@ABlinken Amerikan halkının kayda geçmesini istediği başka cevaplar var. Mesela israil den ne kadar yardım aldin? Amerikan çıkarlarını İsrail in çıkarlarıaı değiştirdin mi?
@willdone@bulentcukurca75@e_secer Stockholm Sendromu deniliyor buna psikolojide.... Sırplar neler yaptı açın da izleyin, bu kadar gerçeklikten kopmayın
🔴 Bir X kullanıcısı, Birleşmiş Milletler’in “Çocuk evliliğine son verin” paylaşımında 'karı koca' olarak gösterilen kişilerin Afganistanlı bir baba ve kızı olduğunu ifade etti.
“Bu fotoğraf 2006 yılında fotoğrafçı Stephanie Sinclair tarafından çekildi. Kızı Ghulam Haider olarak adlandırdı.
Afganistan konusunda en az bilgili uzman bile size Ghulam Haider'ın yalnızca erkeklere özgü bir isim olduğunu söyler.
Bu sahne Sinclair tarafından uyduruldu. Onlara fotoğraftaki alana oturmasını söyledi ve fotoğraflarını çekti.
Sonra hikayeyi uydurdu, isimleri uydurdu, hatta bir kadın ismi bile bulamadı ve sonra kendi bencil çıkarları için haberi dört bir yana yaydı.
Sonra bu fotoğraf için büyük ödüller aldı. Çünkü bu Amerikan işgalinin, Afgan kızlarını vahşi barbar Afgan erkeklerinden kurtarma bahanesini destekliyordu.”
Ayfon’un yeni modeli Duo satışa çıktı.
Telefonun kamera ve internet modemi gibi bir çok parçası 🇮🇱 İsrail yapımı.
Telefon ciddi manada ‘elinizde patlamasın’ diyorsanız Ayfon almayın.
Bosna Hersek'te nerde yenmemeli? Bu ismi aklınızda tutun.
Manja fırınlarını görürseniz kaçın. Kendileri bir Sırp fırması. Sahibi Srebrenitsa soykırımıyla da dalga geçmiş biri.
2024 yılında araştırmalarım sonucunda ürünlerinde domuz yağı kullandıklarını bulup, haberini yaptım. Dava açtılar, haberi çekmem yönünde baskı gördüm vs. Bir kaç ay sonra da devletin resmi makamları denetim yapıp, aynısını ortaya çıkardılar, ''kuzu'' diye satılan etli börekte domuz etini buldular.
Şükür, o günden sonra Saraybosna'daki fırınlarından çoğununu kapatmak zorunda kaldılar. Daha çok Sırp bölgede varlar ama turistler oralardan da geçiyorlar.
O yüzden bu isme dikkat edin.
Bu arada en sevdiğim haberlerimden biri oldu.
🚨 BREAKING:
Francesca Albanese told the UN Human Rights Council in Geneva:
"They put me on a metal table, pressed my chest and head against it, restrained my hands to the end of the bed, and pulled my legs forcefully."
"I felt a rod penetrate my anus and a man rape me. I started screaming, so they beat me on my back and head."
"While blindfolded, I felt a man rape me and ejaculate inside my anus. I kept screaming and being beaten, and I heard a camera, so I believe they were filming me."
"I can't describe what I felt. I wished I was dead. Every moment."
— UN Special Rapporteur Francesca Albanese reads Palestinian survivors' accounts of rape, torture and killing in Israeli detention centers.
More than 18,500 people have been detained since Oct. 7. At least 100, including a child, have died in detention. Around 4,000 have also been forcibly disappeared.
"What was lost in Palestine will be lost to all of us."
Yunan vahşetinin asıl boyutunu, durumun tanıkları olan yabancılardan oluşturulmuş bir kurulun verdiği raporlardan öğreniyoruz:
Amiral Bristol - ABD delegesi
General Hare - Büyük Britanya delegesi
General Bunoust - Fransa delegesi
Dall’olio - İtalya delegesi
Bu delegelerin kurdukları komisyon, 1919’dan 1921'e kadar süren dönemde Ege ve Marmara bölgelerinde yaptıkları araştırmalar sonucu ortak raporlar hazırlamışlar ve kendi hükümetlerine sunmuşlardır.
