If I have the gift of prophecy and can fathom all mysteries and all knowledge, and if I have a faith that can move mountains, but do not have love, I am nothing
🚨 İki ekonomist, yapay zekanın ekonomiyi nasıl yok edeceğini matematiksel olarak kanıtladı.
Teori değil. Model değil. Kanıt.
Bu makale beni gerçekten derin derin düşündürdü.
İki ekonomist (Wharton ve Boston Üniversitesi’nden), yapay zekânın ekonomiyi nasıl yok edebileceğini matematiksel olarak kanıtladı. Makalenin adı “Yapay Zeka İşten Çıkarma Tuzağı”.
Anlatayım:
Bir şirket rasyonel davranıyor ve 500 işçiyi AI ile değiştiriyor. Maliyet düşüyor, verimlilik artıyor. Rakip şirket de aynı şeyi yapıyor, ama bu sefer 700 kişiyle. Sonra bir başkası 1000 kişiyle… Herkes kendi açısından mantıklı hareket ediyor.
Ama bir sorun var: İşten çıkarılan o insanlar aynı zamanda tüketiciydi. Harcama yapan, ürün alan insanlardı. Talep düşünce şirketler daha fazla otomasyona gidiyor. Talep daha da düşüyor. Ve bu kısır döngü kendi kendini besliyor.
Sonuçta herkes üretiyor ama kimse satın alamıyor.
Araştırmacılar evrensel temel gelir, vergi düzenlemeleri, beceri programları gibi her türlü çözümü modelledi. Hiçbiri yeterli olmadı. Tek mantıklı çözüm olarak “her AI ile işten çıkarma için özel vergi” öneriyorlar. Ama henüz hiçbir hükümet bunu ciddi şekilde tartışmıyor.
2025’te 100 bin, 2026’nın başlarında ise 92 bin teknoloji çalışanı işten çıkarıldı. Ve trend hızlanıyor.
Kimse kötü niyetli değil. Herkes kendi çıkarını maksimize ediyor. Ama tam da bu “rasyonel” davranış, sistemin çöküşüne yol açıyor.
Orijinal paylaşım: https://t.co/S6s6GFSDwP
İngiltere, Galler ve İskoçya'nın bulunduğu Büyük Britanya adasının toplam yüzölçümü yaklaşık 209.331 km²'dir.
Türkiye'nin toplam yüzölçümü 783.562 km²'dir.
Türkiye'nin yüzölçümü Büyük Britanya adasını yüzölçümünden 3,74 kat büyüktür.
Britanya Adası'nda konutların %80'i müstakil veya bitişik nizam müstakildir.
Türkiye'de bu oran %24 ve bunların yaklaşık %80'i de derme çatma köy evi.
Koca ülkemiz boş.
Tamam eskiden yol yok iz yoktu.
Ama artık bu konuyu öne çekme zamanı geldi.
Bu pejmürde şehirlerimizi düzeltmek gerek. Uzun yıllar süreceği belli. Bir yerden başlamak lazım.
Belirli ölçülerdeki Müstakil evini yapmak isteyenlere büyük kolaylıklar sağlanmalı.
Neden?
Çünkü işin aslını hepimiz biliyoruz.
İlk itiraz hep şudur;
"Yatay yerleşim altyapıyı pahalılaştırır. İnsanları geniş alana yayarsan yolu, suyu, elektriği, kanalizasyonu daha uzun mesafelere döşemek gerekir; dikey yapı ise altyapıyı tek noktada toplar, ucuza getirir." İlk bakışta mühendislik gibi duran bu argüman, kazındığında altından mühendislik değil rant çıkıyor.
Önce teknik yanılgıyı görelim. Dikey yapının altyapıyı ucuzlattığı doğru değildir, sadece görünmez kılar. Bir parsele sekiz kat dikildiğinde o noktanın su, kanalizasyon, elektrik talebi tek bir eve göre kat kat artar; mevcut şebeke bu yığılmayı çoğu zaman taşıyamaz, basınç düşer, kanalizasyon yetmez, trafo kapasitesi aşılır. Görünürdeki "kısa boru" tasarrufu, sonradan yapılan pahalı takviyeler, tıkanma, sel baskını ve kesintilerle fazlasıyla geri alınır. Maliyet ortadan kalkmaz, ileriye ve topluma ötelenir. Üstüne, yatay yerleşim "dağınık" olmak zorunda değildir: İngiltere örneği, sıkı örülmüş sıra evlerde altyapının tek bir hattan onlarca haneye dağıldığını, bunun bir bloktan daha pahalı olmadığını gösteriyor. Demek ki altyapı maliyeti dikeyleşmenin sebebi değil, sonradan bulunmuş bir kılıftır.
