Bir insanın kendisine yapacağı en büyük
kötülük, kapasitesine denk olmayan insan ve ortamlarla vakit geçirmektir. Buradaki kapasite CV, statü veya gelir değil; zihinsel uyum, karşılıklı hoşgörü ve ahlaki derinliktir. Bu konularda seçici olmazsanız, kendinizi heba edersiniz.
Mutsuz her halini sineye çekip, görmezden gelenler; mutlu anlarını ise sindiremeyip kusarlar gerek dayanamayıp yüzüne karşı ya da arkandan sinsice yaparlar bunu. Düşmanlık ve fesatlık denen şeyin net tanımı bu. Böylelerini ayıklayıp hayatınızdan net bir şekilde uzaklaştırın.
Okumuş, kültür seviyesi yüksek insanın başı hep bir tık öne eğiktir, mütevazidir.Nerede bir cahil görsem başı dik, özgüven tavan... Hele bir de tüm bu cehaletle bir şeyleri elde edebilmişse önüne geleni ezip geçmeye çalışır. Sanırım tahammül seviyemin en az olduğu insan tipi bu.
Zaman daralıyor. Lütfen Efrayim’in yaşaması, büyümesi ve ailesiyle güzel yarınlara ulaşabilmesi için destek olalım. Bir paylaşım bile umut olabilir. Destek olmak ve daha fazla kişiye ulaşmak için lütfen paylaşalım. Zaman giderek daralıyor.
₺: TR60 0001 0003 0258 8272 1750 06
$: TR33 0001 0003 0258 8272 1750 07
€: TR06 0001 0003 0258 8272 1750 08
ALICI: RECEP GÖKALP
AÇIKLAMA: EFRAYİM GÖKALP
İlk çocuklara bir bakın hiçbiri ikinci plana atılmayı ve değersizlik duygusunu kabul edemez. Bu, tüm insan ilişkileri için geçerlidir. Aile, arkadaşlık, sosyal çevre...Çünkü ilk çocuklar babalarına ve annelerine ilk kez ebeveynlik duygusunu tattıran ailenin gelecek planlarıdır.
Haklı olmanın ağırlığını ve yükünü kime nasıl anlatabilirim? Haklılık kimine göre gurur, kimine göre ise kibir... Ben ise haklılığı kendi duygularımla nefesim kesilerek tanımlayabilirim. Yani tanımlayamam. İçinin bağırtısını hangi insan hangi kelimeler ile anlatabilir ki...
Aklı yerinde olan herkesin tehlike gibi göründüğü bir zamana denk geldik. Ortamda mantıklı iki cümle konuşanın düzen bozucu sıfatıyla yargılandığı, dışlandığı ve yalnızlaştırıldığı yerde buna maruz kalan herkes bilsinki doğru da, akıllı da kendisidir.
Toksik bir insanın en büyük kabusu, duygusal olarak olgun, kurşun geçirmez bir zihniyetle donanmış eğitimli bir insandır.
Manipüle edemezsiniz,
öz değeriyle oynayamaz,şüphe düşüremez,öz saygısını da aşamazsınız.
Aile terbiyesiyle nazik davranıyorsun, seni zayıf zannediyorlar. Herkes kendini överken ihtiyacın olmadığı için susuyorsun, kimseyi tanımıyor zannediyorlar. Tazmanya canavarı olmadan yaşamak mümkün değil mi?
İnsanların en çok kıskandığı şeyin mal, mülk, servet ya da statü olduğunu düşünmüyorum. Onların en çok kıskandığı şey kendinizden memnun ve tatmin dolu olmanız, güzel bir ailenizin, düzenli bir hayatınızın, kendinize ait sade hobilerinizin olması, yani kendiniz için yaşama lüksüne sahip olmanızdır. Bunun kaynağı ise modern dünyanın “kusursuz değilsen hiçsin!” şeklindeki sahte dayatmalarından özgürleştiğiniz, kimseye kendinizi savunmadığınız, kimsenin onayı için kendiniz olmaktan geri adım atmadığınız, utanç, korku ya da yönlendirmeyle değil özgür bir birey olarak herkes kadar saygıya layık, herkes kadar güzel bir yaşam sürme hakkına sahip olduğunuz bilincine ulaşmanızdır. İşte bu güleryüzlülük, bu mental sağlık ve bu ruhsal zenginlik herkeste yoktur, bu yüzden dikkat çeker ve sineye çekilemez.
Haluk Bilginer:
“İnsan çok daha sık hatırlamalı bir gün öleceğini. İnsan öleceğini daha çok düşünürse bu kadar kötü olamaz. Sonsuza dek yaşayacaklarını düşünüyorlar, onun için bu arsızlık, kötülük, kibir…”
Gün boyu gözlemlediğim tek gerçek:
1 Mayıs en büyük emekçilerin, en çok alın teri dökenlerin çalıştığı, diğerlerinin kutladığı bir gün oldu. Beden gücüne ara verilmedi. Böyle bir günde alın teri dökenlere kendi günlerinde rahat bir nefes almaları için tek gün verilmedi...