Polis lojmanlarında polis sevgilisi tarafından vuruldu, arkadaşları polisin elini kolonya ile yıkadılar, olayı örtbas ettiler. İntihar dendi. Yeşimin elinde barut izi bile yoktu
Madencilerin tutsak avukatı Selçuk Kozağaçlı;
''Bu dosyaya eli değmiş 79 tane yargıç ve savcının isim ve sicil numaralarından bir listem var, bu 79 kişinin isim soy isim ve sicillerini sağ olduğum sürece takip edeceğim.
Babalarımız, annelerimiz, sevdiğimiz insanlar öldü. Siz bizi haksız yere hapiste tutarken çocuklarımızdan ayrı kaldık, sevdiklerimizden ayrı kaldık.
Bizi kapattınız ve sizinle helalleşmeyeceğiz, asla helalleşmeyeceğimizi bilin!''
Altın Koza'da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Hazar Ergüçlü'nün konuşması geceye damga vurdu
💬"Uzun zamandır o kadar çok acıya maruz kaldık ki uyuştuk gibi hissediyorum. Ama dün 37 yaşında Soma’da hayatını kaybeden madenci Kerim Ören’in oğlu Yaşar’ı görünce bittim."
💬"Benim nenem, dedem kömür işçisi. Çocukluğum kömür ocaklarında geçti. Her madenci öldüğünde gözümün önüne kendi dedem, kendi nenem geliyor."
💬"İnsanca yaşayabilmek için, çocuklarını okutabilmek için verdikleri emek geliyor. Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum."
💬"Bu adaletsizlikler bana fazla geliyor ve ne yaparsam yapayım bu üzüntüyü içimden atamıyorum."
💬"Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz? Beraberce, insanca yaşayamayacaksak nasıl bir toplum olacağız?"
💬"Yaşar’ın çektiği acı biraz da bizim sorumluluğumuz değil mi? O yüzden bunları söylerken Yaşar’dan özür diliyorum. Sadece burada onu anmaktan başka bir şey yapamadığım için."
https://t.co/kpsdF0jeVg
Manisa Soma İmbat Madencilik'te Doğu-5 ayağında meydana gelen göçükte;
Bağımsız Maden-İş Ege 1 No'lu Şube Yöneticisi Ramazan İnce ve sendika üyeleri Halit Ersay, İsa Olcay, Kerim Ören ve Ömer Karakaya arkadaşlarımız hayatlarını kaybettiler..
Ailelerine, mesai arkadaşlarına ve dostlarımıza başsağlığı diliyoruz..
Bu tabloyu görmeli, idrak etmeliyiz.
Yurttaşımız Ali Şekeroğlu, 15:00'te intihar etti.
Üzerinden saatler geçti. Anaakım medyada tık yok. "Muhalif" denilen medya saatlerce haberi veremedi, ekranlarda KJ bile geçemedi.
Hepsi iktidarın resmi açıklamasını bekliyor. Korkuları, vicdanlarının önüne geçiyor.
En hayati anlarda, en önemli gerçekleri nasıl öğreneceğimizi herkes düşünmeli.
İşimizi TV ekranlarına, sürekli engellenen sosyal medya bırakırsak, Şekeroğlu ve diğerlerinin hesabı sorulamaz.
Gerekli ders çıkarılmalı.
MESEM’li genç: “Haftada 60 saat çalışıyorum, aylık ücretim 8 bin TL”
Sadece 8 bin lira ücret karşılığında emeği gasp edilen bu genç işçi, usta şiddeti ve mobbinge maruz kaldığını anlattı:
“Kayseri’de bir oto sanayide MESEM projesine kapsamında emeği sömürülen, 8.000 lira için haftada 6 gün olmak üzere günde en az 10 saat ezilen, mobbinge ve usta şiddetine maruz kalan bir gencim. Yaz döneminde her akranım gibi arkadaşlarımla ve ailemle zaman geçirmek, hobilerimle uğraşmak ve tatil moduna girip rahatça zaman geçirmek istiyorum.
Çalışma şartları zaten katlanılamayacak kadar zor ve biz daha bu genç yaşımızda acımasız bir düzenin içinde kendimizi buluyoruz.
Eğitim sisteminde işlerine gelmediğinde “çocuk”, işlerine yarayacağı zaman “koskoca insan” olarak adlandırılıyoruz. İş yerlerinde ustaların, patronların ağzında adımız “velet” diye geçiyor ancak işleri düştüğünde “aslan çıraklar”, “koskoca adamlar” oluyoruz. Eğer çocuksak niye çalışıyor, ev geçindirme derdine düşüyoruz? Eğer çocuksak iş yerlerinde niye bu kadar sözlü veya fiziki tacize maruz kalıyoruz?
