Bence günün en önemli ifşası Saygı Öztürk’ten:
“Tutuklanan Fatma Kaplan Hürriyet, AKP Milletvekilinin gelininin önceki dönemde sahte diplomayla işe girdiğini tespit edip, işten çıkarıyor. İşte bu yüzden hedefteydi!”
Sormalıyız: Sahte diplomalılar kimler!
✍️ Çiğdem Toker yazdı:
🔴 Stratejik pazarlık kartı ya da pimi çekilmiş tivit
📌 MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, söz konusu mesajıyla “rüşvet ve yolsuzlukların odağı olmak” suçunun, siyasi partilerin temelli kapatılma nedeni olması gerektiğini bildirdi. CHP’li belediyelere, adeta sıralı operasyonların yoğunluğu şiddetlenen bir seyirle düzenlendiği, başkanlarının önce gözaltı sonra tutuklama işlemlerine tabi tutulduğu bir dönemde gelen bu önerinin dört açıdan (en az) tartışılması kaçınılmaz: Söyleyenin kim olduğu, ne zaman söylendiği, ne söylendiği, nasıl anlaşılıp nasıl tartışılacağı
https://t.co/sJcaekjsnd
@cigdemtoker
Sevgili komşularım,
Bu sabah yanınızda olamasam da her sabah olduğu gibi bugün de aklım ve kalbim Üsküdar’ın sokaklarında.
Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi. Ama sağlığım yerinde çok şükür. Sizlerin de vermiş olduğu destekleri avukat arkadaşlarımız bana ulaştırıyor, gerçekten çok mutlu oluyorum. Sizden haber almak, destek almak moral veriyor.
En yakın zamanda görüşmek ümidi ve sevgilerimle.
Dayanışmayla Başlıyoruz!
YENİ Parti'yi milletimiz kurdu, büyütecek olan da iktidar yapacak olan da milletimizdir.
Yeni nesil parti-millet dayanışmasıyla bağış kampanyamızı başlatıyoruz.
https://t.co/j7JSlJAsAT
#YeniDayanışma
AKP’nin diplomatik başarı diye ambalajladığı kriminal gerçekler!
Bugüne kadar, Irak-Türkiye ham petrol boru hattındaki usulsüz petrol taşımacılığının 2014-2018 yıllarını kapsayan bölümünü açıklamıştık.
Şimdi, 2019 yılındaki dosyasını açıyoruz: ⬇️
Bir kara para cenneti olan Jersey Adası’nda;
Türkiye’ye ait yüz milyonlarca dolarlık petrol parasının buharlaştırıldığını ortaya çıkardık.
AKP’nin, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’nda uluslararası anlaşmalara aykırı olarak;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın taşıdığı ve Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı petrol için;
2019 yılında ⬇️
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nden 494 milyon 186 bin dolar petrol taşıma ücreti aldığını tespit ettik.
Bu devasa tutar önce, AKP hükümetinin Jersey Adası'nda kurmuş olduğu ve finansal tablolarına gizlilik getirdiği;
Turkish Energy Company (TEC) adlı şirkete transfer ediliyor.
Ardından 264 milyon 909 bin doları Türkiye’ye, BOTAŞ’a aktarılıyor.
Geriye kalan 229 milyon 276 bin dolara ne olduğu ise meçhul!
Bu para, adeta bir kara delik olan Jersey Adası'nda buharlaşıyor!
Güncel kurla 11 milyar lira kayıp!
Bunun adı uluslararası soygundur❗️
Kayıp tutar, mutlaka CB Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li bürokratların mal varlığından tahsil edilmelidir!
Kaynak⬇️
- Irak Bölgesel Kürt Yönetimi 2019 Yılı Deloitte Resmî Petrol Raporu,
- BOTAŞ 2019 Yılı Sayıştay Raporu,
- Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Raporu
BİR KISIM PKK MENSUBUNU SUÇA BULAŞMAMIŞ DENİLEREK AF KAPSAMINA SOKMAK ÜZERE YASA ÇIKARMAK, SONRAKİ ADIMLAR İÇİN SURDA DELİK AÇMAKTIR...
50 bin kişiyi katleden PKK gibi dünyanın en azılı terör örgütüne sadece üye ve dolayısıyla mensup olmuş olmak bile başlı başına ağır bir suçtur.
