Belediyenizin iznine tabi bir yerde, inşaatın çevresi hiç kapatılmadan, hiçbir güvenlik önlemi olmadan bina yıkılıyor. Belediyeden yine dönüş yok.
@BeyogluBld ilyas çelebi sokak.
Beyoğlu belediyesi’ndeki rahatlık başka belediyede yoktur. Arayıp şikayet ediyorsun, onlar izin almıştır diye cevap verebiliyor… @BeyogluBld
İlyas Çelebi, Meclis-i Mebusan ve Kumrulu sokağın inşaat ve party sesi Beyoğlu bel. hizmeti dışı bir şekilde.
Fatoş Pınar Türker, savunmasının son kısmında tutukluluk ve cezaevi sürecinin en soğuk, en yıkıcı, en korkunç yanlarını anlattı. Salonda avukatlardan izleyicilere, tutuklulara kadar herkes ağladı. Bunu ilk defa yazıyorum ama lütfen sonuna kadar okuyun:
Türker, savunmasının sonunda önce gözaltındaki çıplak arama sürecini şu sözlerle anlattı:
“Vatan Emniyet’teyken arşiv odası gibi bir yere aldılar beni. Eldiven giyen bir polis üstünü çıkar dedi çıkardım. Sonrasında gidip gidemeyeceğimi sorduğumda, altımı da indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. Cinsel organını aç dedi, arkanı dön-eğil dedi. (Kadın izleyicilere dönerek) Utanan varsa çıkabilir ben utanmıyorum. İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum”
Daha sonra, tutuklanıp Silivri’ye sevk edildikten sadece bir gün sonra infaz koruma memuru tarafından SEGBİS için çağrıldığını belirten Türker, şöyle devam etti:
Dedim ki "Ben bilmiyorum, bu ne SEGBİS ne?" İşte dedi böyle online ekrana bağlanıyorsunuz. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor Allah Allah diyorum, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi.
"Ben sana ne dedim" dedi, "ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. Dedim ki "Tamam" dedim, "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun ya da dedi malını mülkünü de alacağım" dedi.
Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyler... Mesela annesi yok mu bu insanların? Hepimiz zıbın giymedik mi? Ben hiç kimseye hakkımı helal etmiyorum. Bunu çok düşündüm çünkü şimdi Düzce'ye götürüldüm. Düzce'de insanın benim şeyim bozuldu... İnsan olarak öğrendiğim iyilik ve kötülük kavramı bozuldu. Çünkü iyi insan dediğimiz bir tarif var, bir de kötü insan dediğimiz bir tarif var; birbirine girdi bu. Çünkü Düzce'ye bir gittim, 40 metrekarede 25 kişiyiz, 16 kişilik. Koğuş arkadaşlarım; uyuşturucu satıcıları, cinayet, hırsız... Artık mesela bir Roman gördüğümde ben onun çadırcı mı, göçebe mi, arabacı mı olduğunu anlarım. Valla anlarım. Uyuşturucu mu satıyor, hırsız mı onu da anlarım. Hani böyle bir bilgi benim neyime yarayacak bilmiyorum ama... Ve o, hani bir kız getirdiler hamile, 5 aylık, 4 aylık. 1.5 yaşındaki kızını duvara vura vura öldürmüş. İddianamesini ben okudum. Ama diyor ki: "Eşime benziyordu." diyor. "Çok ağlıyordu." "Dayanamadım." diyor. "Ama benim içim" diyor, "çok ferah. 7'sini de yaptım, 40'ını da yaptım, mezarı da çok güzel." diyor. Hamile bir de. Devlet de gayet iyi bakıyor yani gerçekten hamile diye.
