Soma maden katliamı yaşandığında akşam alınan istifa kararlarına sadece ben uymuştum. Sorumluluğum olmadığı halde utanır da birileri istifa eder demiştim.
Kimse istifa etmedi.
Otel yandı,
Fonlar battı,
Deprem oldu onbinler öldü,
Bebeğe tecavüz edildi, Anne bizi öldürecekler dedi ve öldürüldüler,
Okul basıldı çocuklar öldürüldü,
Pazar yerinde, iş yerinde çocuklar katledildi,
Liste uzar gider.
Ben Türkücüyüm.
İstifa etsem de artık anlamlı değil.
Ama birisi de sorumluluğunun gereğini yapsın be arkadaş. Oturduğunuz koltuklar, makamlar geçici.
Türküsünü söyledim;
“Kalsa bu dünya Muhammed’e kalırdı,
Can satın alsaydı Nemrut alırdı,
Çıkmayan canlara da derman bulurdu
Hekimler hekimi Lokman da öldü”
Gencecik yaşında hayattan koparılan taraftarımız, kardeşimiz Atlas Çağlayan'ın geçtiğimiz hafta görülen karar duruşmasında adaleti sağlanamadı. Adaletini aramaya devam ederken en başından beri olduğu gibi ailesinin yanındayız. Atlas hep bizimle.
#AtlasÇağlayanİçinAdalet
Kadın her acılı ailenin yanına koştu, yıllardır arkasına saklanılan o "suça sürüklenmiş çocuk" zırvalığınızı yıktı geçti. Siz de bir kadının sesini bile hazmedemeyip böyle kudurur, oturduğunuz yerden bel altı sallarsınız ancak.Eziksiniz.
Zengin dediler, oysa Ahmet yeni bir kaykay değil; olan kaykayına parça almak için gittiği ucuz bir pazarda katledilmişti.
Bağlantı dediler, oysa Ahmet’in cenazesine hiçbir yetkili gelmemişti.
Eli kolu uzun dediler, canıyla kurdurduğu o komisyona ailesi davet bile edilmemişti.
Mafya dediler, katillerinin her biri, içeride dışarıda hiç farketmez, günlerini gün etmeye devam edebilmişti. Asıl mafya, kolluk kuvvetlerine dahi “Beni hırsızlık mahkumlarıyla karıştırmayın, ben cinayetten yatıyorum.” diye kafa tutan Berkay ve onun üç yandaşı Umutcan, Ayberk, Kerim değil miydi?
İmansız dediler, oysa Ahmet şehit edilmiş, şehadete ermişti. Kendi isteğiyle müslümanlığı seçmiş, o minik sesiyle ezanlar okumuş, dualar öğrenmiş, namazlar kılmıştı. Ki öyle olmasaydı, kaç yazardı? Çok imanlı gördükleri, Yaradan’ın verdiği bir cana keyfine kasdetmemiş miydi?
Ben hiçbir yerde görmemiş, duymamış, bilmemiştim ki küçücük masum bir çocuğun mezarı talan edilsin; hayatının ellerinden alınması yetmemiş gibi, Ahmet’in yattığı yerin altı üstüne getirilmişti.
Bir çocuk için yasa değişti dediler, oysa o “bir çocuk”un nasıl unutturulmaya, Yasemin’in sesinin ne kadar kısılmaya çalışıldığına defaatle şahit olduk biz.
Biz, tüm bunların hiçbirini unutmadık, unutmayacağız. Ahmet’e yapılan hiçbir şeyi unutmadık, unutmayacağız. Hiç kimse Yasemin’in sesini kısamayacak, kıstırmayacağız.
Siz bizi dava bitti, kabuğumuza çekildik bilin; biz buna fırtına öncesi sessizlik diyelim. Çünkü bizim için bu dava, Ahmet’in adaleti tamamlanmadan bitmez. Benim için bu dava, Ahmet’in adaleti tamamlanmadan bitmez.
Ne hikmetse Çin’e,İspanya’ya gidip de açılmadığı söylenen telefon dün avukatın anestezi maddesiyle felç edildiğini açıklamasıyla açıldı bugün.DNA sı bulunan 2 erkeğe rağmen intihar denen dosyada gözaltı kararı çıktı.Ucu nereye giderse gitsin o baba yalnız yürümicek bu yolu!
Adamlar 75 yıl önce kendileri için Kore Savaşı'na gidip savaşan Türk gazisini unutmayıp ayağına kadar gidiyor; bizim siyasilerimiz ise vatan uğruna gazi olan, Meclis'e 400 metre uzaklıkta 35 gündür eylem yapan gazileri ziyaret etmekten aciz.