Şair ceketli çocuk anısına...
Karadeniz müziğinin öncü isimlerinden, yurtsever sanatçımız Kazım Koyuncu'yu, aramızdan ayrılışının 21'inci yılında özlemle anıyoruz.
Kazım, 2004 yılında İstanbul'da TKP'nin öncülüğünde düzenlenen NATO karşıtı gençlik kampının örgütlenmesinde görev almış, o yıllarda ABD'nin Irak ve bölgedeki işgalci pozisyonuna karşı durmuş, emperyalizme boyun eğmeyenler arasında yer almıştı.
Kazım'a ve bizden önce gidenlere verdiğimiz sözü yineliyoruz:
Karadeniz uşağı Amerikan uşağı olmayacak!
Seni unutmayacağız.
#KazımKoyuncu
Macron karşıtı pankartı basmadılar, ‘yasak talimatı geldi’ dediler!
📍Ankara’da NATO Zirvesi öncesi yaşanan skandallara bir yenisi daha eklendi. Dikmen Halk Temsilcileri Meclisi’nin Macron için Dikmen Vadisi’nin kapatılması girişimine karşı eylemde kullanmak istediği “pankart” dahi yasak kapsamına alındı.
Ankara’da pankart ve ozalit baskısı yapan dükkanlara, “NATO karşıtı hiçbir şey basmayın” talimatı verildiği ortaya çıktı.
🖊️Haber: Emre Alım (@emrealim)
https://t.co/tkWcp5qoW0
NATO zirvesi için 28 Haziran – 10 Temmuz arası Ankara’da yollar trafiğe kapatılacak.
-Kamu çalışanları izinli
-Yol kenarına, AVM otoparkına, marketlerin otoparkına araç park etmek yasak
-Şu ana kadar yapılan harcamalar 11 milyar lirayı geçti
-Belki NATO’yu protesto eder diye insanlardan evlerinden alındı ve gözaltında tutuluyor.
-Meclis bile çalışmayacak
Bunlar yeterli mi sizce NATO zirvesi için?
Başka neler yapılabilir #NATOiçin ?
Göstericilerin barışçıl olup olmadığına, verecekleri mesaja, mekâna ve zamana bakmaksızın böyle kategorik bir yasak getirmek açıkça Anayasa’ya (md. 34) aykırıdır.
NATO’nun menfaatleri Anayasa’dan üstün değil.
NATO onursuzluk ve ölümdür.
Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm!
Ülkemize göz diken emperyalist haydutlar: Ankara'da hoş karşılanmayacaksınız!
🚩5 Temmuz Saat 16.00
📍Ankara Tandoğan Mitingi
NATO, ölüm ve onursuzluktur!
Yaşasın barış, bağımsızlık ve sosyalizm!
NATO'cu emperyalistlere Türkiye'nin de dünya halklarının da sahipsiz ve çaresiz olmadığını göstereceğiz.
🗓️27 Haziran Cumartesi
🕖19.30
📍İstanbul Kadıköy Caferağa Spor Salonu
İzmir Barosunun Eski Başkanı, dostumuz Av. Özkan Yücel’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Anısı eşit ve özgür bir ülke için verdiğimiz mücadelede yaşayacak.
6 Nisan 2004:
İzmir’de Ege Ünv. tarafından AKM’de düzenlenen 2 günlük “NATO’nun Transformasyonu ve Türkiye” konulu uluslararası konferansı protesto için NATO ve ABD aleyhinde pankartlarla Konak’tan AKM’ye yürümek isteyen gruba saldıran polis, 5 öğrenciyi döverek gözaltına aldı
TKP’den sola önemli çağrı👇
💬“Çözüm, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır. Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. “Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez”, “anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz” gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır.”
https://t.co/YmvE9wwbf2
İdeolojisini size "insan doğası bu" diye itelemeye çalışan liberalle, yoksul köylülere "tanrı böyle istiyor" diyen ortaçağ rahibi arasında, yöntem ve egemen sınıfa verdiği hizmet açısından hiçbir, altını çiziyorum, hiçbir fark yok.
🎬 ARTANI DEĞİL, OLANI PAYLAŞIRIZ!
🤝 @cankayabelediye, @NHKMAnkara ve derneğimizin işbirliği ile #Küba’nın uluslararası dayanışma hikayeleri beyaz perdeye taşıyoruz.
☀️ Tüm geliri “Küba’ya Güneş Topluyoruz” kampanyasına bağışlanacak Küba Filmleri Gösterimine Ankaralı Küba dostları ve film severleri bekliyoruz.
📅19–20 Haziran 2026
📍Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi |
John F. Kennedy Caddesi
🎟️Bilet temini için:
NHKM Ankara 05399433368
JMKDD 05414597941
#Cuba #100AñosConFidel #Fidelle100Yıl #NoMásBloqueo #CubaNoEstaSola
@siempreconcuba@Embacuba_Turqui@CubaMINREX@PresidenciaCuba
CHP içinde AKP eliyle yaratılan taraflaşmanın bir uzlaşma ile sonuçlanmasını bekleyenler, bu uzlaşma çabalarının hiçbir karşılığı olmadığını herhalde gördüler. “İki parti var artık” demiştik. Karşılığı olmayan uzlaşma çabaları, çeşitli nedenlerle taraf olmakta zorlananların zaman kazanma arayışından başka bir anlam ifade etmiyordu.
