Down sendromlu, zihinsel ve fiziksel engelli, kalp hastası Ayşe Asude annesi Fatma Gök’ün ikinci kez tutuklanmasıyla yine annesiz kaldı. Tek başına yemek yiyemiyor, su içemiyor. Hasta bir çocuğu annesinden ayırmak adalet değildir.
@elifcakirr#KadınınSesi
İhsanİçin
Allah’tan korkun diyeceğim ama o korkudan da, vicdandan da zerre kalmamış! Yumuşak doku kanseri Halil Al, 6 aydır Edirne Cezaevi’nde tedaviye erişemiyor. Şanlıurfa’dan Edirne’ye 27 saat yol tepen çocukların ahı yeter. Nakil taleplerine sırt çeviriyorsunuz!
KanserHastası HalilAl
ṢU TAG'A BİR EL ATSAK GÜZEL İNSANLAR
Hasta tutuklu Emre Turan'ın eşi :
"Eşim kolon kanserine 1 adım uzaklıkta.Eşim kanlı ishal oluyor. Her geçen gün bizim için zor bir hale gelmeye başladı. Endişeleniyorum.Lütfen sesimi duyurun,duyurmama yardımcı olun"
#KHKlarYargısızİnfazdır
Görme, zihinsel ve fiziksel engelli İhsan 10 aydır annesiz.
Adli kontrol varken bu ısrar niye?
Ceza infazında dahi çocuğun üstün yararı göz ardı edilemez!
Bu halde ki bir çocuğun ahını almayın.
İhsanİçin ses olalım inşallah 🤲
#appleevent#iPhone18ProMax#YılmazGüney
Şu tablo canını yakmayan biri insan olabilir mi?
Hiçbir gerekçe %95 engelli bir çocuğu annesinin şefkatinden ve bakımından ayırmayı haklı çıkaramaz. İhsan’ın yeri annesi Venhar Can’ın kucağıdır. Bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir.
İhsanİçin
Lüksemburg İdare Mahkemesinden Önemli İltica Kararı!
Lüksemburg İdare Mahkemesi 11.6.2026 tarihinde, Türk vatandaşı olan bir kişinin iltica talebinin reddi ve sınır dışı edilmesine ilişkin bakanlık kararını kaldırmıştır. Başvuran, Gülen hareketine yakınlığı ve geçmişi nedeniyle Türk makamlarının hedefinde olduğunu ve Türkiye'ye dönmesi durumunda ağır bir riskle karşılaşacağını savunmuştur.
Başvuranın İddiaları ve Geçmişi
Başvuranın avukatları, başvuranın çocukluğundan beri Gülen hareketinin içerisinde yer aldığını, ortaokul ve lise dönemlerinde harekete ait ders çalışma merkezlerine gittiğini ve babasının da hareketle olan bağları nedeniyle örgüt üyeliği suçlamasıyla hapis cezasına mahkum edildiğini belirtmiştir. Avukatlar, başvuranın babasının sağlık durumunun kötü olmasına rağmen ağır koşullarda yargılandığını ve mahkum edildiğini, aile bireylerinin bu süreçte dışlandığını vurgulamıştır. Ayrıca başvuranın Türkiye'den ayrıldıktan sonra Polonya ve Lüksemburg'da da harekete yakın derneklerde aktif olarak faaliyet gösterdiğini, insan hakları ihlallerine dikkat çeken sanatsal projeler, müzik etkinlikleri ve kısa filmler çektiğini, bu çalışmaların sosyal medya ve internet üzerinden yayımlanması nedeniyle Türk makamları tarafından hedef alındığını savunmuşlardır.
Türkiye'deki İnsan Hakları ve Yargının Durumu
Türk yargı sistemi ve ülkedeki insan hakları durumuna ilişkin olarak avukatlar, 15 Temmuz sonrası Türk hükümetinin Gülen hareketine karşı yürüttüğü mücadelenin sistematik, acımasız ve keyfi bir nitelik taşıdığına dikkat çekmişlerdir. Adalet ve İçişleri bakanlıklarının resmi açıklamalarına dayanarak, yüz binlerce kişinin terör soruşturmasına uğradığını, binlerce operasyon düzenlendiğini ve çok sayıda kişinin tutuklandığını belirten avukatlar; okuma etkinlikleri veya dernek üyeliği gibi sıradan faaliyetlerin bile Türk mahkemeleri tarafından terör suçları kapsamında değerlendirildiğini ifade etmişlerdir.
