının ardından yaptığı açıklamada, yine Türkiye korkusuyla şekillenen bilinçaltını ortaya döken şu ifadeleri kullandı:
“Türk askeri varlığının güneye doğru genişleyerek kalıcı hale gelmesine müsamaha göstermeyeceğiz. Bunu genel hatlarıyla açıkça ifade ettik. Türkiye’nin Halep yakınlarındaki bir havaalanına yerleşme niyetinde olduğunu gördük ve kendilerine bir mesaj ilettik. Mesajı ilettik ancak görünüşe göre duymadılar. Biz de mesajı daha iyi anlamalarını sağladık.”
Türkiye-Suriye işbirliği arttıkça İsrail’in kaygıları da artmaktadır. “#TerörsüzTürkiye” ve “#TerörsüzBölge” stratejileri, İsrail’in bölgede terör örgütlerini taşeron olarak kullanma planlarını doğrudan bozan bir stratejik hamledir.
İsrail’in resmi politikalarına yakın yayın çizgisiyle bilinen #Haaretz gazetesi de geçtiğimiz yıl, “PKK’nın silah bırakması İsrail’in çıkarlarını tehlikeye sokabilir” manşetini atmıştı.
Bunun nedeni açıktır: İsrail’in bölgede en aktif şekilde kullandığı #PKK unsurlarının önemli bir bölümü Suriye’de bulunuyordu. Türkiye’nin ortaya koyduğu millî stratejiler ve “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefi ise bu taşeron sistemine ağır bir darbe vurmaktadır.
Suriye’de PKK/YPG merkezli işgalin temizlenmesi ve bölgedeki unsurların Suriye devlet yapısına entegrasyonu sonrasında herhangi bir çatışmanın yaşanmamış olması da bu stratejinin bölgesel istikrar açısından önemini ortaya koymaktadır.
Suriye’deki huzur ve istikrardan büyük rahatsızlık duyan İsrail bu yüzden aylar sonra yine Suriye’yi bombalamış ve bunun gerekçesi olarak da Türk askeri varlığının Suriye’de güçlenmesi olarak göstermiştir.
İsrail misyoneri gibi ortalıkta dolaşan #ÜmitÖzdağ’ın “İsrail Türkiye’de iç savaş çıkarır, şöyle yapar böyle yapar diye korku uyandırılmaya çalışılıyor.” diyerek İsrail’e odaklanılmasını önlemeye yönelik bu sözlerini şimdi daha iyi anlıyorsunuz, değil mi?
Şundan yüzde yüz emin olabilirsiniz: Türkiye’de “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” projelerine çıldırmış gibi karşı çıkanların kesin bir #ABD-İsrail bağı vardır.
Çünkü bu projeler, ABD ve İsrail’in bölgede yıllardır terör örgütleri üzerinden kurduğu taşeronluk düzenini bozmayı hedeflemektedir.
Terör örgütleri taşeron olarak kullanılamayacaksa, bundan en fazla kim rahatsız olur?
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, bu süreçlerin daha en başında ortaya koyduğu vizyonu şu sözlerle açıkça ifade etmişti:
“Golan’da diş gösterenlerin, Şam’a parmak sallayanların azı dişini Kudüs’te sökmek sadece bir zaman meselesidir. Bizim Siyonist alçaklığa eyvallahımız yoktur, korkumuz yoktur, ayranımız kabarmaya görsün, gerisini düşünecek olanlar bellidir.”
Sayın Bahçeli’nin bu sözleri, bugün yaşanan gelişmeler ışığında çok daha iyi anlaşılmaktadır. Son yıllarda Türkiye ile İsrail arasında yaşanan gerilimler; İsrail’in Türkiye’nin bölgedeki etkisinin artmasından duyduğu rahatsızlık ve özellikle #İran, Suriye, #Lübnan ve #Kıbrıs eksenindeki saldırgan tutumu, yaptığı planlar aslında gidişatın aynasıdır.