Etmiyordu çünkü “butlan” konusunda Kemal Kılıçdaroğlu’nun ikincil bir rolü vardı. İnisiyatif iktidarın elinde. İktidarın “Özel’i İmamoğlu’ndan ayırma” planı butlan hamlesi öncesinde kaldı. Bu plan işleseydi dahi CHP’de bir “uzlaşma” olmayacaktı.
Şimdi ise CHP’yi mümkün olduğunca paralize etme, kilitleme, yönetilemez hale getirmeye dönük bir plan işliyor. CHP’li belediyelere dönük operasyonların hızlanacağı ve yenilerinin ekleneceği belliydi. Ancak bütün bunlar Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin “lideri” yapmaya yetmez. Bunun imkansızlığı ortaya çıktı.
İktidarın CHP’yi yönetilemez hale getirmesinin tek başına AKP’yi rahatlatmayacağı da ortada. Hayat pahalılığı AKP tabanını da ciddi ölçülerde hırpalıyor. Ayrıca seçme ve seçilme hakkına dönük müdahalelerin Türkiye’de çok geniş bir kesimde “rahatsızlık” uyandırdığı görülüyor.
Dolu dizgin Amerikancı-NATO’cu bir eksene yerleşen, Karadeniz’de tehlikeli işlere kalkışan, İsrail’i rahatlatan bölgesel düzenlemelere yeşil ışık yakan, yurttaşların çok büyük bölümünü sürdürülemez bir yoksulluğa mahkum eden bir iktidarın kendi tabanı dahil bütün toplumda inandırıcılığının sorgulandığı bir dönemdeyiz. AKP açısından günü kurtarmanın tek yolu CHP’nin operasyonlarla, dedikodularla tartışılmasını sağlamak ve yukarıdaki gündemleri geçiştirmektir.
Bunun da büyük riskleri var. Çünkü iktidar oyun kuramıyor. AKP toplumu bıraktım, kendi kemik tabanını dahi hiç heyecanlandıramaz hale geldi. Yeni Anayasa konusu da benzer biçimde. Eğer dışarı sızan haberler doğruysa, AKP’nin düşündüğü Anayasal değişiklikler iktidarı ciddi ve yeni bir yönetme krizi ile karşı karşıya bırakır.
Bütün bunlar olurken, CHP’nin içinde dönük müdahale ile sınırlanmış bir mücadele hattının başarılı olma şansı yok. Bunu söylediğimizde kızılıyor. Kızsınlar ama düşünsünler. Bütün güçlerin CHP’de Özel ve ekibinin arkasında hizalanması siyasal, ideolojik ve sınıfsal meseleleri bir yana koyduğumuzda bile, iktidarla mücadele açısından da başarısızlığa mahkum bir yaklaşım.
Orada kurulan bir set, baraj su tutmaz. Mümkün değil.
İsrail'in son günlerde bombalamakta olduğu Güney Lübnan'daki Sur (Tyra), Akdeniz'in en eski kentlerinden biridir.
Bu sahillerinde yaşayan deniz salyangozlarından elde edilen pigment ile üretilen mor renk, Roma'da ve Bizans'ta saltanatın mutlak sembolüydü. Eski Yunanlılar, bu bölgede yaşayan ve ticaret yapan insanlara, kendi dillerinde "kırmızımsı-mor" veya "mor boyanın ülkesi" anlamına gelen phoinix kelimesinden türettikleri Fenikeli adını vermişlerdi. Sur Moru'nun en büyük özelliği solmamasıydı. Güneşe ve yıkamaya maruz kaldıkça rengi solmak yerine daha da canlı ve parlak bir hale geliyordu. Bu yüzden altından bile daha değerli bir pigmentti.
Bu sahillerde üretilen mor renge dair mitolojik bir hikaye vardır. Herkül, ismini Tyre kentine verecek olan su perisi Tyros'a kur yapmak üzere deniz kıyısında yürümektedir. Yanındaki köpeği, kumsalda bulduğu bir deniz salyangozunu ısırır ve ağzı mor renge boyanır. Bu rengi gören Tyros, Herkül'den kendisine bu renkte bir pelerin bulana kadar onun aşkına karşılık vermeyeceğini söyler. Herkül bunun üzerine kumaşta mor rengi elde etmenin yolunu bulur ve Sur Moru efsanesi doğar.
Peter Paul Rubens, 1636 yılında yaptığı "Herkül'ün Köpeğinin Mor Boyayı Keşfi" isimli eserinde bu hikayeyi resmetmiştir.
Şubat ayında “Komünist Manifesto okumayan kalmasın” demiştik. Şimdi de diyoruz ki: Komünist Manifesto dinlemeyen kalmasın!
Manifesto artık YouTube ve Spotify'da ücretsiz olarak dinlenebilir, tüm okurlarımızın erişimine açık. 👇
YouTube: https://t.co/2OkIa6oO6x
Spotify: https://t.co/4ZkcGU50I3