🔴 Cübbeli Ahmet (Göbeklitepe Hk.):
• "Milleti de inandırıyorlar. Şanlıurfa'da bulmuşlar bilmem ne tepesi. Tamam, çok güzel, çok eski.
• 'Kaç sene sence?' 'Bence 100 bin.' ... 'Sence?' '200 bin.' ... 'Sence?' '1 milyon sene.' Ya çüş...
• 1 milyon sene değil, 100 bin sene değil, 10 bin sene evvel Urfa da yoktu, Harran da yoktu. Adem Aleyhisselam yoktu.
• Adem Aleyhisselam yokken Urfa'da kim ev yaptı ya? Kusura bakmayın, ağzımı bozmayayım."
Son yıllarda nörobilim ile yapay zekâ arasındaki sınırların hızla bulanıklaştığına tanık oluyoruz. Bu gelişmelerin en çarpıcı örneklerinden biri, bir meyve sineğinin beyninin dijital olarak kopyalanması. Bu çalışmada bir yapay zekâ modeli eğitilmedi; bunun yerine gerçek bir beynin yapısını nöron nöron, sinaps sinaps tarayıp dijital ortama aktarıldı.
Araştırmanın temelinde yüksek çözünürlüklü elektron mikroskobu (#connectome) verileri bulunuyor.
Meyve sineğinin beynindeki her nöron ve bu nöronlar arasındaki bağlantılar ayrıntılı biçimde haritalandı. Daha sonra bu bağlantı ağı bir bilgisayar ortamında yeniden kuruldu. Yani aslında bir “algoritma” yazılmadı; doğanın kurduğu biyolojik devre aynen dijital ortama taşındı.
Sonraki adım daha da çarpıcı. Bu dijital beyin, sanal bir bedene yerleştirildi ve video oyunu benzeri bir simülasyon ortamına bırakıldı. Hiçbir eğitim verilmeden bu dijital sinek yürümeye başladı, kendini temizledi, beslenme davranışı gösterdi. Kimse ona bu davranışları öğretmemişti. Davranışlar zaten beynin bağlantı mimarisinin içinde gömülüydü.
Bu durum modern yapay zekâ paradigması açısından önemli bir kırılma noktası. Günümüzdeki çoğu AI sistemi, büyük veri kümeleri ile eğitilerek davranış kazanır. Yani zekânın öğrenme sürecinde inşa edildiği varsayılır. Oysa bu deney farklı bir olasılığı gösteriyor:
Zekâ yalnızca eğitilen bir süreç değil, aynı zamanda aktarılabilir bir bağlantı mimarisi olabilir.
Burada Bağlantısallık Bilimi açısından ortaya çıkan tablo son derece anlamlı. Bir beynin işlevi tek tek nöronlarda değil, nöronların örgütlenme biçiminde, yani bağlantı topolojisinde ortaya çıkar.
Başka bir deyişle bilgi, hücrelerin içinde değil; hücreler arasındaki ilişkilerde kodlanmıştır.
Meyve sineği beyninin dijital ortama taşınması, aslında bu ilkenin somut bir doğrulaması gibidir. Eğer bir sistemin bağlantı düzeni korunursa, o sistemin davranış repertuvarı da korunabilir. Bu, yaşamın temel yapıtaşının “madde” değil bilgi ve bağlantı olduğunu düşündüren güçlü bir örnektir.
Bu nedenle bu çalışma yalnızca yapay zekâ açısından değil, yaşamın doğasını anlamak açısından da önemlidir. Beyin, evrim boyunca oluşmuş bir bağlantı ağıdır; davranış ise bu ağın dinamiklerinden doğar. Dijital ortamda yeniden kurulan bir sinek beyninin aynı davranışları gösterebilmesi, yaşamın ve zihnin özünün büyük ölçüde bağlantısal mimaride yattığını düşündürmektedir.
Yani örneğin moleküler bir 3-D yazıcıyla yeni bir sinek yaratabilsek, zihni kopyalanan deneydeki sinek sadece bir video evreninde değil yaşam adını verdiğimiz bu biyolojik sistemde de “bedene kavuşabilir”.
#Penceremdenİstanbul
@TUVTURK %100, %99 müsait dediğiniz istasyonlarda yer yok ya da sadece bir zaman dilimi boş. Rengi kırmızı yapıp "Müsait" kelimesini "Dolu" olarak değiştirmelisiniz.
@MTanal Defalarca sıkıntı yaşattığını bilerek bir insan neden @AJET_TR’ye güvenip bilet alır ki? Anadolu Jet’i nasıl işe yaramaz hale getiririz projesi. Düzgün çalışan, güzel olan bir şey kalmayana kadar devam.
@lordsinov Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyen subaylara verdiği kararda bahsedilen duruma düşürmüştü devlet kendini. Şimdi bu aynı hassasiyetin başka bir açısı.
Türkiye’de çocuklar okula, yetişkinler ise işlerine 10 yıldır 'Kalıcı İleri Saat Uygulaması' nedeniyle karanlıkta gidiyor.
Bunun asıl sebebi kalıcı saate geçmek değil.
• Asıl sebebi: Türkiye'nin kalıcı saate geçerken saati en doğunun da doğusunda kalan 45. doğu meridyenine sabitlemesi.
• Türkiye kalıcı saati 30. doğu meridyenine sabitlenseydi, hem doğudaki hem batıdaki çocuklar kış aylarında okula gün aydınken gidebilecekti.
• İngiltere benzer bir uygulamayı denedi ancak özellikle çocukların gün aymadan okula gitmesinden doğabilecek sorunlar nedeniyle vazgeçti.
Türkiye ise 10 yıldır bu uygulamaya devam ediyor.
Gerekçe olarak da 10 yılda toplamda: 400 milyon TL tasarruf edildiği iddia ediliyor. Bu tasarrufu neredeyse hiçbir bağımsız kuruluş doğrulamazken,
Aynı zamanda Türkiye:
• Sayısız vakfa 100 milyonlarca TL aktarıyor.
• TL’nin değer kaybını önlemek için çıkardığı KKM sistemi nedeniyle 60 milyar dolar zarar ettiği belirtiliyor.
• Bu, kalıcı ileri saat uygulamasından iddia edilen tasarrufun yaklaşık 150 katı zarar anlamına geliyor.
• Ancak yetkililer tasarrufa, vakıflar ve yanlış politikalardaki zararları azaltmak yerine Türkiye’nin geleceği olan çocukların üzerinde olumsuz etki yaratabilecek bu uygulamadan başlıyor.
NOT: Türkiye kalıcı saate geçmedi, kalıcı ileri saate geçti.
• Sorun kalıcı saate geçmek değil. Kalıcı saate geçmenin olumlu yönleri var ancak kalıcı ileri saat Türkiye gibi doğusu ile batısı arasında saat farkı olan ülkeler için olumsuz etkilere sahip.
• “Diğer ülkeler de artık bunu istiyor” gibi söylemler olursa, umarım aradaki farkı anlatabilmiş olurum. O nedenle bu videoyu; paylaşıp, beğenmeniz çok değerli olur.
The Ottoman train, which was ambushed by Lawrence of Arabia in WW1 on the Hejaz railway, still sits abandoned in the middle of the desert today in Saudi Arabia.