Böylesi bir suça bulaşmış birini hiçbir suça bulaşmamış kapsamı içine alarak masum saymak ve affedilmesine ilişkin yasa çıkarmak, gelecekte hesabı sorulacak ağır bir suçtur.
Suça bulaşmamış PKK'lı diyerek suç işleyen ve bu yasa tasarısına imza atarak affı yasalaştıran siyasileri tarih affetmeyecektir.
Gün gelecek ayarını bozdukları kantar kendilerini tartacaktır...
“BİLİNCİNİ KAYBEDİP YERE YIĞILDI”
Daha önce çıplak arandığını açıklayan İBB tutuklusu Fatoş Pınar Türker, bu kez de cezaevinde bilincini kaybedip yere yığıldı.
Avukatının, “tam teşekkülü hastaneye sevk edilsin, başka cezaevine nakledilmesin” diye talebi var
Hepimiz ses olalım!
Cezaevi sonrasında, 22 Haziran’da Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nu ziyaret etmiştim.
Erdal Bey, “Eşim geceleri benim şafak operasyonuyla gözaltına alındığım şeklinde kabuslar görüyor” demişti.
Muhalif belediye başkanları ve aileleri bu psikoloji ile yaşıyorlar.
Erdal Bey de kapısının ne zaman çalınacağını bekleyenlerden biriydi. Çünkü iktidar medyası ile bazı sosyal medya hesaplarından bir takım yolsuzluk iddiaları gündeme getiriliyordu. Erdal Bey bunlara dair de “Her iddiayı araştırıyorum, ancak bir şey yok. Zaten bir şey olsa gereğini ben yaparım” demişti
Hala tutuklanmamış muhalif belediye başkanı kaldıysa uğraştırmasın beyleri. Kendi gitsin teslim olsun. Hatta gizli tanığını yanında götürürse daha iyi olur.
Sinem Dedetaş'ı Şehir Hatları genel müdürlüğü sırasında tanıdım. AKP döneminde zarar üstüne zarar eden, kendi vapurlarının bakımını Haliç Tersanesi'ne sahip olmasına rağmen özel tersanelerde yaptıran şirketi tekrar kâra geçirdi. Deniz taksileri tasarladı ve Haliç Tersanesi'nde üretti. Atıl haldeki dünyanın en eski tersanesini gemilerin ve teknelerin bakım için kapısında sıra beklediği bir duruma getirdi. Sonra AKP'nin kalesi denilen Üsküdar'ın belediye başkanı oldu. Sorun tanıdığınız Üsküdarlılar'a. Memnunlar mı değiller mi hizmetlerinden. Yakından tanıdığım için en ufak bir yolsuzluğa bulaşmadığına kefil olabileceğim bir isimdir Sinem Dedetaş.
Ama mesele bu değil elbette.
Tek bir CHP'li veya Yeni Partili belediye başkanı kalmayıncaya kadar devam edecekler.
Bu arada AKP'li belediyelerde hiç bir şey olmuyor, her şey pırıl pırıl.
Varsa yoksa muhalif belediyeler.
Sorsan "millet iradesi" derler.
@sdedetas@uskudarbld
Terörsüz Türkiye denilerek çıkarılacak yasa, herkesin benimseyeceği bir yasa ise,
Söz konusu yasa taslağı neden hala daha gizli tutulur...
Neden "oldu bitti yoluyla" TBMM'ye sunulup, bir an önce yasalaştırılmasına çalışılır...
Elbette tepki olmasın diye bu ilk taslakta Öcalan olmayacak...
Burdan sonuçlar toplanınca, adım adım sıra Öcalan'a da getirilecek...
Bir yasa taslağı konusunda TBMM'den önce, terörist başının uygun görüşünün alınması kadar, taslağın terörist başına sunulması bile, TBMM'ye ve halkın egemenliğine hakarettir.
Tüm partiler bu sürece hayır demeli!
#TerörsüzTürkiye #Öcalan
Timur Soykan: "“Korkunç bir şantaj siyaseti. Deniyor ki: ‘Bizde kalmazsanız, yeni partiye geçerseniz ya da bizim yanımızda yer almazsanız sizi de tutuklarlar, hapse girersiniz.’
