Hayal kurmamız lazım,
Bir ihtimale sığınıp onun peşinden fütursuzca gidebilmemiz,
Sevişmemiz,
Denize girmemiz, dalgaların sesini dinlememiz,
Aşık olmamız, sevmemiz, bir kalbimiz olduğunu her an kendimize hatırlatmamız,
Yeni yerler görmemiz, saatlerce yürümemiz, ormanda kaybolmamız,
Öğrenmemiz, büyümemiz, olgunlaşmamız,
Günaha düşüp sevabın değerini anlamamız,
Tövbe etmemiz,
Günün hakkını vermemiz,
Sevilmeye değer biri olmamız lazım.
İyi giyinmemiz, evimizi mükemmel hale getirmemiz, kendimize özen göstermemiz ama ruhumuzu, kalbimizi, zihnimizi de es geçmememiz lazım.
Yaşamazsak, kendimizi 4 duvarın içine hapseder ve yaşamla bağımızı koparırsak karanlığımızı büyütmekten başka bir şey yapmayız.
Sonra kayboluruz, eksiliriz, insan olduğumuzu, o güzel duyguların varlığını unuturuz.
Ve bir gün aynaya bakıp o gözlerde kendimizi bulamayız.
Çünkü yaşamak büyük hamlelerle değil,
O küçük, inatçı, sıradan anların birikmesiyle olur.
Ve biz hala buradayız,, yaşıyoruz, nefes alıyoruz.
Bu da bir şeydir.
Geç kalmadan hayatın tadını çıkarma telaşını ve çabanı büyütmekten başka çaremiz yok.
Yaşamak sadece bir lütuf değil, bir sorumluluk.
Unutmamak lazım.
Tecrübesiz birinin "İşe girmem için tecrübe isteniyor. İşe giremediğim için tecrübe edinemiyorum. Ben nasıl tecrübe kazanacağım?" demesi gibi olacak ama insan bedeni şöyle çalışıyormuş:
Harekete geç, enerji üreteyim. Hareketsiz kalırsan benden enerji talep etmiyorsun anlamına gelir.
Yani siz başlayın, gerisi gelecek.
çok basit: sonunu düşünen kahraman olamaz.
kendini öldürmenin dünyanın en zor şeyi olduğun anlayan insan başına ne gelirse gelsin eninde sonunda çözebilme kabiliyeti olduğunu keşfeder.
intiharı ya haram diye etmezsin ya da sonsuz karanlığın en berbat hayattan bile daha az çekici olduğunu bildiğinden.
başarı korkaklara bu yüzden uğramaz. çekinen, hayal ettiği suya hiçbir zaman çekilemeyecektir.
savaş büyüdükçe ganimet de büyür.
hiç yapmamış olmanın pişmanlığı yapmış olmanın pişmanlığından büyüktür.
derdiniz az, vurgununuz büyük olsun dostlar.
Tüm Müslüman kavimler arasında hem Müslüman olmadan önce hem Müslüman olduktan sonra şanını aynen devam ettiren tek kavim Türklerdir.
Ne "Müslüman olduktan sonra bozulduk", ne de "Müslüman olmadan önce kötüydük" tarihsel olarak kabul edilebilecek iddialar değil.
Ruh sağlığının bozuk olması da politiktir ve yoksulluk en aşağılayıcı hakarettir. Herkese yetecek kadar kaynak varken bir avuç ayrıcalıklı azınlık bu kaynağın çok büyük bölümünü gasbediyor. Yoksulluk zenginliğin sermayesidir. En ağırını yaşıyor ve yoksullukla terbiye ediliyoruz.
Ruh sağlığınızı korumak, solucanlarla uğraşmamak için
- Bir dil öğrenin,
- Her şeyi merak etmeyin,
- Yeni başlangıçlar yapın,
- Tikellerle aranıza mesafe koyun,
- Ekran, dedikodu perhizi yapın,
- Sizi aşağı çeken aptal dostlarınızdan uzaklaşın,
- Etkin/özne olun
Dücane Cündioğlu
Aptal puma sendromu diye bir şey duydum. Az kazanç veya değer sağlayacak işler için gereğinden çok emek ve çaba harcamak. Akıllı bir puma, bir tavşanın peşinde koşup enerjisini harcamaz, geyik avlar. Bizde de bir söz var: "Attığın taş ürküttüğün kurbağaya değsin."