Ama ben o insanlarla birlikte kaldım. Mesela 1 yaşında, o Roman bir aile vardı 5 kişi; anneanne, iki kızı, iki torun filan, ailecek kalıyorlar uyuşturucudan. Ama annesi çok bakmak istemiyor, 1 yaşındaydı Afra da geldiğinde, daha yürümüyordu. Mesela ona bakıyordum. Ne yapayım? Onunla teselli ediyordum kendimi. Örgü ördüm, tuvalet temizledim. Çünkü tuvaletler taşıyor. Şey dedim ben de: "Çekilin" dedim, "madem 16 milyon için çalışıyoruz, hani burada da bari bu görevi ifa edelim. Ne yapalım?" Ama hani olduğu gibi anlatıyorum, bilmiyorum... Yani film gibi bu yaşananlar. Gözlerimi açıp şey denmesini bekliyorum, işim gereği tabii reklam çekimlerinin setinde filan da bulundum, birisi çıkacak şuradan: "Kestik! Selçuk Bey siz birazcık daha işte soru sorun, siz şey yapın. Ekrem Bey siz araya girmeyin, bir daha alıyoruz aynı planı." filan diyecekler diye umuyorum yani. Ama olmuyor. Tutukluyuz biz hakikaten.
Ben Medya A.Ş. Genel Müdürü olarak yargılanmaktan hiç gocunmuyorum. Elbette ki varsa bir hatamız, neyse ortaya çıksın. Bence yok, ben %100 beraat edeceğime, %90 bile değil, inanıyorum. Ama siz burada lütfen, rica ediyorum Medya A.Ş. Genel Müdürü Pınar'ı yargılayın. Ben anne olarak, benim çocuklarıma yazık günah değil mi? Bak geçen sene mezun oldu Nehir. Londra'ya gidemedik, o okuldan kabul olamadı. Benim kızım tüm dünyada yapılan sınavda %1'lik dilime girdi. Şu an dünyanın en iyi yapay zeka okulunda okuyor. Bak mezun oldu, ben göremedim. Orada benim güzel kızım. Babalarıyla... Diyor ki: "Anneciğim kepimi saklıyorum, sen eve geldiğinde havaya atacağım." Yani şu kadar, bacak kadar da onu ilkokula verdiğimde, mezun oldu, ben göremedim. Can sağlığı olsun. Ben kendim için yani rüşvet almadım, 15 aydır yatıyorum, bir şey çalıp çırpmadım, mal varlığıma tedbir kondu. Hakikaten, hakikaten çok mağdurum ama kendime dair, geleceğime dair bir şeyim, böyle bir yaşama sevincim, bir şeyim kalmadı.
Çok yorgunum. Anneme dedim ki, demesem iyiydi çünkü benim annem babam ablamı kaybetmişler, çok agresif bir lösemiden 9 ayda... Anneme dedim ki: "Keşke" dedim, "idam cezası olsa da kalemi kırsa, bitse bu iş." O kadar yorgunum, o kadar yorgunum ki kendime dair hiçbir beklentim, isteğim yok. Ama Sayın Hakim lütfen vicdanınıza sesleniyorum, Sayın Savcım sizin de. Yargılayın ama Pınar'ı yargılayın da anne Pınar'ı ne olur tahliye edin. Ev hapsi verin, ben çocuklarımla zaten el ele oturmak istiyorum. Teşekkür ederim.”
hukukun siyasallaşmasının da ötesinde bir karar.
bir bölge adliye mahkemesi, ysk'ya "sen istediğin kadar mazbata ver ben hiçbirini tanımıyorum" demiş oldu.
bir partinin yönetimi, parti kapatma kararı vs olmadan 'tedbir amacıyla' denilerek değiştirildi.
🔴#SONDAKİKA | İspanya Başbakanı Pedro Sánchez:
• 23 yıl önce, başka bir ABD yönetimi bizi Orta Doğu'da bir savaşa sürükledi.
• O zamanlar da, bu savaşın Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarını ortadan kaldırmak olduğunu iddia etmişlerdi ve demokrasiyi getirmek için saldırı yapıldığı söyleniyordu.
• Ancak gerçekte kıtamızın Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bu yana yaşadığı en büyük güvensizlik dalgasını tetikledi.
• Irak Savaşı, cihatçı terörizmde ciddi bir artışa, Doğu Akdeniz'de büyük bir göç krizine ve genel olarak enerji fiyatlarında artışa yol açtı.
• Bir yasa dışılığa başka bir yasa dışılıkla karşılık veriseniz insanlığın büyük felaketleri işte böyle başlar.
• İspanya bu felakete ve savaşa karşıdır. Çünkü biz hükümetlerin insanların yaşamlarını iyileştirmek, sorunlara çözüm üretmek için var olduklarını, insanların yaşamlarını daha da kötüleştirmek için değil, anlıyoruz.
