Muazzam bir araştırma: İnsan beyni bir işe odaklandığında daha mutlu oluyor.
Zihni boş bıraktığında ise geçmişi, geleceği ve gereksiz düşünceleri kurcalamaya başlıyor, mutsuzluk da o anda devreye giriyor. Demek ki huzur, çoğu zaman odaklı çalışmakta.
Eskiden insanların neden iyi okullara gitmek, elit sitelere yerleşmek istediğini anlamazdım.
“Önemli olan senin kendini geliştirmen, çevren çok önemli değil” der geçerdim.
Ancak zamanla öyle olmadığını anladım.
Bir insan her çeşit insanla fazla muhatap olduğunda, o insanların zamanla hayatına karışma ihtimali çok artıyor.
Halkçı olacağım diye, yüzyıllardan gelen kadın düşmanı fikirleri aktaran insanların fikirlerini çekiyorsun mesela.
Epistemik süreçleri şüpheli adamlara giyimin/yaşam tarzın hakkında yorum yaptırmaya başlıyorsun.
Taşrada büyümüş adam/kadın senin özgür kararlarına müdahale ediyor, sana laf gönderiyor, o hakkı kendinde buluyor.
Bir delüzyon içinde, seni bir kalıba sığdırabileceğini, yorumlayabileceğini sanıyor.
Çünkü zamanında seninle “muhatap” olabildi.
Çünkü zamanında senin aşırı kibarlığın yüzünden seni “kendi çevresinden” zannetti. Farkı ayırt edemedi, o derinliği de yok zaten.
İşte elitler bu sorunu görmüşler. Ve yüzyıllardır bu çözüm olarak “göreceli izole yaşam” uygulamasını bulmuşlar.
Kendilerine özel evler, restaurantlar, ortamlar kurup çocuklarını da buralarda büyütmüşler. Herkesle muhatap olmamışlar, çocuklarını da halkın gerilimlerinden uzak şekilde büyütmeyi başarmışlar.
Ne var ki bu sorunu onlar da tam çözememişler, çünkü onların da elitizm anlayışı sadece servete indirgenmiş.
Davranışsal klaslık, vizyon ve eğitime değil.
Bu yüzden onlar da başka iç mücadelelerle uğraşmışlar.
O sebeple bizim elitlerin bu “göreceli izole yaşam” pratiğini, çok daha akılcı ve insancıl şekilde pratik etmemiz lazım.
Nasıl? Herkesle muhatap olmamalıyız. Herkese cevap vermemeliyiz. Etik değerleri
şüpheli, yoksunluk geçmişini aşamamış, hala çocukluğuyla kavga eden, stres ve öfke dolu insanlarla vakit heba etmemeliyiz.
Sadece ve sadece insanlığa, evrensel kültüre, özgürlüğe, değişime ve empatiye açık, bilgi adaletsizliğinden uzak, kimlik ve etiketçi insanlardan uzak kimselerle yapmalıyız bunu.
Aksi takdirde, yaşamsal sorunlarınızın yüzde doksanının geçmişten gelen bu hatalı ilişkilerimizden kaynaklı olduğunu görürüz.
Özetle,
Bazı kapıları kapatmaktan korkmayacağız. Geç kalmış da değiliz. Ki, çok daha yüksek standartlı insanlara kapı açılsın.
Warren Buffett: “Kötü şeyler yerine, hayatınızda iyi giden şeylere odaklanın. Kötü şeyler yaşanır, ama çoğu zaman hayat gerçekten çok güzel olabilir.”
Dikkatinizi iyi giden işlere odaklayın. Doğru ilerleyen ve sizi mutlu eden işlere yönelin.
Bence düşünce gücü ile iyileşmek mümkün değil, en azından başlangıçta. Çünkü iyileşme talebi varsa, düşüncede de işleyiş bozukluğu vardır, bozuk olandan elde edilen güçte bozuk olur. İyileşme talebi, olumlu geri dönüş bulacağı psikoterapi ile karşılık bulur.