Abi denizi savunan herkes "dini değerlere sövdü" diyenlere "birader şaka" diye cevap veriyor. Delirecek gibi oluyorum. NEREDE OĞLUM DİNİ DEĞERLERE HAKARET, BEN Mİ GÖREMİYORUM?
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
MADENCİYE ZARAR GELİRSE SORUMLUSU ANKARA VALİLİĞİ VE ANKARA EMNİYETİDİR!
Ankara soğuğunda kronik hastalar ve yaşlılar için battaniye taleplerimiz Ankara Valiliği ve Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından gece boyu reddedildi. İlaçlarımızın olduğu çanta alana sokulmadı. Hekim heyetinin dahi alana girmesine izin verilmedi.
Sabaha karşı 110 madenci ve sendika yöneticilerimiz gözaltına alındı. Gözaltı sırasında yoğun titremeye başlayan Yaşar arkadaşımız şu an hastanede.
Bize yaşattıkları açlık yetmedi, işkence ediyorlar. Madenci halktan değil mi? Bu ülkenin evladı değil mi? Hakkımızı istiyoruz!
#MadencininEliniTut
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Anadolu'nun her yerinde nazik, saygılı, dürüst, ülkesini seven çocuklar yetiştirmeye çalışan aileler ve öğretmenler şunun farkında; kurtlar sofrasına kuzu yetiştiriyoruz.
Bu rejimden okul tarayan öğrenci de çıkar. Bizde olmaz denen her şey bizde de oluyor, daha da olur. Şaşırmamız gereken bunların olmaması değil, bu kadar az olması. Böyle bir güvenlik rejiminden, eğitim politikasından, üretim biçiminden her şey çıkar. Karambole yaşıyoruz.
Mersin Mezitli'ye bağlı Anayurt’ta köylüler ektikleri bahçeler için direniyor.
Kadınlar, sabah saatlerinde yıkım için gelen iş makinelerini, önüne yatarak durdurmaya çalışıyor.
iklim kanunu ne mi işte tam olarak iklim kamunu budur
Yeşil alanların yok edilmesi, tarım ve hayvancılığın bitirilmesi,kıtlık terörü
kıtlık terörü nedir:Bahçeden 1 tl ye alıp markette 100 tl ye satmata kıtlık terörüdür
zeytinlerin katledilmesi ormanların yakılması ihanettir
Sunay Akın, Akbelen’e giderek kesilen ağaçlar için tepki gösterdi:
“Birileri daha çok zengin olacak diye, toklar daha fazla doyacak diye biz geleceğimizi karartıyoruz.
Kültür mirasımızı yok ediyoruz.”
“Zeytinlerim, cevizlerim her şeyim gitti. 80 yaşındayım, bu yaştan sonra nereye gidebilirim? Sırtımla taşıdım onları, sırtım ağrıdı. Çocuklarım için çalıştım.”
Adalet müteahhitin temeli!
* Limak'a tepki gösteren İkizköylü Esra Işık tutuklandı.
* Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösteren Umut-Sen'li sendikacı Başaran Aksu da tutuklandı.
* Başaran Aksu'nun tutuklanmasına tepki gösteren Bağımsız Maden-İş'li Doğukan Akan da tutuklandı.