Dolayısıyla “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerini, sanki bir sabah kalkılıp “Bugün de böyle bir proje başlatalım.” denilerek ortaya atılmış, gelişigüzel hazırlanmış bir stratejik fantezi gibi değerlendirenlere itibar etmeyin.
İsrail bile her şeyin farkında ama bazı embesillerin iftiraları ve yalanları artık iğrenç bir hâl alıyor. Belki de onlar embesil rolünde İsrail hesabına çalışıyorlar.
@TurkgunGazetesi@Yildiraycicek9
Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İbrahim Tabakoğlu, Türk Yerel Hizmet-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Ahmet Yıldırım ve yönetim kurulu üyelerine ziyaretleri münasebetiyle teşekkür ediyorum.
#Cumhurİttifakı'nın birlikteliği, terörle mücadele tarihimizde #PKKterörörgütü'ne en ağır darbelerin vurulmasını sağlayan güçlü bir yumruktur. Tarih, bu mücadeleyi elbette hep böyle hatırlayacaktır.
#FıratKalkanı, #ZeytinDalı, #BarışPınarı, #BaharKalkanı ve #PençeKilit operasyonlarıyla terör koridorları dağıtılmış; #Türkiye'nin yanı sıra #Irak ve #Suriye'de binlerce terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Bu mücadeleyi inkâr edecek aklı başında bir insan var mıdır?
O hâlde bugün “#TerörsüzTürkiye” sürecine saldıran her parti ve kişi, önce dönüp kendi siyasi siciline ve geçmişteki duruşuna bakmalıdır. Çünkü bunların önemli bir bölümünün geçmişinde Türkiye'nin terörle mücadelesine karşı çıkmak, sınır ötesi operasyonlara çamur atmak ve terör örgütü PKK'nın siyasi uzantılarıyla ittifak ve iş birlikleri kurmak vardır.
Özellikle 2015 yılından bugüne kadar yapılan seçimlere, verilen siyasi desteklere, sahiplenilen olaylara ve karşı çıkılan gelişmelere bakıldığında bunun somut örneklerini görmek mümkündür.
Tüm bunları yeniden hatırlatmamızın sebebine gelince…
“Terörsüz Türkiye” sürecinin hukuki zeminini oluşturmak amacıyla hazırlanan ve Türk milletinin varlığına, birliğine ve geleceğine zarar verecek herhangi bir hüküm içermeyen #ÇerçeveYasa'nın kabulünden yalnızca bir gün sonra, Trabzon'da şehit edilen Astsubayımız #FerhatGedik ile #ErenBülbül'ün şehadet yıl dönümüydü.
Cumhur İttifakı mensupları da iki kahramanımızı rahmet, minnet ve saygıyla anan paylaşımlar yaptılar.
Ne var ki geçmişte Türkiye'nin terörle mücadelesine karşı çıkmış, daha yedi ay önce Suriye'de #terörörgütüYPG'ye yönelik gerçekleştirilen operasyonları dahi eleştirmiş siyasi yapıların çatısı altında siyaset yapan bazı kişiler, şehitlerimizi anan Cumhur İttifakı mensuplarına “Hangi yüzle?”, “İnsan gerçekten hayret ediyor.”, “Utanmıyorlar.”, “Eren'i vuranları affedenleri alkışlayanlar, bugün Eren'in şehadeti üzerinden duygu tatmini yaşamaya çalışıyor.” gibi ifadelerle saldırdılar.
Hele bir tane asker emeklisi, yeni siyaset şarlatanı var. #HDP ile ittifaklarını meşrulaştırmak için “HDP’li arkadaşlarım var. Hepsi de terörist değil.” diye ekranlarda gerdan kırıyordu. O da şunu yazmış: “Aboooooo… Bu paylaşım apocuları birbirine düşürür.”
İnsan gerçekten soruyor: Bunlarda akıl ve karakter var mı?
