Ülkede tarafsız ve bağımsız olması gereken hangi makam varsa taraflı ve bağımlı. Ülkede hukuka bağlı olması gereken hangi makam varsa hukuktan bağımsız.
“Bir eylemin doğruluğu, onu yapanların sayısıyla ölçülmez.
…
Doğru, çoğunluğun oyuyla belirlenen bir şey değildir.
…
İnsanı ve toplumu ileriye taşıyan asıl güç, kalabalıkları körü körüne takip etmek değil, aklı ve vicdanı kendine pusula edinmektir.”
Lev Tolstoy/İtiraflarım
Birbirimizle dost olmak zorunda değiliz ama birbirimize dostça davranabilme mertebesi için insanlığın yemesi gereken kırk fırın ekmek var.
Nil Karaibrahimgil’den
‘Üç çeşit meslek varmış: mühendislik, doktorluk, bir de hukukçuluk. Ben ressam olmak istiyordum. Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi."
der, Oğuz Atay Tutunamayanlar’da
Bende de öyle oldu. Meğer yanılmışlar. Asıl hukuk diye bir şey yokmuş.
Ne hoş bir güzelliği vardır;
Hafif adımlarla dünyadan gülümseyerek geçenlerin.
Kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların,
Onurlu bir yaşamı seçenlerin...
Virginia Woolf
TRT Dinle ile başlayan, yaşanan ve biten bir günün şiirselliği.
Uzun bir yolculukta radyo tiyatrosuna dalıp gitmek, yemek yaparken bir söyleşiye kulak vermek, yürüyüş yaparken kendini müziğin ritmine bırakmak, gece ise güzel bir şiirin dizelerini dinleyerek uykuya dalmak harika.
Gülay Sezer - Mucize (Official Video) https://t.co/DPZM7I0s01 @YouTube aracılığıyla
Einstein diyor ki: Hayata iki şekilde bakabilirsiniz; “Herşey mucize ya da hiçbir şey mucize değil.”
Bu karanlık günlerden çıkmak için “bir mucize” dileğiyle bayramınızı kutluyorum.
Oysa ne kadar isterdim ülkemin yargısına güvenmeyi, bağımsız ve tarafsızlığına inanmayı, her kurum çürümüşken hiç değilse haklıyı haksızı ayıracak bir yargımız var diyebilmeyi, onurlu duruşuyla gurur duyabilmeyi….
“Yazmak, ölümün elinden an'ları kurtarmanın tek yoludur” diye bir cümle okumuş ve not almıştım. Ercan Kesal, bir söyleşisinde “yazmak, insanın içindeki tortulardan kurtulmasıdır” diyordu.“Yazmak iyileştirir” diyen de çoktu.
Yazmak iyi ve gerekliydi, yazmamak suçlu hissettirdi.