İnsanların en çok kıskandığı şeyin mal, mülk, servet ya da statü olduğunu düşünmüyorum. Onların en çok kıskandığı şey kendinizden memnun ve tatmin dolu olmanız, güzel bir ailenizin, düzenli bir hayatınızın, kendinize ait sade hobilerinizin olması, yani kendiniz için yaşama lüksüne sahip olmanızdır. Bunun kaynağı ise modern dünyanın “kusursuz değilsen hiçsin!” şeklindeki sahte dayatmalarından özgürleştiğiniz, kimseye kendinizi savunmadığınız, kimsenin onayı için kendiniz olmaktan geri adım atmadığınız, utanç, korku ya da yönlendirmeyle değil özgür bir birey olarak herkes kadar saygıya layık, herkes kadar güzel bir yaşam sürme hakkına sahip olduğunuz bilincine ulaşmanızdır. İşte bu güleryüzlülük, bu mental sağlık ve bu ruhsal zenginlik herkeste yoktur, bu yüzden dikkat çeker ve sineye çekilemez.
Oğuzhan bize unuttuğumuz şeyleri hatırlatıyor. Her videosunda diyorum ki, ya biz bunu gerçekten yaşamıştık. Çok iyi bir gözlemci. Kitaplarda bile bu ayrıntıları bulamazsınız. Oğuzhan, orta/alt sınıfın belleği.
Yarın güzelliğim, sıhhatim gittiğinde, kulaklarım duymadığında, dilim dönmediğinde, aklım dahi bana ihanet ettiğinde elimde ne kalır? İyilikler ekin çocuklar, bu dünya bir rüyadan ibarettir. Değil sultanlara şaha, padişaha, zaman kimseye merhamet etmez.
Dünyada acaba kaç bakteri vardır, kaç virüs? Semada milyarlarca yıldız. Karıncalar kaç tanedir, ateşböcekleri? Neden hizmet ediyor her şey yaşama? Işıklar, karanlıklar, yağmurlar, rüzgârlar, kuşlar, balıklar, neden deveran ederler dünyada. Milyarlarca insan, bir karpuz kadar başları, herkesin sureti farklı. Aklım rastgeleliğe, aleladeliğe karşı geliyor. Sonsuz ihtimalin arasında, hayatı kuran bütün koşulların sağlanması, bana sadece ve sadece bir yaratıcının var olduğunu söylüyor. Müthiş bir heyecan, bütün bunları düşünmek.