Bugün Hatay'da çekim yaparken iki kişi yaklaşıp selam verdi. Nerede çalıştığımı sordu, freelance çalışıyorum dedim. "Siz" dedim, "Polisiz" dedi. İçimden "şimdi bir sürü sorgu sual" diye geçirirken işin rengi polisin sorusuyla değişti: "Yeni yapılacak evlerin ne zaman teslim edileceği hakkında bilginiz var mı acaba?"
Ben "Kimliğinizi alabilir miyim? Basın kartınızı görebilir miyim? Ne çekiyorsunuz?" türünden sorular beklerken bu soru karşısında şaşırdım açıkçası. Konu hakkında etrafta çok spekülatif bilgiler dolaştığını, ne yazık ki net bir bilgimin olmadığını söyledim. Sonra hikayesini anlatmaya başladı. Maraşlıymış, depremden zor kurtulmuş. Ardından yanındaki polis memuru arkadaşı ile bir çadırda kalmaya başlamışlar. Ancak mesai saatleri nedeniyle gündüz de uyuması gerektiği için çadırda yapamamış. Bir de üstüne çocuğu ve eşinden ayrı kalmasından dolayı ailevi sorunlar baş gösterince bir ev tutup eşi ve çocuğunu Hatay'a getirmiş: "Evimi yeni kurmuştum, kredilerim bile bitmemişti henüz. Her şey gitti, sıfırdan hayat kurmaya çalışıyorum. Şimdiden bu eve 300 binin üzerinde masraf yaptım. Onun için de kredi çektim. Bize yeni evler Aralık'ın son haftası teslim edilecek dendi, ortada hiçbir şey yok. Hadi yaptılar teslim ettiler diyelim, nasıl ödeyeceğiz bunu? Kredi vereceklermiş, bu krediyi nasıl ödeyeceğiz biz? Zaten şu an maaşımın yarısı krediye gidiyor!"
Konuyu yetkililere sorduklarında ne cevap verdiklerini merak ediyorum: "Cevap vermiyorlar ki, ha bugün ha yarın diyorlar sadece." En azından bu konuda ortaklaştığımızı, benim sorularıma da cevap vermediklerini söylüyorum.
Sohbetin bu noktasında diğer polis memuru "Zamanınız varsa size bir şey göstermek istiyorum" diyor. Hep beraber arkadaki binanın girişine gidiyoruz. Durup kolonları işaret ediyor: "Şimdi bu bina az hasarlıya çevrilmiş. Yani önce yıkalım denmiş, sonra yıkılmasına gerek yok denmiş. Biz ileride bu sağlam olup olmadığı belirsiz evlerde mi kalacağız?"
İşin uzmanı olmadığımı ama evet kolonların pek de sağlam durmadığını söylüyorum.
Sohbetimiz bir süre daha devam ediyor. Ardından "Kusura bakmayın sizin de zamanınızı alıp başınızı şişirdik" diyor. "Rica ederim, ne demek, her zaman" filan bir şeyler çıkıyor ağzımdan.
Bir başka paylaşımımda yazdığımı tekrar etmek istiyorum burada: Hatay sandığınız kadar kötü değil, daha da kötü...
1,5 yıllık kadın doğum asistanı olup bir pazar günü kadın doğum acilde nöbet tutarken temel bilimler ya da aile hekimliği için tus tercihi yapacaksın deseler asla inanmaz ve ihtimal vermezdim :) Kadın doğum hekimi olmak çocukluk hayalimdi ama hayat tam olarak böyle bir yer ❤️
Bir takipçim gönderdi;
"Hocam selamlar, gaziantep şehir hastanesinde korkunç olaylar dönüyor;
1. Hastanede sarf malzemesi yok, en basitinden hasta sedye bezi rulosu yok, hastanın birinin kalktığı yere diğerini yatırmamız isteniyor, 3 haftadır bir rulo bile alınmadı
2. En basic antibiyotik, hbv aşısı gibi temel ilaçlar yok, istedik gelecek deniyor hala yok
3. Yeni doğan üniteleri eksik, elektif doğum alınmaması söylenmiş
4. Ameliyathanede bir tarafta inşaat devam ediyor bir tarafta ortopedi vaka alıyor, ameliyathanede batikon bulmak zor! Batikonsuz ameliyathane….