• Ve bu görevi yerine getiremeyen liderlerin başarısızlıklarını savaş dumanıyla örtbas etmeleri ve bu süreçte birkaç kişinin cebini doldurmaları kesinlikle kabul edilemez.
• İspanya bu savaşa karşıdır ve posizyonunu kimse değiştiremeyecektir.
Don't ask about Palestine at the Berlinale!
Here's my question to the jury about selective solidarity of the film festival with the people of Iran and Ukraine vs. Palestinians. Wim Wenders (jury president) actually said: "We have to stay out of politics" #Berlinale2026
'If you're not in those files... you were a bit of a loser.'
Lady Victoria Hervey, ex-girlfriend of former 'Prince Andrew', tells @TomSwarbrick1 that not being named in the Epstein Files is an 'insult'.
“To woman, life, and freedom”
These are the words with which Jafar Panahi concluded his speech at Locarno78 a few months ago – and they have never felt more important than they do today.
→ Full video: https://t.co/WWpb75A5rC
MTV officially shut down its music yesterday.
They ended their final broadcast with 'Video killed the radio star' by The Buggles, the very first video broadcasted by MTV on August 1st, 1981.
ilk başta inanamadım tekrar dinledim. akp'liler yine 'yaptık ne var' diye takılıyorlar.
gökhan günaydın: binlerce insan boşta gezerken akp'lileri mülakatsız, sınavsız işe alıyorsunuz. hiç mi utanmıyorsunuz?
özlem zengin: evet utanmıyoruz.
Disparition de Jacques Dorfmann
Le producteur et réalisateur éclectique, héritier d’une grande lignée du cinéma français, nous a quittés le 27 août dernier. Il laisse derrière lui une œuvre marquée par l’ambition et la générosité.
https://t.co/AF2yBI8HfI
Consistent with its historic commitment to a just and lasting peace in the Middle East, I have decided that France will recognize the State of Palestine.
I will make this solemn announcement before the United Nations General Assembly this coming September.
The urgent priority today is to end the war in Gaza and to bring relief to the civilian population.
Peace is possible.
We need an immediate ceasefire, the release of all hostages, and massive humanitarian aid for the people of Gaza. We must also ensure the demilitarization of Hamas, secure and rebuild Gaza. And finally, we must build the State of Palestine, guarantee its viability, and ensure that by accepting its demilitarization and fully recognizing Israel, it contributes to the security of all in the region.
There is no alternative.
The French people want peace in the Middle East. It is our responsibility — as French citizens, alongside Israelis, Palestinians, and our European and international partners — to prove that peace is possible.
In light of the commitments made to me by the President of the Palestinian Authority, I have written to him to express my determination to move forward.
Trust, clarity, and resolve.
We will achieve peace.
Bu fotoğrafta gördüğünüz kişinin ismi Işıl. Kendisi 18 Mayıs Pazar günü vefat etti. Şimdi Işıl’ın başına gelenleri sizlere anlatıyorum. Bu yaptığım paylaşım, vefat etmiş evladı için bir babanın yardım çığlığıdır.
Bakırköy Cezaevi’nde #ÇiğdemMater ve #MineÖzerden’i gördük, depremden bir kaç saat sonra. İyilerdi. Yoğun bir şekilde hissetmişler. Cezaevlerinin deprem güvenliği ile ilgili hem onlar endişeliydi hem de biz mahpus yakınları olarak tedirgin olduk tabii. Cezaevlerinin #deprem güvenliği yeniden gündem olmalı.
#earthquake #istanbul #istanbuldadeprem
Tolgacım sabit tivite Atatürk koyarak olmuyo bu işler. Meslektaşına arkadaşına sahip çık yarın sana da vurur bu adaletsizlik. Sette güzel zaman geçirdik. Çokk keyifliydi her şey. Ama tadımız kaçtı bi kere @tolgasaritas
Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!
Kayyımlara, irade gaspına, yaşadığımız kenti yasaklarla ablukaya alanlara, tek adama, haklarımıza ve kazanımlarımıza yönelik saldırılara karşı bugün saat 19:30’da Yenikapı’da buluşup mor feminalı bayraklarımızla Saraçhane’ye yürüyoruz.