Kılıfı kaldırınca gerçek sebep ortaya çıkıyor: biz dikey yaşamı altyapı ucuzlasın diye değil, arsa rantı öyle dayattığı için seçtik.
Bir arsanın değeri, üzerine kaç metrekare satılabilir alan kurulabileceğiyle ölçülür. İmar hakkı ne kadar yüksekse, yani parsele ne kadar çok kat çıkılabiliyorsa, getiri de o kadar büyür. Müteahhit için tek katlı bir ev ile sekiz katlı bir blok arasında uçurum vardır; aynı zemine sekiz kat dikmek, sekiz kat satış demektir. Arsa sahibinin hesabı da aynıdır, kat karşılığı verdiği arsadan alacağı daire sayısı doğrudan kat sayısına bağlıdır. Böyle bir denklemde yataya yayılmak kimsenin işine gelmez. Dikeyleşme, coğrafyanın dayattığı bir zorunluluk değil, imar rejiminin kârlı kıldığı bir tercihtir.
İşin asıl çarpıcı yanı, bu tercihin bedelini topluma ödetmesidir. Parselde yükselen kuleye su, kanalizasyon, elektrik, yol, okul, hastane bağlanırken oluşan yük; trafiği kilitler, altyapıyı taşınamaz hale getirir, yeşil alanı yok eder. Kazanç birkaç parsel sahibinde ve müteahhitte toplanırken, sıkışmanın faturası şehirde yaşayan herkese yayılır. Az önceki "altyapı pahalılaşır" itirazının ironisi de burada: dikeyleşmenin asıl pahalıya patlattığı altyapı maliyetini zaten toplum ödüyor, kârı ise birkaç kişi cebine indiriyor. Kâr özelleşir, maliyet kamulaşır. Mesele bu yüzden "müstakil ev mi, apartman mı" ikilemi değildir; düşük yoğunluklu ama planlı doku ile yüksek yoğunluklu plansız blok arasındaki tercihtir ve bu tercihi belirleyen mühendislik hesabı değil, parselden çıkarılacak ranttır.
Coğrafya bahanesi tam da burada işe yarıyor, çünkü ekonomik bir tercihi doğal bir kadere benzetmek sorumluluğu ortadan kaldırıyor. "Ülke dağlık, başka çaremiz yok" cümlesi, aslında "parselden azami rantı çıkarmak istiyoruz" cümlesinin kibar kılığıdır.
Yani aslında "ülke boş ve kullanmıyoruz".
Onun yerine hep birlikte rant peşinde koşmaya devam.
Hem de en kirlisinden.
A Japanese manga artist lost his entire Google account forever after he uploaded private files from an old comic he drew to Google Drive.
Google’s AI checked the files and flagged them as not allowed. He asked Google to review it again, but they rejected his appeal and banned the account immediately.
He can no longer access years of his private drawings and lost access to many websites and services that used his Google login.
The artist said this is very embarrassing and causes him a lot of trouble. He warned that it might not happen to people who always follow every rule, but others should be careful.
So Google is scanning files that people upload to its cloud storage even if they are supposed to be private. I wonder how long they have been doing this.
Aynı ürünlerden oluşan 19 kalemlik market sepetinin İstanbul’da İngiltere’den yaklaşık yüzde 62 daha pahalı çıkması dikkat çekerken, asıl tartışma maaşlar arasındaki uçurum üzerinden büyüdü.
🔴 Türk firmaları, Avrupa'da ki kamu ihalelerine giremeyecek.
📍Avrupa Birliği’nde yapılan düzenleme ile Türkiye'nin, AB'de 1,7 trilyon dolarlık ihale pazarına girmesi engellendi.
📍Türkiye’nin GPA’ya tam üye olmaması, bu devasa pazarın kapılarını Türk şirketlerine kapatıyor.
📍Ayrıca AB mevzuatı gereği, ihaleyi kazanan şirket Avrupalı bile olsa, ürünlerini GPA üyesi olmayan bir ülkede yaptıramıyor.
📍Bu durum da Türkiye’nin Avrupa için “stratejik tedarik merkezi” olma özelliğini zayıflatıyor.
📍İhracatçılar, Türkiye'nin Gözlemci statüsünden “tam üyeliğe” geçişini istiyor.
📍Bu durum sadece hazır giyim ve tekstil sektörünü değil; demir-çelikten makineye kadar birçok ihracatçı sektörü dezavantajlı konuma itiyor.
📍Türkiye’de 145 binden fazla aktif ihracatçı firma bulunuyor.