5. Postop yara yeri enfeksiyon oranları hızla artıyor, bu koşulda dahi idareden ameliyatlar burda alınacak sevk yapmayacaksınız emri geliyor,
6. Her durum için tutanak tutuyoruz ama hastanede evrak kayıtta işlenmeden sağlık müdürlüğünden arayıp geri çekin tehditleri yağıyor
7. Ameliyathaneye herkes elini kolunu sallayarak sivil giriyor. Şirketin sterilizasyondan bihaber teknik elemanlarını dışarı çıkaramıyoruz, git kime şikayet edersen et deniyor
8. Bunlar yetmezmiş gibi güvenlik görevlileri sağlık çalışanlarının çantalarını aramak istiyor, halk yandan direk geçerken sağlık personeli aranmaya zorlanıyor, karşı konulduğunda git başhekime söyle diye hadsizce cevap veriliyor
Bir simülasyona hapsolmuş şekilde sesimizi duyurmaya çalışıyoruz, iletirseniz sevinirim.. saygılar"
@_esrademirdelen Neredeyse 1,5 yıllık khd asistanıyım, kadın doğuma aşık olarak başladım ve hala da öyle ama insanî şartlarda yaşamak istediğim için istifa ediyorum 🥲 bu ülkede cerrahiyi bırak klinik hekimlik bile yapılmaz... temel bilimlere gecicem ins 😌
Dün ülkemizde 3 hekim intihar etmiş.Türkiye’de birçok hekimin veya diğer meslek grubunun içinde bulunduğu ama hiç konuşulmayan bir durum var; “Tükenmişlik sendromu”.Bu, tıbbi olarak tanımlanmış psikolojik bir hastalık, tedavisi de kişiyi bu duruma sokan sebeplerden uzaklaşılması+
Kalp damar cerrahisi hocamız İNTİHAR etmiş , intihar . Sağlık bakanını taziye mesajı altına “randevu bulamıyoruz “ diye mesaj atmışlar . Adam kariyerinin zirvesinde , neden olduğu mesajlarda saklı . Emeği geçen herkesin Allah belasını versin .
4. Sınıfta Genel Cerrahi stajında organ naklindeydim. Hocamız çok ünlü bir karaciğer nakil cerrahıydı. 2004 yılında Türkiye genelinde 22 nakil 3 mortalite, hocamız 211 nakil sıfır mortalite.
O dönem son model bir BMW aldı. Fakültede baya konuşuldu. Hoca bir gün vizit sonrası odasında topladı bizi 5-6 kişiydik grupta. Dedi ki:
"Bakın çocuklar yaptığınız iş ne kadar iyi olursa olsun, maddi olarak da çok iyi seviyede olmalısınız. Yeni nesillere böyle örnek olursunuz. Altınızda son model arabalar olmalı, en iyi evlerde oturmalısınız. İlkokul mezunu adam nakil yapan cerrahtan fazla kazanırsa kimse bu işi yapmak istemez" demişti.
Çok haklıydı...
“Her şeyle savaşamazsın. Her konuda en
iyisini yapamazsın. Her zaman mantıklı davranmak mümkün değildir. Bazen akışına
bırakmak gerekir. Bazen savaşmak yerine
yenilmek gerekir, huzurlu olabilmek için.
X. Geleneksel 1 Haziran Kutlaması 🎉 Bu yıl balayında Bali'de kutlanıyor 🥰 Gerçekleşen tüm hayallerim, mutluluklarım, heyecanlarım için Teşekkür ederim hayatıma 🙏🏼
#hellosummer
Dün gece doğumunu yaptırdığım gebenin poşu yüzüme patladı amniyon suyu ağzıma girdi..... Kadın doğumla ilgili her kötü senaryoyu hayal etmiştim ama bunu değil 🥲
Umarsızca doğaya atılan,içinde biraz su olan pet şişeler, güneş altında mercek görevi görerek böyle yangına sebebiyet veriyor👇
Lütfen izleyin,izlettirin
KAMU SPOTU
Doğaya atmayın,arabada bekletmeyin!!