Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisinden paylaşılan videolar, “kamu güvenliği” gerekçesiyle erişime engellendi.
NATO Zirvesi öncesi, Nallıhan’da doğayı koruma ve endemik türleri incelemek amacıyla düzenlenen geziden dönen TEMA Vakfı üyelerinin de aralarında bulunduğu 225 kişi gözaltına alındı; 178’i tutuklandı.
Gazeteci Ali Çağatay, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla cezaevine gönderildi.
Bir komedyenin sahnedeki sözü, doğa savunucularının gezisi, gazetecinin yaptığı haber…
Kamu güvenliği adına daha ne kadar özgürlükten vazgeçmemiz istenecek?
Ankara'da NATO Zirvesi öncesi sabah baskınıyla gözaltına alınan aralarında Doç. Dr. Emel Memiş’in de bulunduğu pek çok TEMA Vakfı gönüllüsü, avukat, siyasi parti ve dernek üyeleri "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla tutuklandı
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
Sadece gazetecilik yaptığım için 75 gün cezaevinde tutuldum. Ben cezaevindeyken İletişim Başkanlığı basın kartımı iptal etmiş. Gerekçe ise “adli sicilimin” uygun olmamasıymış❗️
Benim hüküm giydiğim tek bir davam dahi yok. Sadece mesleki faaliyeti nedeniyle cezaevine atılan bir gazetecinin basın kartını iptal edenleri tebrik ediyorum
TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR HUKUK DEVLETİDİR VE BU HUKUK İŞLETİLMEK ZORUNDADIR!
Hiç kimse; gözaltında ya da tutuklu bulunduğu bir süreçte, onurunu zedeleyecek ve güvenliğini tehlikeye atacak bir muameleye maruz bırakılamaz.
Sevgili eşim Ekrem İmamoğlu’na yönelik bu davranış, yalnızca bir kişiye değil; hukuk devletine, insan onuruna ve adalet duygusuna yönelmiş ağır bir saygısızlıktır.
Bir insanın düşmesine sebep olacak şekilde müdahale edilmesi ve ardından bunun yok sayılması kabul edilemez.
Hukukun askıya alındığı, insan onurunun değersizleştirildiği hiçbir uygulamanın normalleşmesine izin vermeyeceğiz.
Adaletin herkes için eşit işlediği, kimsenin haysiyetinin çiğnenmediği bir Türkiye mücadelesinden de asla vazgeçmeyeceğiz.
İki kez beraat ettiği davadan üçüncü kez yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda bulunma hakkı, akıllara durgunluk verecek bir "arıza" bahanesiyle engelleniyor: Silivri’den Kartal’a 60 kilometre yol gittikten sonra arızalandığı söylenen bir araçla, aynı mesafeyi geri dönerek cezaevine ulaşmak...
Üstelik en temel insani ihtiyaçların bile "beklesin" denilerek reddedildiği bu kabul edilemez süreci, Ekrem İmamoğlu duruşma hakimine bizzat SEGBİS ekranından aktarmak zorunda kalıyor. Aylardır Silivri’de tutulan bir insanın adaletin huzurunda, mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar mı çekiniyorsunuz; neyden korkuyorsunuz?
Bu yollardan vazgeçin.
Hukuk, kişiye özel tasarlanan ve mantık sınırlarını zorlayan bu tarz senaryolarla yürütülemez. Adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanması anayasal bir zorunluluktur.
İsmail Arı:
Ben halk için gazetecilik yaptım. O kadar çok gazeteci tutuklanmış ki "Gazetecilik suç değildir," diye bir slogan var.
Ben de savunmamı "Gazetecilik suç değildir," diye bitiriyorum ve derhal tahliyemi talep ediyorum.
Ekrem İmamoğlu: “Saat 07.20’de koğuştan alındım ve 07.30’da cezaevinden çıkarıldım;
• 60 kilometre yol gittikten sonra araç durdu. Kaput açılıp kontrol edildi, daha sonra araç geri dönmeye başladı.
• Aracın arıza yaptığı ve bu nedenle geri dönüldüğü söylendi.
• Ben de ‘Bir dakika, ne yapıyorsunuz? Arıza yaptıysa neden geri dönüyoruz? Arızalı bir araçla geri dönmek nasıl bir çözüm olabilir?’ dedim.
• Aracın gerçekten arızalı olduğuna inanmadığımı söyledim. ‘Bu yapılan yanlışa ne Türk askerini ne de şoförü alet etmeyin’ dedim.
• Bunun ayıp, yazık ve günah olduğunu söyledim. İtiraz ettim, sesimi yükselttim. Daha sonra kapıyı kapattılar ve beni tekrar araca bindirerek cezaevine geri götürdüler.
• Bir başsavcının egosu zedelenecek diye, bir başsavcının adil yargılanmamı engellemeye yönelik tutumu nedeniyle gece yarısı ya da sabah saatlerinde bir talimat verilmiş ve benim duruşma salonuna gelmemem için bir tezgâh kurulmuştur.
• Bu tezgâh işletilmiş ve ben ciddi anlamda psikolojik işkenceye maruz bırakılmış durumdayım.
• Bu ilk değildir, son da olmayacaktır. Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını mahkemenizden talep ediyorum.
• Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Ayrıca bana yalan söylendi. Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi.
"Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil
Şarkı söylemek istiyorum…”
Ve ben biliyorum ki birlikte bakınca güzelleşiyor bu şehir, birlikte inanınca çoğalıyor umut, birlikte yaşayınca hayat çok daha anlamlı…
Yeni yaşını; adaletin hüküm sürdüğü, haksızlıkların geride kaldığı, özlemlerin kavuşmaya dönüştüğü bir Türkiye’de; biz ailen, sevenlerin ve tüm yol arkadaşlarınla yan yana, omuz omuza kutlayacağımız günlere olan inancımla kutluyorum. @CAOIletisim1
gezi direnişi başlı başına epik bir bir olay... ama bence en epik anı sabaha karşı insanların kadıköyden taksime boğaziçi köprüsünü kapatarak yürümesi. düşene dövüşene bin selam!
Bayramlaşıyoruz…
Yanınızdayım…
Bedenen olmasam da, bütün ruhumla, inancımla ve kararlılığımla yanınızdayım.
“Kirli koltuk kapma - paylaşma” ittifakına karşı yanınızdayım.
Orada olmak, milletimizin yanında olmaktır.
Cumhuriyet, demokrasi ve adalet için yüksek enerjiyle, azimle mücadeleye devam edelim.
Bu mücadele partiler üstüdür.
Milletçe geleceğimiz içindir.
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.