Antakya Sağlıklı Hayat Merkezi olarak Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı Antakya yöneticileriyle birlikte Antakyalı kadın ve çocuklarımız için psikososyal açıdan yapacağımız çalışmalar konusunda istişarelerde bulunduk.
@Antakyaism@KEDVTurkiye#AntakyaSağlıklıHayatMerkezi
AKP seçmeni zannediyor ki; bu kadar insan, Ekrem İmamoğlu yargılandığı için sokakta.
Hayır.
Depremzedelere parayla çadır satan Kızılay Başkanını yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi şirketinden, kendi bakanlığına, fahiş fiyata dezenfektan satan Ticaret Bakanı’nı yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi parti yöneticinizin “Ankara’yı parsel parsel sattı” dediği Melih Gökçek’i yargılamadığınız için sokaktayız.
Muhaliflere ‘terörist’ yaftası vururken, bebek katilini Gazi Meclis’e davet ettiğiniz için sokaktayız.
Foyalarınızı ortaya çıkartan gazetecileri hapse tıkarken, ekranlarda iftira üstüne iftira atan, hakaret üstüne hakaret eden maymunları mükafatlandırdığınız için sokaktayız.
Sarıklı, cübbeli amirali jet hızıyla emekli ederken Cumhuriyet’e bağlılık yemini eden teğmenleri ihraç ettiğiniz için sokaktayız.
Vatandaşın belini ek vergilerle bükerken 5 müteahhitinizin milyarlarca liralık vergi borcunu affettiğiniz için sokaktayız.
Yüzlerce suç kaydı bulunan çete üyeleri elini kolunu sallayarak dolaşırken Ümit Özdağ’ı tutukladığınız için sokaktayız.
Evimizde oturken yazıp çizerek, video çekerek de derdimizi anlatmaya çalıştık ama duymadınız.
Sesimizi duyun diye sokaktayız.
GEZİ’de mesele nasıl sadece ağaçlar değildiyse, doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye çapında başlatılan bu ikinci büyük isyan dalgasında da mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali veya 90 kişiyle birlikte göz altına alınması değildir.
Mesele sistem haline getirilmiş adaletsizliktir, hukukun araçsallaştırılması, biat etmeyene düşman hukuku uygulanması, kuralsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, nepotizm, zorbalık, keyfilik ve hesap vermezliktir.
Mesele öğrencisinden emeklisine, işçisinden memuruna halk açlık, yoksulluk, fakirlik, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, işsizlik, çaresizlik ve kendisi ve ailesi için devasa bir gelecek kaygısı içinde perişan halde hayatta kalmaya çalışırken, iktidar mensuplarının ve yandaşlarının aşırı zenginleşmesi, çakarlı araçlar ve korumalarla, kaynağı belirsiz paralarla ultra lüks hayatlar yaşamalarıdır.
Mesele ehliyetsizlikten, liyakatsizlikten, denetimsizlikten Soma’da madende, Çorlu’da trende, Bozkurt’ta selde, Kartalkaya’da tatilde bir tek kişinin bile ölmemesi gereken yerlerde yüzlerce insanımızın ölmesidir.
Mesele durdurulamayan kadın cinayetleridir, iş kazalarında %90’dan fazlası önlenebilir sebeplerle meydana gelen ölümlerdir.
Mesele 6 Şubat depremlerinde, dışarı kaçabilmiş insanlar sokakta dehşet içinde kar, kış, yağmur, çamur altında, eksi derecelerde hayatta kalmaya çalışırken, 140 yıllık şanlı Kızılay’ın başkanının, depolarında bir alıcı çıkana kadar beklettiği çadırları satmasıdır, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlarımızın, başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu işe yaradığı tecrübeyle sabit afetlerle mücadele sistemimiz yok edildiği için pisi pisine ölmesidir.
Mesele dinciliktir, Allah ile aldatmak, Kuran ile aldatmak, yaşam tarzı dayatması, özgürlüklerin kısıtlanması, çocukların zorla imam hatiplere yollanması, Türkiye’nin Araplaştırılması, camiye de, kışlaya da, her yere de siyasetin sokulmasıdır.