Şehitlerimizin hatırası üzerinden siyasi hesap ve istismar yapanların, önce kendi siyasi geçmişlerine bakmaları gerekmez mi? Hele ki bunlar için Astsubayımız Ferhat Gedik ve Eren Bülbül, ağızlarına alacakları en son isimlerdir.
Her şeyden önce, Astsubayımız Ferhat Gedik ile Eren Bülbül'ü şehit eden PKK'nın sözde Karadeniz sorumlusu Cudi-Zaza/Zeynel kod adlı #MehmetYakışır ile #Sorej kod adlı #JamilStarMohammed, Türk devletinin kararlı mücadelesiyle etkisiz hâle getirilmiş; şehitlerimizin kanı yerde bırakılmamıştır.
Peki bugün “Terörsüz Türkiye” hedefini gerçekleştirmeye çalışan iradeye saldıranlar, geçmişte terör devam ederken siyasi ittifak kurdukları ortaklarının Eren Bülbül konusundaki şu sicilini nasıl açıklayacaklar?
HDP milletvekilleri #MusaFarisoğulları ve #RemziyeTosun'un, Eren Bülbül ve Astsubay Ferhat Gedik'in şehit edilmesinden sorumlu terörist Mehmet Yakışır'ın 2018 yılındaki cenaze törenine katıldıkları gerçeğini nasıl unutturacaksınız?
Daha da önemlisi:
Bu olaydan sonra 2019, 2023 ve 2024 seçimlerinde, terör her yönüyle devam ederken HDP/DEM çizgisiyle kurulan siyasi ittifakları, seçim iş birliklerini ve ortaklıkları ne çabuk unuttunuz?
Bugün Cumhur İttifakı mensuplarının Eren Bülbül'ü ve Ferhat Gedik'i anmasını sorgulayanlar, önce kendilerine şu soruyu sormalıdır:
Eren Bülbül ve Ferhat Gedik’in şehadetinden sorumlu olan bir teröristin cenazesine katılan HDP ile siyasi menfaat uğruna defalarca aynı zeminde buluşurken hangi yüzünüz vardı?
Şehit Eren Bülbül ve Astsubayımız Ferhat Gedik’in katilleri affedilmiyor; zaten hepsi öldürüldü.
Kaldı ki Çerçeve Yasa içerisinde, terör saldırısı talimatı verenler ile güvenlik güçlerimizi şehit edenlere yönelik herhangi bir af veya muafiyet düzenlemesi bulunmamaktadır. Çerçeve Yasa’nın maddelerini okuyamayacak kadar kör, okuduğunuzu anlayamayacak kadar cahil misiniz?
Terörün en kanlı dönemleri yaşanırken teröre yardım ve yataklık eden partilerle siyasi menfaat uğruna aynı zeminde buluşan istismarcı ve yüzsüzlerin, Cumhur İttifakı gibi teröre ağır darbeler vurmuş bir oluşuma Eren Bülbül üzerinden ahlak dersi vermeye kalkması, en basit tabiriyle alçaklıktır.
Şehit Astsubayımız Ferhat Gedik’e ve Eren Bülbül’e rahmet ve minnet olsun…
Çalışan Annelerin İzin Hakları Neler ?
🔵Analık İzni
🔵Yarı Zamanlı Çalışma Hakkı
🔵Günlük çalışma süresinin yarısı kadar çalışma
🔵Süt İzni
🔵Doğum İzni nedeniyle Aylıksız İzin
Ayrıntılar👇
Türk Sağlık-Sen, üyelerinin bütçesine katkı sağlayacak yeni bir anlaşmaya daha imza attı
Petrol Ofisi ile yapılan iş birliği kapsamında, Türk Sağlık-Sen üyeleri satın aldıkları her yakıtta %4 + %1'de mobil uygulamadan olmak üzere %5 indirim anlamına gelen para puan kazanacaklar.
İndirimden Yararlanmak Çok Kolay!
