@avumutseker@avukatalaattin Çoğu ceza davasında fezlekeleri, yazılan müzekkereleri ve gelen cevabi yazıları dahi göremiyoruz. Her seferinde binbir uğraşla kalemden ya flash belleğe ya da fiziki evrak olacak şekilde örnek almak zorunda kalıyoruz.
Avukat ekranında gözüken sadece adli sicil kaydı, iddianame.
Kulüp tarihimizin en değerli ve efsane isimlerinden, Türk futbolunun ilk amigosu, Amigo Orhan’ın vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Orhan Erpek’e Allah’tan rahmet, başta ailesi olmak üzere, merhumun sevenlerine ve tüm camiamıza başsağlığı dileriz.
🎙️ Ekranın siyah beyaz olduğu dönemlere gidiyoruz, mikrofonun başında Orhan Ayhan var.
📅 Yıl 1969, Mithatpaşa Stadı tıklım tıklım. Kupada Galatasaray’ın rakibi Eskişehirspor. 👇
🔗 https://t.co/MITzAmZlDc
Avukatlık öyle bir meslek ki sürekli kafada “o iş tamam mı, süreyi kaçırdım mı, unuttuğumuz bir şey var mı, atladığımız bir şey var mı” gibi sorular dönüp duruyor.
Ve bu sadece mesai saatlerinde olmuyor, alelade bir zamanda, film izlerken, hafta sonu çocukla oynarken devamlı kafada dönüyor.
İnanılmaz bir stres yaratıyor bu durum. Bilmeyene yaşamayana anlatması gerçekten çok zor. En normal bir şeyi yaparken gece 23:30 da bir anda aklınıza “o işi yapmış mıydım” diye geliveriyor. Hatırlayamıyorsanız (çünkü benzer 40 tane daha iş var) o soruyu giderene kadar iş listenizi gelen tebligatları kontrol ediyor, içiniz rahatlamadıysa UYAP a ya da celseye girip dosyadan bakıyorsunuz.
İnanılmaz bir stres yükü bu ve bu nedenle asla gerçekten dinlenmek kafa dinlemek uzaklaşmak mümkün olamıyor.
Ben gerçekten dinlenebildiğimi hatırlayamıyorum, sanırım pandemi zamanı adliyeler kapalıykendi en son. Onun dışında hep kafada deli sorular. Varsa yapabilen söylesin
Kaldı ki camiamız tüm ulusal medya ve vatandaşlar tarafından takip edilmektedir. Takıma vizyon katmaya çalışan yönetimin bu kararı alması abesle iştigal olduğu gibi her ne kadar 26.dakikada yayına girilmişse de bu durum yakışık almamıştır. @Eskisehirspor
Eskişehirspor taraftarı bilinçlidir. Hiçbir taraftarımız tribüne gelme imkanı varken tv başında çayı çekirdeğiyle maç izlemeyi tercih etmez. Bu karar tribüne + yazmadığı gibi Eskişehir’de olmayan taraftarımıza da ceza niteliğindedir. @Eskisehirspor
BAM ve Yargıtay'da Okunmadan Onanan Dosyalar
Yerel mahkemelerde dilekçe ve dosya okumadan karar veren hakimler görmeye alıştık ama maalesef durum uzun süredir Bölge Adliye Mahkemelerine ve Yargıtay'a da sirayet etmiş durumda. Bazı BAM ve Yargıtay daireleri giderek artan şekilde hiç somut gerekçe göstermeden yani dosyaları okumadan onama yapmaktadır.
Eğer istinaf veya temyiz mahkemesi hiçbir somut ve dosyanıza özgü spesifik bir gerekçe göstermeden "karar usule ve yasaya uygun olduğundan istinaf/temyiz isteminin reddine" diyorsa bilin ki istinaf/temyiz başvurunuz hiç okunmamıştır.