Özgür Özel ve ekibi, belediye başkanlarını kendileri istemedikleri sürece yeni partiye çağırmıyorlar. Böyle bir çağrı yok aslında.
Çünkü milletvekillerinin dokunulmazlığı var. Milletvekilleri bir şekilde alınmıyor ama belediye başkanları alınabiliyor.
Türkiye’de artık öyle bir hale geldi ki CHP’li belediye başkanlarının hepsi tutuklanmaya aday ve tehdit altındalar.”
HATAY’DA NELER OLUYOR?
Dram mı, trajedi mi ne desem bilmiyorum. Anıtkabir inliyordur herhalde…
HATAY GERÇEKLERİ
Lütfen 2 dakikanızı ayırıp okuyun;
Hatay gündemdeyken bazı gerçekleri konuşmamız gerekiyor.
Suriyeli çocuk anneler ve doğumlarını...
Hatay'daki sınır hastanesinden iki doğum paylaşacağım.
Biri 14 bir diğeri de 15 yaşında...
Bu gibi bir çok doğum hadisesi yaşanıyor.
Hatay'da yaşayan bir hemşiremiz anlatıyor. Gelin kendisinden dinleyelim:
"Merhaba Batuhan Bey araştırmalarınızı inceliyorum, sizi takip ediyorum, lütfen bir şekilde bizim de sesimiz olun. Hatay savaşılmadan kaybediliyor. Burada sağlık personeliyim.
Arapça öğrenmemiz konusunda sürekli bir baskı görüyoruz. Gelen Suriyeli hastalar bize tepki gösteriyor Arapça bilmediğimiz için. Bir de Suriyeli doktorlarımız var. Onlar da bizi hor görüyor. Her 10 doğumun 8'i Suriyeli. Erkeklerin 4-5 tane eşleri var.
13 yaşında kız çocukları hamile. Ayrıca iki ay içerisinde bir ismin 2 ayrı yerde doğum yaptığını belirledik ama bakanlıktan herhangi bir yaptırım haberi almadık. Gaziantep'te kimliksiz bir yakınına kendi kimliği ile doğum yatışı yaptırmış. Gerçekten artık nefes alamıyoruz burada.
Araştırılmıyor, kimse bilmiyor burada yaşananları. Daha dün bir adamın 26 ncı çocuğunun doğumunu yaptırdım ve 4 eşi var. Ben, bunlara dur densin istiyorum, lütfen..."
Hatay sorunu burada bitmiyor. Belediye Başkanı Suriyeli doğumlarını gündeme getirdi diye soruşturma geçiriyor.
Hatay'a Suriyelileri profesyonel bir nizamla yerleştirenler sessizliğini koruyor. Hatayla ilgili Suriye ciddi propagandalar yapılıyor. Sosyal medya hesaplarından "Hatay'ı alacağız" diye Türkçe paylaşımlar yapılırken, binlerce beğeni geliyor. Bir örneğin, 2 bine yakın beğenisi var.
Hatay ile ilgili bir başka okuyucumuzun anlattıklarına kulak vermenizi istiyorum:
"Batuhan Abi, selam HATAY/ANTAKYA'dan yazmaktayım, lütfen Hatay’da ki istilanın sesi ol. Suriyeli artışı aşırı fazlalaştı duvarlarda, parklarda Arapça “Hatay bizim" yazıları yazılıyor.
Parklarda bulunan sözde sığınmacı “Erkek”ler kilim serip bebeğini, çocuğunu oynatan Türk anneleri izliyor. Yaşamakta olduğum mahallenin parkına artık Türk gelemiyor.
Diğer bir yandan aşırı doğum var. Yolda bir Suriyeli kadının yanında 4 -5 bebek kesinlikle bulunuyor.
Hastanelerde Suriyeli sayısı o kadar yoğun ki sürekli kavga çıkıyor. Genç Suriyeli erkekler bellerinde silah, bıçak, satır, vb. şeylerle gezmekte ve taşımaktan çekinmiyor, parklarda bunları çıkarıp pozlar veriyorlar.
Azınlık biziz Hatay’da, biz Türkler kendi vatanımızda, şehrimizde azınlık kaldık. Örneğin; şu duvarda Arapça 'Hatay bizimdir' yazıyordu, belediyeye şikayet edince kazıdılar."