✅ Cep telefonunuza Petrol Ofisi Mobil Uygulamasını indirin.
✅ Şubenizden alacağınız Türk Sağlık-Sen kampanya kodunu uygulamaya tanımlayın.
✅ Kodunuzu aktive ettikten sonra ilk yakıt alımınızdan itibaren aldığınız yakıtın %5'i kadar para puan kazanın. Örneğin 1000 TL'lik yakıt alımında 50 TL'lik ParaPuan kazanacaksınız.
ADIM ADIM PETROL OFİSİ UYGULAMASINI KULLANMA:
Yeni Üyelik Oluşturacak Üye
https://t.co/2zBEtpZdXC Soyad Bilgisi Girilir
2.Cep Telefonu Bilgisi Girilir.
3.Sendika Tarafından Verilen Kod ‘Referans Kodum Var’ Alanına Girilir
4.Üyelik Onaylanır ve Kayıt olunur.
5.Plakasını Ekleyen Müşteriler Bir Defaya Mahsus Yakıt Alışverişinden Sonra Plakasını Doğrular.
Petrol ofisi uygulamasını önceden kullanan üyelerimiz
1.Ana sayfanın üst bölümünde bulunan 'Hediye Puanlarını Tanımlamak İçin’ alanına, sendika tarafından verilen hediye puan kodu girilir.
ParaPuanla Kazanmaya Başlayın!
Yakıt alımlarınızla kazanacağınız ParaPuan sistemi ile ilk indirimli yakıt alışverişinizin ardından aktif olacak. Böylece sonraki yakıt alımlarınızda biriken ParaPuanlarınızı kullanarak avantajlardan faydalanabileceksiniz.
Üyesine Kazandıran Sendika
Grup Haykırış'ın sık sık dinlediğim "Ben de Aleviyim" adlı bir eseri var:
“Alevilik Ali'yi sevmekse Aleviyim.
Ali gibi secdede ölmekse Aleviyim.
Hak kitabın aşkıyla dolmaksa Aleviyim.
İfrat, tefrit bir bela; fitne eker her bela.
İbret olsun Kerbelâ'yı bilmekse Aleviyim.
Dörtler Hakk'ın eridir, Ali dörtten biridir.
Ol Muhammed Mustafa, âlemlerin piridir.
Kardeşlik emreder din, haram kılınmıştır kin.
Özde Hasan Hüseyin olmaksa Aleviyim.
Gönüllerden isyanı silmekse Aleviyim.
Gelsin canlar birliğe, cem olalım dirliğe.
Pir olalım, pirliğe koymaksa Aleviyim.
Dörtler Hakk'ın eridir, Ali dörtten biridir.
Ol Muhammed Mustafa, âlemlerin piridir.”
Peki, bu eseri ve verdiği mesajı neden hatırlatma gereği duydum?
Geçtiğimiz günlerde İstanbul Valiliği, İstanbul Valisi Davut Gül'ün imzasıyla 22.04.2026 tarihinde 39 ilçe kaymakamlığına ve ilgili kurumlara, okullarda mescit alanı oluşturulmasına ilişkin bir yazı gönderdi. Yazıda, öğrenciler ile eğitim çalışanlarının temel hak ve özgürlükleri kapsamında ibadet ihtiyaçlarının karşılanmasının önem taşıdığı belirtiliyor; okul ortamlarında uygun ibadet alanlarının oluşturulmasının eğitim hizmetlerinin tamamlayıcı unsurlarından biri olduğu ifade ediliyordu.
Böyle bir uygulamadan bir Müslümanın rahatsız olması mümkün mü?
Elbette hayır. Ancak görünen o ki, birileri Aleviler ile Sünniler arasına fitne tohumları ekmeye çalışmaktadır.