Bir hakim sadece istinaf/temyiz başvurusunu kabul ettiğinde değil reddettiğinde de detaylı gerekçe yazmak zorundadır. Eğer gerekçesiz onama yapılırsa bu dosyanın okunmadığı anlamına gelir. Dosyayı okumadan onamak ise alt derece mahkeme hakiminin olası bir hukuksuzluğuna ortak olmak ve yanlış kararının hukuki, vicdani ve ahlaki sorumluluğunu üstlenmek demektir. Hakimlerin dokunulmazlık zırhı güçlü olduğu ve etkin bir şikayet mekanizması olmadığı için hakimlerin çoğu yanlış karar vermekten de, gerekçesiz karar yaz(dır)maktan da çekinmiyor bunu biliyoruz. Peki ahlaki ve vicdani sorumluluk da mı hissetmiyorlar ki gerekçesiz kararlar bu kadar yaygın?
Yargıtay 14. CD'nin 10 yıl üzeri hapsi cezası verilen bir dosyada verdiği bir cümlelik onama kararına bakınız:
"sanığın mahkumiyetine dair kurulan hükümlere yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına..."
Temyiz dilekçesinedeki hukuka aykırılık sebeplerinin hiçbiri tartışılmamış ve muhtemelen temyiz dilekçesi hiç okunmamış. Kararda sadece sonuç cümlesi var: "temyiz sebepleri yerinde görülmedi" ama bu sonuca varılmasına neden olan hiçbir gerekçe yok!
Sanıklara esas hakkında savunma yapma hakkı verilmeden yokluklarında savcıdan mütalaa alıp yine yokluklarında hüküm verildi, zabıt mümzi olan kolluk görevlisi dinlenmedi, bilirkişi raporu sanıklara tebliğ edilmedi ve beyanları alınmadı diye istinaf başvurusu yapıyorsunuz ve her beri başlı başına bozma sebebi olacak bu gerekçelere ek olarak 6-7 istinaf gerekçesi daha sunuyorsunuz, 6 ay sonra sonra İstanbul BAM 15. CD'nin kararı geliyor:
"Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içerigine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa iliskin herhangi bir hukuka akırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadıgı, ispat bakımından değerlendirmenin
yerinde oldugu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uydugu, cezanın kanuna uygun
olarak uygulandığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine..."
Metnin uzun olduğuna bakmayın, bu kararda tek bir gerekçe bile yok. Usule ve esasa ilişkin istinaf gerekçelerinin hiçbiri tartışılmamış. Dosyaya özgü hiçbir spesifik bilgi olmadığı gibi metinde suçun türüne bile yer verilmemiş. Haliyle her dosyaya uyacak yuvarlak bir şablon onama metni olmuş. Kim bilir bu şablon metni kopyala yapıştır yapıp kaç farklı yerel mahkeme kararını aynı cümleyle onayladılar merak ediyorum. @adalet_bakanlik şu BAM'lara müfettiş gönderip verilen onama kararlarını çıkarttırıp inceletse yüzlerce belki binlerce dosyada aynı kopyala yapıştır kalıp cümleyle onama yapıldığını göreceklerdir. Bu arada İst. BAM 15. CD'den onama kararı alan meslektaşlar da kararlara bakabilir mi acaba aynı cümle var mı?
BAM ve Yargıtay hakimleri yoğunluktan şikayet ediyorsa bunun çözümü dosyaları okumadan patır patır onaylamak değildir. Gerekirse dosyalar 3 yıl 5 yıl sıra beklesin ama okunarak ve gerekçe yazılarak karara bağlansın. Adaletin geç gelmesi hiç gelmemesinden iyidir.
(İstinaf mahkemesi onama/bozma yapmaz diyeceklere peşinen söyleyeyim bu kelimeleri bilerek kullanıyorum.)
Savcılar Kürsüden Aşağı İndirilmelidir
Savcıların abes bir şekilde hakimle yukarıda aynı kürsüde yan yana oturduğu bizden başka tek bir ülke yoktur. Dünyanın en geri kalmış ülkelerinin duruşma salonlarına bakın savcı ve avukatın hakim kürsüsüne eşit mesafede ya yana yana ya da karşı karşıya olduğunu görürüsünüz. Dünyanın hiçbir ülkesinde savcı, hakimin yanında oturmaz. Dünyanın hiçbir ülkesinde savcı avukattan yukarı pozisyonda oturmaz. Peki iddia makamını temsil eden ve savunma makamı ile eşit seviyede olması gereken savcı neden ülkemizde 100 yıldır hakimle aynı kürsüde aynı yükseklikte oturur? Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir kürsü sistemi yok. Neden bu abesliğe yıllardır göz yumulur?