-Ekonomim / Dünya
Amerika’nın geldiği noktayı bazen uzun sosyolojik analizler değil, bir havaalanı kiosku anlatıyor. 4,50 dolarlık su alıyorsunuz karşınıza %18, %20, %22 bahşiş seçenekleri çıkıyor. Japonya’da bahşiş neredeyse hakaret sayılırken, burada artık makine bile bahşiş istiyor.
Biz halen devlet okullarında okuyan 15 milyon çocuğa ücretsiz bir öğün sağlıklı yemek hakkını ve üniversite öğrencileri için temiz ve güvenli koşullarda barınma hakkını yıllardır tartışaduralım, Fransa’da üniversite yemekhanelerinde sunulan üç çeşit yemekten oluşan menünün fiyatı, gelir durumuna bakılmaksızın tüm öğrenciler için 3,30 avrodan 1 avroya düşürüldü. Yani 53 liraya...
Ocak ayındaki bir araştırmaya göre Fransa'da 2 öğrenciden biri maddi nedenlerle öğün atlıyor, dört öğrenciden biri ise bunu ayda birkaç kez yaşıyor.
Türkiye ise PISA 2022 raporuna göre, maddi yetersizlikler yüzünden haftada en az bir kez öğün atlayan öğrenci oranının en yüksek olduğu OECD ülkesi.
Anımsatmak istedim.
EU Vice-President “suggests”restricting VPNs to prevent citizens from circumventing EU's age-restrictions of the Internet
EU Vice-President Henna Virkkunen is helping roll out a new EU age verification app. But the app can be bypassed with simple tools like a VPN
When a reporter asked how the EU will stop kids from using VPNs to get around the rules, Virkkunen said:
“It’s difficult, of course, to have the technological solutions that there’s no way to circumvent … it’s also an important part of next steps to look at [the issue] that it shouldn’t be circumvented.”
Remember: Game designers in the 80s and 90s were computer science majors who loved literature, classic fantasy and AD&D. There is a very obvious reason the AAA market had been declining for so long. I don't need to spell it out.
İtalya’da yediğim makarna, yumurta vs. çocukluğumda yediğim tatları hatırlatıyor. Ben Türkiye’de yediklerimden tat alamayışımın nedenini, yaş ilerledikçe bir şeylere alışmak olarak yorumluyordum. Yok dostlarım, biz maalesef ülkemizde ne yiyoruz bilmiyorum. Neden gıda güvenliği bu hâlde? Sağlığımız bu denli ucuz değil; aksine, en değerli varlığımız!
Nvidia yöneticisi, yapay zekanın neden insandan daha pahalı olduğunu açıkladı:
- Nvidia Başkan Yardımcısı Bryan Catanzaro, bilişim maliyetlerinin şu an çalışan maaşlarını çoktan geride bıraktığını söyledi.
- MIT tarafından yapılan çalışma, rollerin %77'sinde insan çalıştırmanın yapay zekadan daha ucuz kaldığını ortaya koydu.
- Teknoloji devleri bu yıl yapay zekaya 740 milyar dolar yatırım yaparken, harcamalar geçen yıla göre %69 artış gösterdi.
- Uber teknoloji müdürü, yapay zeka kodlama araçlarına geçiş sürecinde planladıkları bütçenin şimdiden aşıldığını belirtti.
- 2026 yılında teknoloji sektöründe 92 binden fazla kişi işten çıkarılsa da, donanım ve enerji giderleri yapay zekayı hala pahalı bir seçenek kılıyor.
- Uzmanlar, yapay zekanın insanlar kadar öngörülebilir ve ucuz hale gelmesi için operasyon maliyetlerinde %90'lık bir düşüş yaşanması gerektiğini öngörüyor.
Fabrika kapanmıyor ama 1400 kişi gidiyor. Koskoca Bosch küçülmeye gidiyor.
Ülkede köklü şirketler tamamen satılıyor, sermaye ülkeyi terk ediyor.
Mesele Bosch değil; Türkiye artık ucuz işgücü bile değil. Enflasyon maliyeti yedi, zam talebi karşılanamaz oldu.
Neden büyük şirketler satmaya başladı? Neden küçülmeye gidiyorlar? Bilmediğimiz tam olarak ne oluyor bu ülkede?
Önce Sabancı elindeki şirketleri sattı, Koç elindeki şirketleri sattı global şirketlerde küçülmeye gidiyor.
> sell millions of digital PS5s
> convince everyone discs are dead
> april 2026 arrives
> quietly drop a new DRM timer
> go offline for 30 days? lose access to your games
every company benefits from keeping you online 24/7 and staying put