#CHP, #YenilikPartisi, #ZaferPartisi ve #İYİParti arasında mekik dokuyan eski milletvekili ve sanatçı #SabahattinAkkiraz da şu sözleriyle bu uygulamaya tepki gösterenlerden biri oldu:
“Sayın İstanbul Valiliği ve Millî Eğitim Bakanlığı; Alevi çocukların ibadeti için de okullarda cemevi, Hristiyan çocuklar için kilise, Budist çocuklar için Budist tapınağı da açacak mısınız? Okullar inanç merkezi değildir. Aileler çocuklarına inançlarını en doğru biçimde öğretir. Bu uygulama laiklik ilkesiyle de temelden çelişmektedir.”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi #HüseyinAğçal da benzer bir tepki göstererek, "Bu uygulamada Alevi çocukları daha fazla ayrımcılığa maruz kalacak. Bu da pedagojik açıdan çocukları etkileyebilecek bir durum. Bir dinin bir mezhebinin dayatılması laiklik ilkesine aykırı." ifadelerini kullandı. Alevi kimliğini öne sürerek benzer tepkiler dile getiren başka isimler de oldu.
Kûfe Camii'nde sabah namazı sırasında secdeden başını kaldırırken şehit edilen Hz. Ali üzerinden Alevilik kimliğini kullanan bazı kişilerin, Aleviliği sanki İslam'ın değer ve hükümlerine karşı bir anlayışmış gibi sunan söylemlerde bulunması bana göre oldukça düşündürücü ve tehlikelidir.
İslam'dan bağımsız olarak Hz. Ali'nin izinden, yolundan ve düşüncesinden yürümek mümkün müdür? Elbette mümkün değildir. Bununla birlikte, bazı çevrelerin İslam'dan bağımsız bir Alevilik anlayışını öne çıkarmaya çalıştıkları herkesin malumudur.
Bu yaklaşımın, hem Hz. Ali'nin adını referans alıp hem de onun temsil ettiği İslami çizgiden uzaklaştırarak Aleviliği sanki İslam'ın karşısında ayrı bir dinmiş gibi algılatmaya çalışanlar karanlık ve tehlikeli bir projenin peşindedir.
Benzer eylem ve söylemlerin, sonuç itibarıyla Aleviler ile Sünniler arasında fitne ve ayrışma oluşturmak isteyen çevrelerin işini kolaylaştırdığı kanaatindeyim.
Cemevi talep etmek ayrı bir konudur; okullarda Müslüman öğrencilerin ibadet edebilmesi amacıyla açılacak mescitlere karşı çıkmak ise bambaşka bir meseledir.
Bazı kişiler ve kurumlar Alevi kimliğini kullanıyor. Ama gittikleri yol ne Hz. Ali’nin ne de Hacı Beştaş Veli’nin yoludur. Bu sembol ve değerli isimlerin gittiği yol İslam’ın özüyken, İslam düşmanlığı yaparak bu yoldan gittiği iddia etmek ucubeliktir. Ne Hz. Ali'nin yolunda olduğunu söyleyen biri İslam'a düşman olabilir ne de İslam'ın yolunda olduğunu söyleyen biri Hz. Ali'nin yoluna düşmanlık edebilir.
Türk milletinin birliğini, bütünlüğünü ve kardeşliğini güçlendirmeye yönelik adımların önem taşıdığı açıktır. Bu çerçevede, Sayın Devlet Bahçeli'nin #AleviSünnikardeşliği'ni pekiştirmek amacıyla #HorasanErenleriDergâhıCemevi gibi büyük bir #cemevi'nin yapımına ve ihtiyaçlarının karşılanmasına destek vermesini bu anlayışın çok büyük ve somut bir örneği olmuştur. Buna karşılık, Aleviliği İslam'a karşı bir anlayışmış gibi göstermeye yönelik söylemlerin ise toplumsal birlik yerine ayrışmaya ve kutuplaşmaya hizmet ettiği alenen ortadadır.