Maalesef konu sadece engizisyon tipi kürsü sistemimizden ibaret değil. Yargı sistemimiz iddia makamını yani savcıları statü olarak savunmanın üstünde hatta karar makamının yanında konumlandırmıştır. Bu statü farkını sadece bu eşsiz saçmalıktaki kürsü sistemimizde değil pek çok yerde görüp hissetmek mümkündür.
Hakim ve Savcılar Kanunu
Hakim Savcılar Kurulu
Hakim ve savcı yemekhanesi
Hakim ve savcı otoparkı
Hakim ve savcı asansörü
Hakim ve savcı tuvaleti
Bu hatalı sistemde hakim ve savcı sanki kardeş, avukat ise yabancı bir komşu gibi konumlandırılmış durumda. Savunma ile karar makamı arasında ne kadar mesafe varsa aynı mesafe iddia ve karar makamları arasında da olmalıdır. İddia ve karar makamlarının böyle yakın ve yan yana statüde olmaları komik derecede abes olup dünyada eşi benzeri yoktur.
Hakim ile avukat bir araya gelince sorun olur, hatta bazı şımarık hakimler "asla avukatlarla görüşmem" diye övünür ama savcı ile hakimin yan yana gelmesi, aynı lojmanda kalması, birbirlerine misafirliğe gitmeleri, birbirlerinin adliyelerdeki odalarına gidip sohbetler yapmaları doğal görülür.
Hakim ve savcılar aynı kanuna ve aynı kurula tabiidir, aynı lojmanda kalırlar, aynı servisi kullanırlar, aynı yemekhanede yemek yerler, aynı tuvaleti kullanırlar, otoparkları, asansörleri aynıdır, odaları aynı binada, hatta bazen aynı katta ve koridordadır, duruşma salonuna beraber aynı kapıdan girip aynı kapıdan çıkarlar, kürsüde karar makamı olan hakimle yan yana yüksekte oturup savunmaya yukarıdan bakarlar, hakim müzakere arası verdiğinde avukatlar ve taraflar dışarı çıkar ama savcı duruşma salonunda oturmaya devam eder, avukatın konuşurken ayağa kalkması istenir ama savcılar konuşurken asla ayağa kalkmaz, avukatın oturarak savunma yapmasını gururlarına yediremeyen kimi hakimler savcıların oturarak mütalaa vermesindense hiç rahatsız olmazlar!
Hakimlerin ve savcıların adeta yediği içtiği ayrı gitmezken hakimlerin çoğunlukla avukatın savunması yönünde değil savcının mütalaası yönünde karar vermesine şaşırmamak gerekir.
"Hakimler ve Avukatlar Kurumu" ne kadar abesse Hakimler Savcılar Kurumu da abestir. Dünyada hakim ve savcıların aynı kuruma tabii olduğu tek bir medeni ülke yok.
UYAP ve ön bürolar çıkmadan önce avukatlar yıllar boyunca savcının ayağına gidip dilekçelerine havale almak zorunda bırakıldı. Savcı, avukata imza için gelmiyorken, avukat neden savcının imzasına muhtaç edilir? Savcının dilekçeyi kabul etmeme imkanı olmadığına göre bu basit evrak kaydı işlemini savcı değil de kalem yapsa olmaz mıydı? Yok illa avukat savcıya muhtaç olup savcı peşinde koşacak sırf dosyaya dilekçe sunabilmek için!