Bu eğitim sistemi bizlere, lise gençliğine ve MESEM’lilere bir gelecek vaat etmiyor. Konuşacak, anlatacak çok sıkıntımız var. Ancak bana sorunların çözülmesi için atılacak ilk adımın ne olduğunu soracak olursanız, Yusuf Tekin derhal istifa et!”
https://t.co/DFPtp0FFFn
Bir de milli futbol takımındakilere bakın. Profesyonellik dayanışmanın, takım olmanın yerine geçip paraya tapmaya dönüştü. Futbola damgasını vuran siyaset de bu çürümede rol sahibi. Şov, siyasi hamaset ve para. Bu formül her alanı çürütür.
Bakan Yusuf Tekin’in kıyafet ve önlükle ‘itibar’ sağlayacağını öne sürdüğü öğretmenlerin durumu:
📌Öğretmenlerin yüzde 64’ü kira bedelini ödemekte zorlanıyor.
📌Her 3 öğretmenden 1’i kredi kartı borcunu düzenli ödeyemiyor.
📌4 öğretmenden 1’i geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda.
📌Ücretli öğretmenler asgari ücret bile alamıyor.
Vural Nasuhbeyoğlu (@vuralnasuhbey )’nun haberi
https://t.co/9311loZ0SA
Deniz Göktaş’ı ihbar eden ismi tanıyalım: 12 yaşındaki çocuğun istismarcısına nasıl sahip çıktılar?
Göktaş hakkında ihbarda bulunan 12 ayrı isim ve kurum olduğu, bunlardan birinin çocuk istismarından tutuklanan müftüyü savunan sendika olduğu ortaya çıktı.
https://t.co/M6RBVnPT07
“Ölü Deniz” gösterisi nedeniyle tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş hakkında iddianame hazırlandı. Göktaş’ın üç ayrı suçlamadan 2 yıl 8 aydan 11 yıl 2 aya kadar hapsi istendi.
https://t.co/QWeAt2o8Si
Hakkında 11 yıl 2 aya kadar hapis cezası istenen Deniz Göktaş için Kadıköy’de eylem düzenlendi.
Göktaş’ın arkadaşı Akın Aslan, eylemde mesajını okudu:
“Ben bu hafta üç defa tutuklandım...”
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın https://t.co/jjk96zZbA7
Okurlarımıza sözümüz var: soL Haber susmayacak!
İktidarın talebiyle üçüncü kez soL Haber’in X hesabına erişim engellendi.
“Halka yalan söylemek suçtur!” demiştik yola çıkarken, bir adım bile geri atmayacağımızı yeniden ilan ediyoruz.👇
https://t.co/uiWMqV5cfT
Annem 1962, ben 1996 doğumluyum.
Bir köyümüz, bağımız, bahçemiz yok.
Dedemin demir yolcu aylığıyla 8 kardeş büyümüşler.
Aç açıkta kalmamışlar ama hiç tatile de gitmemişler.
Annem hayatında hiç uçağa binmemiş.
Benim yaşım 30, eşimin 29. İkimiz de hayatımızda ilk kez uçağa geçtiğimiz yıl bindik.
Her ikimizin de tatile gitmişliği yok.
Üniversiteden beri birlikteyiz.
İkimiz de okurken çalışmak zorundaydık.
Evliliğimizin ilk yılı Marmara İktisat mezunu eşim fabrika işçisi, İÜ Gazetecilik okuyan ben antrepoda kantarcı oldum.
Çocuk yapamıyoruz.
En küçük evladı 1962'de dünyaya gelen, 8 evlat büyüten dedem ve anneannem nerede, biz nerede...
Eski Türkiye de iyi değildi; kapitalizmin iyisi olmaz da; yenisi için fazla iddialı olmuş aşağıdaki video Zeynep Hanım.
Bu düzeni ayakta tutan kaymak tabakanın içinde yer almak için tıpkı sizin gibi ülke gerçeklerine sırt çevirmek gerekiyor.
Dünyayı gezmişsiniz...
Ben Karadeniz'den en fazla Kütahya kadar uzaklaşabildim. O da tatil için değildi.
TOGG alacak param da yok. Ömür boyu çalışsam da yakalayamam sanıyorum.
Olsa da binsem, güzel araba.
Osimhen, Greenwood, Salah derken kafamda bu mali tablo bir gerçekliğe oturamıyor.
Bu halk bu kadar fakirken bu kadar uçuk paralar verilebiliyor çünkü?
A) Kara para aklama
B) TR'de Sınırsız emek sömürüsü yoluyla burjuva şımarıklığı
C) Kamu kaynaklarının yağması
D) Hepsi