Bu raporlarda, bu dönemde Türklere karşı yapılan cinayetlerin ayrıntılı bilgilerini görüyoruz. Bu anlatılar sayfalar sürüyor. Bunlardan bir kaç küçük örnek... Bugünkü kuşakların bilmesi, anlaması gerekli tarih…
Aydın 1919
Yanmakta olan mahalleden dışarı çıkmaya çalışan çok sayıda Türk erkeği, kadını ve çocuğu, bu mahalleyi şehrin kuzeyi ile bağlayan tüm çıkış noktalarını tutmuş olan Yunan askerleri tarafından hiç sebepsiz yere öldürüldüler.
Bergama - Menemen 1919
17 Haziran’da Bergama’nın boşaltılmasından sonra Menemen’de toplanmış olan Yunan birlikleri, savunmasız Türklere karşı haksız ve gerçek bir katliama giriştiler.
Belediye yetkilileri, 1000’den fazla Türk yöre sakininin katledildiğini belirtiyor.
Ertesi gün bir Fransız subayı, yaptığı inceleme sonucunda 200 Türk’ün öldürüldüğünü ve 200 Türk’ün de yaralandığını kesin olarak saptadı.
#GreekWarCrimes
🔴 GEL BAKALIM İFTİRACI ÖZGÜR ÇELİK!
#SONDAKİKA | İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in Üsküdar Belediye Meclis Üyesi Ayhan Aydın’a ilişkin “Savcı beni tutuklamayla tehdit etti” şeklindeki açıklamaları hakkında resen başlatılan soruşturma kapsamında, Özgür Çelik’in şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına hazır edilmesi talimatını verdi.
Soruşturma kapsamında bugün müşteki sıfatıyla ifadesi alınan Ayhan Aydın, herhangi bir Cumhuriyet Savcısı veya kamu görevlisi tarafından tehdit edilmediğini ve Çelik’in açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını beyan etmişti.
Apple Maps, katil İsrail'in Gazze'de bıraktığı yıkımı perdeliyor.
Soykırımcı İsrail'in yaklaşık 3 yıldır süren saldırıları Gazze'nin büyük bölümünü enkaza çevirdi. Ancak Apple Maps'te, kentteki yıkımın izleri hala görünmüyor...
🇷🇸 Today is a great day to remember that Serbia started four wars against its neighbors - and lost them all.
- 🇽🇰 Kosovo War (1998–1999) — NATO intervened, Serbian forces withdrew from Kosovo - Kosovo won (gained indepedence)
- 🇧🇦 Bosnian War (1992–1995) - Republika Srpska, backed by Serbia, did not achieve its political objectives; the Dayton Agreement ended the war. - Bosnia won.
- 🇭🇷 Croatian War (1991–1995) - Croatian forces regained most occupied territory - Croatia won.
- 🇸🇮 Slovenia War (1991) - Serbian-led forces withdrew - Slovenia won.
(Bonus: Montenegro broke out from Serbia following Refendum - 2006)
Trabzon'daki Şok market deposuna götürülen fakat geri çevrilen karpuzlar iddiaya göre yaşanan süreçte mahkeme kararı sonrasında böyle imha edildi.
Göz göre göre yok edilen milli servete, üreticinin emeğine, mahsullerimize yazık değil mi?
@TCTarim
Samsunspor'un geçtiğimiz sene Panathinaikos ile oynadığı maçta, Mustafa Kemal Atatürk'ün bir çift gözünün pankartına UEFA, siyaset diyerekten izin vermemişti.
Kızılyıldız–Partizan maçında ise Srebrenitsa Soykırımı başta olmak üzere binlerce Boşnak sivilin katledilmesinden sorumlu tutulan ve soykırım, insanlığa karşı suçlar ile savaş suçlarından ömür boyu hapis cezası alan Ratko Mladić için koreografi yapıldı.
Yetmezmiş gibi bunu Kızılyıldız'ın resmi hesabı da paylaştı.
Atatürk’ün gözlerinden rahatsız olan UEFA, hüküm giymiş bir savaş suçlusunun yüceltilmesine neden sessiz kalıyor?
Bu görüntüler ne tribün kültürüdür ne de ifade özgürlüğü… Bu, binlerce insanın acısını yok saymak ve soykırımı meşrulaştırmaktır.
UEFA uyguladığı bu utanç verici çifte standarda son vermeli ve sorumlular hakkında derhâl en ağır yaptırımları uygulamalıdır!
UEFA’nın çifte standardını kabul etmiyoruz!