Mesele emperyalizmin Türk’e en büyük tuzağı, Ilımlı İslam diye hayatımıza soktuğu ve iktidar güçlendikçe Radikal İslam’a dönüşen Siyasal (CIA’SAL) İslam’dır ve onun iktidardaki elemanlarıdır.
Mesele bölücülüktür, bebek katili terör örgütünü muhatap almak, pazarlık etmek, 50.000 kişinin katili, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken Teröristbaşı’nı TBMM’nde konuşturmaya çalışmak, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesine saldırmak, Anayasa’dan Türk’ü çıkarmaya çalışmak, Türk milletini var eden 30 küsur etnisiteden sadece birinin dili olan Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışmak, hepimizi bu ülkenin eşit, özgür ve egemen sahibi kılan Türk milleti tanımını ırkçılaştırmaktır.
Mesele bedeli Atalarımızın kanlarıyla ödenmiş büyük Türk milletinin biricik vatanına milyonlarca ne idüğü belirsiz Suriyelinin, Arap’ın, Afgan’ın, Pakistanlının, Afrikalının, bilmem nerelinin ortak edilmesi, yüz binlercesine yasa dışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesidir.
Mesele Hudut Namustur diyerek binlerce şehit vermişken, kevgire döndürülen sınırlarımızdan önüne gelenin vatanımıza sokuşturulmasıdır, Ege’deki 20 Adamızın ve 2 Kayalığımızın Yunanistan’a terk edilmesi, diğer Yunan Adalarıyla birlikte bize karşı yasa dışı silahlandırılmasına göz yumulması ve egemenlik haklarımızdan tavizler verilmesidir.
Mesele madenlerimizin, ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, SİT alanlarımızın, kıyılarımızın, doğal güzelliklerimizin ve her şeyimizin yağmalanmasıdır.
Mesele bütün sınav sorularının çalınması ve yandaşlara dağıtılmasıdır, Hakimlik Sınavında biri rekor kırarak iki kere birinci, bir kere sekizinci olan adayın her mülakatta ısrarla elenmesidir, mülakatı kaldıracağız sözü verdikleri halde asla yapmamalarıdır, Türk milletini cahil bırakmak için milli eğitimin sistematik olarak niteliksizleştirilmesidir.
Mesele Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Atatürk’e düşmanlıktır, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına düşmanlık, laikliğe düşmanlık, çağdaş dünyanın değerlerine düşmanlıktır.
Mesele hak temelli yaşam anlayışına karşıtlıktır, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, insanların farklı yaşam tarzlarına, hayvan haklarına, doğa koruma yasalarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşıtlıktır.
Mesele iktidarın 23 yıllık çok ağır bilançosunun ve iktidarda kaldıkları her günün, Türk milletinin yaşam kalitesini daha fazla mahvetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve güvenliğini çok daha fazla tehdit etmesidir.
Mesele bu harika ve bereketli ülkede, muhteşem coğrafyada harika insanlarla birlikte hepimizin ortak geleceğidir. Hiçbir tek adamın hezeyanlarına ve sayesinde, oligarklaşanından kendi küçük çıkarlarının peşinde koşan vatan, millet sevgisinden yoksun yandaşlarına feda edilemez.
Semir, aged 57, a Syrian refugee in Turkey, outside his tent home with his grandson.
Oxfam KEDV, a local affiliate of DEC charity @OxfamGB, have been providing Semir’s family, and families like his, with regular hygiene supplies.
Support the appeal: https://t.co/267b15rrEn
Olmak, cesaret ister. İçimizdeki boşluktan aşağıya bakabilme cesareti. Muhakkak ki başımız dönecektir. Sendelersek uçurumdan aşağı gideceğiz. Ama bakmazsak hiç bir zaman öğrenemeceğiz orada ne olduğunu; bizi bekleyen, bizi biz yapan şeyi.
Canım anneannemi kaybettim dün... Zaten kötü olan sağlığı depremin yarattığı psikolojik yıkımla daha da kötüleşti. Deprem o an alamadı ama aylar sonra sevdiklerimizi çalmaya devam ediyor...
Hatay'a oy kullanmaya giden arkadaşlardan duyuyorum ilk tura göre yolların ne kadar kalabalık olduğundan bahsediyorlar... umutluyuz bu defa olacak gibi 🫶