Hatay'dan gelen mesajların ardı arkası kesilmiyor.
Bir başka vatandaşımız anlatıyor:
"Geçen yaz Eğitim Araştırma Hastanesi'nde işim olmuştu, 17 yaşında Suriyeli bir kadının beşinci çocuğunu doğurduğuna bizzat tanıklık ettim ve eşi de 40 yaş üstüydü. Annem 70 yaşında onlara tercümanlık yapıyor; -'Buralar bizim, en sonunda siz gideceksiniz' diyorlar."
Hatay sınırında yaşayan bir başka vatandaşımızla görüştüğümde ise çok çarpıcı detayları paylaştı. Kendisinden dinleyelim:
"Eşim Hataylı, ağır bir hastalığa yakalandı. Son zamanlarını iyi geçirsin diye memleketi Hatay'a getirdim. Köy evimiz tam sınırda...
Kocaman bir duvar var üstü dikenli telli. Bayağıdır var bu duvar.
3 ay önce bir daha tel duvar çektiler ortada bizi koruyan asker kulübeleri var, 50 metrede bir kulübe var
Bütün bunlara rağmen mülteciler akın akın geçiyor.
Sınır köylerinin çoğunda insan kaçakçılığı yapılıyor.
Gelenlerin çoğu erkek. Adam başı 1.000 dolar alıyor kaçakçılar. Bu işi yapanlar tam bir vatan haini.
İnanın, bu beton ve tel duvar olmasına, tüm engellemelere rağmen binlercesi geçiyor veya geçiriliyor. Şehrimiz göz göre göre elden gidiyor."
Hatay'daki tablo son derece ağır, orada yaşayan vatandaşlarımızı dinlediğimiz zaman üzülmemek, hayıflanmamak mümkün değil.
Yabancılaşma o kadar hızlı tesir ediyor ki bazı ticarethanelerde, sokaklarda Türkçe'ye rastlayamıyorsunuz.
Gerçekler gün gibi ortada. Sözde mülteci dernekleri, kadın dernekleri, siyasi erkler ve fonlananlar Hatay'da çocuk anneleri göstermek istemiyor.
Vatandaşların sesini duyurmuyor.
Kriz sandığımızın ötesinde. Hatay'ı savaşmadan kaybediyoruz.
Çınar Beker:
Bolca paylaşalım, uyuyanları uyandıralım.
Ahmet Anlaş'tan alıntıdır.
Devletimizin bu tehlikeli durumu bilmemesi mümkünmüdür?
Hatay bir referandumla Türkiye'ye dahil olmadı mı? Bu tehlikeyi göre göre bu duruma neden izin.veriliyor?
Adını siz koyun!
Ali Rıza Çakır..
Belediye başkanlarını tutukluyorlar ama bakın bir şey olmuyor, ekonomi tıkır tıkır işliyor diyenler, dünyanın en yüksek ikinci faizini ödediklerini, dünyanın en pahalı gıdasını tükettiklerini, milyonlarca çocuğun yatağa aç girdiğini, gençlerin çoğunluğunun artık bu ülkede yaşamak istemediğini bilmiyor olamazlar. Olsa olsa bizim işlerimiz tıkırında, ötesi umurumuzda değil diyenleridir. Böyle kırılgan bir yapıyla daha ne kadar yol alınabilir, bilmiyorum.
Üsküdar’ın önceki belediye başkanları AKP’li Mustafa Kara ile Hilmi Türkmen dönemlerine dair onlarca usulsüzlük, yolsuzluk haberler yaptık.
Kamu kaynaklarının bir avuç dernek-vakıf içim kullandırıldığını anlattık ama bırakın operasyonu haklarında soruşturma bile açılmadı
10 yaşındaki B.D.Y. verdiği ifadede din dersinin olduğunu, dersin işlendiğini, cumhurbaşkanına da hakaret edilmediğini söylemiş. İfadeyi alan eğitim müfettişlerinin imzalarının yanında minik B.D.Y. önce el yazısı ile adını yazmış, sonra belki de hayatında ilk kez imza atmış.
https://t.co/AzTUdfUlRA
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.