Bu bağlamda, AİHM'in Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararına atıfta bulunularak, Türkiye'deki bu yargılamaların adil yargılanma hakkını ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesini sistematik olarak ihlal ettiği vurgulanmıştır. Avukatlar ayrıca Birleşmiş Milletler organlarının, özel raportörlerin ve Human Rights Watch gibi uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarına dayanarak, Türkiye'de bu harekete yönelik baskıların ve keyfi tutuklamaların artarak devam ettiğini, dolayısıyla başvuranın ülkesine dönmesi durumunda haksız tutuklama, yargılama ve insanlık dışı muamele riskiyle karşı karşıya kalacağını savunmuşlardır.
Bakanlığın Savunması
Hükümet temsilcisi ve bakanlık ise babanın yaşadığı bu hukuki sürecin başvuranla ilgili olmadığını, başvuranın Türkiye'den yasal yollarla ayrıldığını, Polonya'da uzun süre kalmasına rağmen sığınma talebinde bulunmadığını ve sunulan delillerin somut bir tehdit barındırmadığını öne sürerek kararın yerinde olduğunu savunmuştur. Ayrıca başvuranın ailesinden bazı kişilerin hâlâ Türkiye'de sorunsuz yaşamaya devam ettiği ve adının resmi makamlarca yayımlanan herhangi listede yer almadığı belirtilmiştir.
Mahkemenin Değerlendirmesi
İdare Mahkemesi, başvuranın anlattığı olayların ve sunduğu belgelerin güvenilirliğine ilişkin herhangi bir şüphe bulunmadığını vurgulamıştır. Mahkeme, her ne kadar babasının mahkumiyeti doğrudan başvuranın şahsına yönelik olmasa da, başvuranın çocukluğundan itibaren bu hareketle bağının olduğunu; Türkiye'de ve sonrasında Avrupa'da (Polonya ve Lüksemburg'da) harekete yakın derneklerde aktif rol aldığını, sanatsal projeler yürüttüğünü ve kültürel etkinlikler düzenlediğini tespit etmiştir. Bu durumun sosyal medya ve internet üzerindeki paylaşımlarla bilindiğine dikkat çekmiştir.
Mahkeme, uluslararası kuruluşların ve insan hakları örgütlerinin Türkiye'deki Gülen hareketi mensuplarına yönelik sistematik gözaltı, soruşturma ve ağır hapis cezası uygulamalarını ayrıntılı biçimde ele almıştır. Türk makamlarının bu harekete üye veya destekçi olan kişileri yurtdışında dahi takip edip hedef aldığını belirten mahkeme, başvuranın endişelerinin soyut birer varsayımdan ibaret olmadığını; aksine aile geçmişi ve kendi aktif katılımı göz önüne alındığında son derece gerçek, güncel ve ciddi bir temele dayandığına hükmetmiştir. Ayrıca bakanlık tarafından başvuranın gidebileceği güvenli ve erişilebilir alternatif bir bölgenin varlığı da kanıtlanamamıştır.
Karar ve Sonuç
Sonuç olarak İdare Mahkemesi, İçişleri Bakanlığı'nın başvuruyu reddetmekle hatalı bir karar verdiğine hükmetmiş ve bu kararı düzelterek başvurana mülteci statüsü verilmesini kararlaştırmıştır. Kararın bir sonucu olarak sınır dışı etme emri de mahkeme tarafından iptal edilmiştir. @HKaplankaya
SEMRA HOCAM
O tam bir dava kadını!
Rabb’i için özgürlüğünü feda etti; özgürlüğüne ne kadar düşkün olduğunu ise onu tanıyanlar bilir.