Bu nedenle, toplumun ortak değerleri ve inanç dünyasını ilgilendiren konularda herkes attığı adımlara ve kullandığı dile azami özen göstermelidir. Bazı çevreler emperyalist ayrıştırma politikalarını ve İslam karşıtı yaklaşımlarını Türkiye üzerinde, farklı aktörler aracılığıyla hayata geçirmeye çalışmaktadır. Bu çok açık ve net bir şekilde ortadadır. Bu kanaatimizi destekleyen gelişmeler yıllardır Türkiye’de açık büfe gibi sergilenmektedir.
Aleviler ile Sünniler arasında ayrışma ve çatışma oluşturmak isteyenlere karşı son derece dikkatli ve uyanık olmalıyız. Bizi asırlardır ortak değerler etrafında buluşturan en güçlü bağlardan biri İslam dinidir. İnancımız; kardeşliği, birlik ve beraberliği, karşılıklı saygı ve dayanışmayı emretmektedir.
Her Müslüman, söz konusu Hz. Ali'nin izinden ve yolundan gitmekse, "Ben de Aleviyim." diyebilir. Esas olan, Hz. Ali'nin temsil ettiği ahlakı, adaleti, teslimiyeti ve kulluk şuurunu örnek almaktır. Bu ölçüyü herkes korumalı; sözünü, tavrını ve sınırlarını da bu ölçülere göre belirlemelidir. Velhasıl namaz kılarken şehit edilen, İslam’ın halifesi, yüce peygamberimiz HZ. Muhammed’in damadı olan Hz. Ali’nin yolu İslam düşmanlığı değil, bizzat İslam’ın özüdür. Onun adıyla mescit düşmanlığı yapanlar bunu iyi idrak etmelidir.
@TurkgunGazetesi@Yildiraycicek9
Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği İle İlgili Danıştay Kararı Ne Anlama Geliyor, Süreç Nasıl Devam Edecek ?
Ayrıntılar👇
🔗https://t.co/JtiQr4nq7I
Açtığımız Dava İle Aile Hekimliğinde Danıştay’dan Önemli İptaller
10.07.2025 tarih ve 32952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin ilgili maddelerine karşı Sendikamız tarafından dava açılmıştı. Açtığımız davada Danıştay İkinci Dairesi Yönetmelik’in aşağıda belirtilen maddelerinde yürütmenin durdurulması kararı vermiştir.
Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının son 12 ayda birimden sağlık hizmeti almayanlar için katsayılarının yarısının esas alınacağına dair düzenlemenin,
Bakanlığın, farklı nüfus grupları için 12 aylık süreyi belirleme yetkisine ilişkin düzenlemenin,
Hasta memnuniyet kriterine bağlı yapılacak teşvik ödemesinde memnuniyet oranın Türkiye oranın üzerinde olması şartına ilişkin düzenlemenin,
Akılcı ilaç kullanımına bağlı yapılacak teşvik ek ödemesinde aile hekimince akılcı ilaç kullanım oranının il oranının veya Türkiye oranının ya da bir önceki yılın aynı ayının kendisine ait oranının veya Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ortalamalarının % 30’undan fazla olmamak üzere Bakanlıkça belirlenen hedefin altında olması şartı içeren düzenlemenin,
Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde aile sağlığı çalışanın aylık 96 saatten az olmamak kaydıyla 5 nöbet tutma şartına ilişkin düzenlemenin,
Yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
TEBRİKLER BİZİM KIZLAR!🏆🏅💫
FIVB Voleybol Milletler Ligi’nde Brezilya’yı 3-1 yenerek bir kez daha tarih yazan ve şampiyonluğa uzanan #FileninSultanları A Milli Kadın Voleybol Takımımızı gönülden tebrik ediyorum🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Türkiye, NATO’da yalnızca jeostratejik konumuyla değil; tarihi birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve milli kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin eriştiği siyasi ve stratejik seviye, Ankara Zirvesi’nde bir kez daha tebarüz etmiştir.
Liderimiz Sayın Devlet BAHÇELİ