Hakim ve savcıların böyle benzer statü paylaştığı başka bir ülke yoktur. Bu statü ayrıştırılmalı ve hakim ve savcıların kanunları ayrılmalı, HSK ise "hakimler kurulu" olarak değişmeli ve savcılar bu kurula bağlı olmamalıdır. Hakim ve savcıların aynı lojmanda kalması, adliye binasında odalarının olması yanlıştır. Savcılar ayrı binada görev yapmalıdır. Eşi benzeri olmayan saçma kürsü modelimiz değişmeli ve savcıların, hakim kürsüsünden aşağıda savunma ile eşit yükseklikte oturacak şekilde oturma pozisyonları aşağı indirilmeli, müşteki/katılan kürsüsünde varsa müşteki avukatı ile beraber oturmalı, duruşma salonuna avukatlar gibi ön kapıdan girip çıkmalıdır.
@Fahrettindinc68@avtarikcakmak Aslında aksi yönde karardan ziyade karıştırılan husus davanın niteliği. Emsal olarak gündemde dolaşan işbu kararda itirazın iptali davası anlaşılacağı üzere 6 haftalık süre dolmadan açılmış. Bu bağlamda tebliğden 6 hafta sonra itirazın iptali davası açılmasında bir sorun yok.
Avukatlık sosyal yönden insanı oldukça geliştiren bir meslektir. Örneğin her ceza dosyası yaşanmış bir hikayeyi anlatır. Dosyaya bakan avukat da henüz yazılmamış kitapların kahramanlarıyla tanışma fırsatı bulur aslında. İnsan psikolojisini, korkuyu, öfkeyi, kaygıyı, heyecanı, pişmanlığı, özlemi en gerçek, en samimi haliyle yakından gözlemler. Becerebilirse yapılmış hatalardan muhteşem dersler alır. Farkındalığı ve hayata bakışı gittikçe gelişir. Çünkü yaşayamayacağı, onlarca ömre sığmayacak kadar çok şeye şahit olur.
Ve şunu öğrenir; insanları yargılamak için hikayelerini bilmek gerekir. Hikayelerini bilmediğiniz insanları yargılamayın.
“Şu davaya (örneğin uyuşturucu dosyasına) ne kadara bakıyorsunuz?” sorusu, vatandaşa mantıklı gelse de avukatlar için bu haliyle cevap vermeye elverişli bir soru değildir. Zira ürün satışından (domatesin kilosu şu kadar gibi) farklı olarak hizmet satışında verilecek hizmetin detayları bilinmeden ücret bilgisi verilmesi de mümkün değildir.
Avukatlık ücreti;
- Her dosya türü için önceden belirlenen ve maktu olarak alınan bir ücret değildir. Asgari ücret tarifesinde gösterilenden az olmamak kaydıyla aynı dosya için 20 bin lira talep eden de 500 bin/+ lira talep eden de vardır. Meslektaşın tutumuna, tercihine göre hiçbir ücrete alınmayacak dosyalar, dosyası hiçbir ücrete alınmayacak vatandaşlar da vardır. Zira avukatlar her işi kabul etmek zorunda değildirler.
Ücret belirtmeden önce;
- Dosya hangi aşamada (soruşturma, kovuşturma, istinaf, temyiz, kesinleşme sonrası)?
- Dosya nerede görülüyor? Şehir içi/dışı?
- Dosyada kaç sanık/müşteki/tanık var? Birleştirilmesi muhtemel başka dosyalar, celp edilmesi uzun sürecek deliller var mı?
- Temsil edilecek kişi tutuklu mu (öyle ise hangi cezaevinde)/ tutuksuz mu/ firari mi/ tutuklanma ihtimali ne kadar?
- Vatandaşın/muhatabın beklentisi ne? Vekalet ücretini merak ettiği avukat ile iş sahibinin beklentisi/anlayışı/üslubu örtüşüyor mu? (dosyanın/konunun incelenmesi, değerlendirilmesi, müzakere gerekir.)
Bu ve benzeri soruların; vekalet ilişkisinin ne kadar süreceği, avukatın ne kadar vakit ve emek harcayacağı, müvekkil adayının avukatı manen ne kadar yoracağının tespiti açısından avukatlık ücretinin belirtilmesinden önce cevaplanması şarttır.
Özetle; avukatlar domates satmıyorlar.