Onu tanıyan herkesin kalbinde kendine ait özel bir hatırası vardır, eminim. Benim içinse sadece bir hoca değil; dertleştiğim, zor zamanlarda dayanağım, bazen tek bir cümlesiyle yeniden ayağa kalktığım çok kıymetli bir insandı.
Nice kadına öncülük etti. Şehir şehir dolaşarak konferanslar verdi; imanı, ahlakı ve şuurlu bir duruşu anlattı. Ne kadar üzülürsek üzülelim, ne kadar yorulursak yorulalım, daima yapılması gerekenin ardında durmayı öğretti bize. En ağır imtihanların ortasında bile vazifesini yerine getirmekten geri durmaz, etrafındakilere güç vermeyi asla ihmal etmezdi.
İlmi bir yana, insanlığı bir yana…
Mütebessim çehresi, anlayışı, merhameti, cesareti ve kocaman yüreğiyle hayatlarımızda derin izler bıraktı.
Böyle bir insana “suç örgütü üyesi” isnadında bulunmak, sadece bir şahsa değil; onu tanıyan herkesin bizzat şahit olduğu apaçık hakikate de büyük bir haksızlıktır.
Şimdi çok özlüyoruz...
Sesini, tebessümünü, sohbetini…
Rabbim onu muhafaza eylesin.
Tek kişilik hücresinde zamanın mücahidesi olarak tarihe geçiyor…
Rabbim en kısa zamanda onu bize kavuştursun. 🫂
#YargıEliyleZulüm
SemraHocaya Ozgürlük
28Şubat DevamEdiyor
Bazen tek bir görüntü, insanın yüreğine ağır bir taş gibi oturur.
Elleri kelepçeli bir masum insanın araca bindirilişi ve ardından dışarıdan bir annenin iki eliyle aracın camına dokunuşu…
O iki el öyle yüreğime dokundu..🥹
İyi ki Mahkeme-i Kübra var…
KanserHastası HalilAl
Bugün bu fotoğraf beni o kadar çok etkiledi ki... Annesiyle konuşurken içim kan ağladı.
Karşınızda 10 yıldır hapiste olan kursiyer teğmen Taner Doğan var. Yüzünde, bütün haksızlıklara rağmen koruduğu iç huzuru; dudaklarında mütevazı bir gülümseme, omzunda ise yıllardır hayata tutunmasını sağlayan sarı kanaryası…
Taner, hücresinde kanaryasıyla birlikte ders çalıştı. YKS’de eşit ağırlık alanında Türkiye 1.738’incisi oldu. Marmara, Ankara, Hacettepe ve İstanbul hukuk fakültelerine girebilecek puanı aldı; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesinin tam burslu kontenjanına birinci sıradan yerleşti.
Ancak sırf hapiste olduğu için bir yıldır eğitimine başlayamıyor; okuma hakkı elinden alınıyor.
Bir insanın özgürlüğünü aldınız, gençliğini aldınız; şimdi geleceğini de alıyorsunuz.
Bu vicdansızlığı daha ne kadar görmezden geleceksiniz?
KanserHastası HalilAl
https://t.co/Ej6YR3Y3f2
İbrahim Güngör (72), 14 Aralık 2024’te tutuklandı.
Sağlık durumu her geçen gün kötüleşen Güngör için yapılan tüm infaz erteleme çağrıları sonuçsuz kaldı.
7 Eylül 2025’te tabutla tahliye edildi.
Ayten İçten Erdoğan 20 Mart 2022'den beri cezaevinde.
Nilgün Reyyan ��nce 5 yıl babasız kaldı, şimdi 4 yıldır annesiz büyüyor.
AİHM'in Yalçınkaya ve Yasak kararları uygulanmalı, dosya incelenmelidir.
Bir çocuğun çalınan yıllarını kim geri verecek?
Çocuklar AnnesizBüyümesin
@BeytiyeEkinci
Yaşlısıyla, hastasıyla, annesiyle, çocuğuyla insanların hayatını altüst eden KHK düzeninin yaraları hâlâ kanıyor.
Toplumsal cinayet olan,
⁉️ #KHKHukuksuzluğuBitsin ⁉️