Türklüğün sembolü olan Bozkurt işaretini yaptığı için Merih Demiral’a 2 maç ceza veren @UEFA; binlerce Boşnak sivilin katledildiği Srebrenitsa Soykırımı’ndan sorumlu, Birleşmiş Milletler bünyesindeki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soykırım ve savaş suçlarından mahkûm edilmiş Ratko Mladić’in yüceltilmesine karşı ise yalnızca 90 bin avro para cezası ve 1 maç deplasman taraftarı yasağı uyguluyor.
Masum insanların katledilmesini, bir savaş suçlusunun tribünlerde kahramanlaştırılmasını ve bunun futbol sahalarında normalleştirilmesini asla kabul etmiyoruz.
Bir tarafta Türk milletinin sembolüne verilen ağır ceza, diğer tarafta soykırım suçlusunun yüceltilmesine verilen göstermelik yaptırım…
@UEFA’nın adalet anlayışını sorguluyor, bu çifte standardı şiddetle kınıyoruz.
There is a larger story behind the scenes in Belgrade today, and it is not simply that thousands of people still regard Ratko Mladić as a hero.
It is that Serbia has still never fully confronted its own role in what happened in Bosnia.
The Bosnian Serb aggression and genocide did not happen in isolation, with Serbia standing somewhere on the other side of the Drina as a passive observer. The military machine Mladić commanded was built, armed, supplied and financed to an extraordinary degree from Belgrade.
When the Yugoslav People’s Army formally withdrew from Bosnia in May 1992, it did not simply pack up and leave. Much of its Bosnian Serb personnel remained and became the Army of Republika Srpska. The new army inherited hundreds of tanks, armored vehicles, artillery pieces, weapons and enormous ammunition stocks from the JNA. Supplies continued to arrive from Serbia. Officers continued receiving salaries and benefits through Yugoslav military structures.
A JNA document presented at The Hague recorded 51,900 weapons distributed to Bosnian Serbs as early as March 1992.
And perhaps the clearest evidence came from Mladić himself. In 1995, he reported that the Yugoslav Army had supplied 47.2% of the infantry ammunition, 34.4% of the artillery ammunition and 52.4% of the anti-aircraft ammunition his forces had consumed through the end of 1994. Much of the remainder had been inherited directly from the JNA.
This was not moral support from a neighboring country. It was the infrastructure of war.
And that infrastructure enabled crimes across Bosnia.
Srebrenica was the genocide for which Mladić was ultimately convicted, but his record did not begin or end there. Sarajevo was besieged and its civilians deliberately terrorized for years. Across places such as Prijedor, Foča, Višegrad, Zvornik and countless other towns and villages, Bosniak civilians were murdered, imprisoned in camps, tortured, raped, forcibly expelled and driven from communities their families had inhabited for generations. Mosques and cultural heritage were deliberately destroyed as those communities were erased.
That is the history behind today’s funeral.
More than thirty years later, Serbia had an opportunity to demonstrate that it understood where that politics led. Instead, a Serbian government aircraft brought Mladić’s body home. Serbian soldiers carried his flag-draped coffin. A commemoration was organized at the Army House in Belgrade. Free buses brought mourners from across Serbia. Thousands came to honor him. Senior figures in the Serbian state have defended the spectacle rather than confronting what it represents.
That is why this funeral matters.
It is not really a story about one dead general.
It is a story about a state that materially sustained his army during the destruction of Bosnia, and a society and political establishment in which the mythology surrounding that project remains powerful enough that, in 2026, a convicted genocidaire can still come home to this.
@m_cemilkilic UEFA’YA AÇIK ÇAĞRI!
Bir futbol maçında, Bosna Hersek’te yaşanan soykırımın sembol isimlerinden Ratko Mladić’i öven pankartların açılması kabul edilemez!
Futbol; nefreti, savaş suçlarını ve insanlık trajedilerini yüceltme yeri değildir. Srebrenitsa’nın acısı hâlâ tazeyken, böyle görüntülerin tribünlerde sergilenmesine sessiz kalınmamalıdır.
UEFA’yı bu olayı derhal incelemeye ve gerekli adımları atmaya çağırıyoruz.
⚽ Futbol barış içindir.
🇧🇦 Srebrenitsa unutulmadı, unutulmayacak! ✊ Boşnaklar olarak nefrete ve savaş suçlularının yüceltilmesine karşıyız.
Boşnaklar 🌐
https://t.co/s2t2yQXWKT
#boşnak
@UEFA
https://t.co/e41ASy1kKy