Sahi bu beach club kültürü ne zaman girdi hayatımıza. Ben bugün biraz mecburiyetten burdayım. İnsanlar süslenip poz vermekten , bir şeyler içip tıkınmaktan başka bir şey yapmıyor. Çok garip, oysa ki deniz enfes!
Bir hafta sonu kaçamağı olarak beach club a geldim. Dım tıs dım tıs müziğe katlanarak denizin keyfini çıkarıyorum. Deniz azcık soğuk ama sabahtan beri balıklarla yüzüyorum. Bu kısmı keyifli. Bir yandan etrafımı gözlemliyorum, çoğu insan şezlongda denize giren çok az
Fotoğrafta görünen dağ ormanla kaplıydı. 2020 yılında yaşanan yangınla maalesef kaybettik. Ardından ağaçlandırıldı.5 yıl geçmesine rağmen ağaçlar büyümedi.Tekrar eski haline dönmesi için kaç sene lazım. Ben görürmüyüm bilemem. Umarım gelecek kuşak görür ve kıymetini bilir.
İnsan mı! Yaratılan en güzel varlık mı? Tüketen sömüren pisleten yok eden bir varlıktan söz ediyoruz. Zeka mı! Hangi zeka yaşadığı çevreye bu kadar zarar verebilir. Tüm canlılar doğa ile uyum içinde biz zavallı insanların haline bak! Kendi içimizde uyumsuzuz.
Muğla genelinde araçlarından sigara izmariti ve çöp atan herkese aralıksız ceza yazılıyor. Araç kayıt kamerası olanlar ve telefonları ile kayıt edenler ihbar olarak bildirsin. Pis bedenlerinin ürettiği o pis artıklarını o pis arabalarından doğaya atmayacaklar!
Yazın en büyük keyiflerinden biri akşamları dondurma yemek bence. Ama oldum olası market dondurmalarını sevmedim, tatları bir tuhaf, böyle şekerli donuk yağlı zevk vermeyen bir ürün.
Pastane dondurması öyle mi!Hele bir de iyi dondurma yapan bir yere denk gelince dadanıyorum oraya
Ah bir de Kirke nin adası sahnesinde kusmamak için kendimi zor tuttum. Sirenler kısmıda bence geçiştirilmiş gibi geldi, Troya nın düşüşü yine kalbimi ezdi geçti. Hector’un ve Troyalıların ahı üzerinize olsun.
Gök gözlü Tanrıçam Athena ise sönük kaldı. Helen için ne desem boş