Sanat tarihçisi,Osmanlı minyatürleri ve Bosch özel ilgi alanım.
Okuduğum, izlediğim ve oynadığım şeylerin arşivi.Biraz sanat tarihi bolca görsel takıntı
lovecraftian bir yerden değil de harlan ellison'cı "I have no mouth and I must scream" gibi yerden intikamcı bir makine her detayını düşünerek kurguluyor bu cehennemi iyi bi mizah anlayışıyla
Tolga Bey merhaba. Eğer bahsettiğiniz tweet benimkiyse saygı çerçevesinde cevaplamak isterim. Tweetteki asıl mesele, fotoğrafta görülen bariz Türk konut tipolojisinin "Arap İslam mimarisi" olarak sunulmasıydı. Çöl vurgusunun arkasında tüm coğrafyayı indirgeme gibi bir düşüncem yoktu. Levant veya Kuzey Afrika gibi yerleşik havzaların iklimsel/coğrafi farkını en baştan ayırarak belirtmiş olsaydım daha iyi anlaşılırdı (bu noktadaki eksikliği kabul ediyorum) fakat bu havzaların veya Kızıldeniz kıyısındakilerin sivil mimarisine baktığımızda da durum değişmiyor. Bir bölgede yerel ya da ithal ahşabın dekoratif veya iklimsel elemanlarda kullanılması, orayı ahşap karkas konut mimarisinin ve geleneğinin bir parçası yapmaz. Masif taş, mercan taşı veya tuğla yığma gövdeye takılan ahşap kafesler ile Anadolu-Balkan geleneğindeki strüktürel ahşap karkas ve konsollu cumba tipolojisini bir tutmanın mimari açıdan doğru olmadığını düşünüyorum.Sizden bağımsız olarak insanların mimari gelenek ve tipolojiden ziyade botanik ve ağaç varlığına takılıp ses çıkarırken iş Türk konut mimarisini çalmaya gelince sessiz kalmalarına pek sıcak bakıp hümanist bir şekilde yaklaşamıyorum ne yazık ki.
Dünden beri araplara laf anlatılabileceğine inanma gafletine düşmek sinir katsayımı arttırdı.Bugün bunu bitirip üzüm toplucam.Akşam Corvo’ya ve hayatına dair ilginç bulduğum yanları yazıcam.Orjinal bi kişilikmiş kendisi baya.
Bu mantık İç Anadolu bozkırlarına bakıp Türkiye’de orman yok demekle aynı saçmalıkta. Ahşap mimari konusunda bir fikriniz varsa belirtin tartışalım onun dışında duygusal yaftalara gerek yok. New York’ta yaşayan bir Diasporik bir Yunan’dan ırkçılık dersi alamayacağım sabahın köründe.
Horace Walpole dönemin Palladyan mimarisinin katı kurallarına, simetrisine ve Aydınlanma rasyonalizminin soğukluğuna sırt çevirip duyguyu, melankoliyi ve hayal gücünü ön planda tutan biriydi. Bu duruşu aslında bir yandan da politik ve kişiseldi.Reddettiği rasyonel üslup, başbakan olan babası Robert Walpole’un ve temsil ettiği bürokratik düzenin resmi diliydi. Twickenham’da inşa ettiği Strawberry Hill House, sivri kemerleri,vitrayları ve Walpole’un antika mobilya sevgisiyle birleşip babasının dünyasına meydan okuyarak İngiltere’de Neo-Gotik/Gotik Revival hareketin ve görüşün fitilini ateşleyen yapılardan biri oldu. Belki de kendi kurguladığı bu tekinsiz atmosferin zihnindeki bir yansıması olarak gördüğü rüya sayesinde ise ilk Gotik roman sayılan Otranto Şatosunu yazdı. Mekanın rüyaya kurgunun mimariye karıştığı bu süreç sayesinde Gotik estetiği kişisel bir hesaplaşma ve tutkudan çıkarıp tüm adayı saran güçlü bir akıma ve saf akılcılığa karşı Romantik bir başkaldırıya dönüştürmede çok büyük bir rol oynadı bence.
The ornate, vaulted ceiling and green-and-gold aesthetic of the Tribune (sometimes referred to as the Star Chamber) inside Strawberry Hill House in Twickenham, Greater London.