Bir insanın bir ölçüsü olur. Bu ölçü ya Tanrı inancı olur, ya bilim olur, ya vicdan olur, ya örf ve adet olur, ya görgü olur, ya hukuk olur ya da şuur seviyesi olur. Öyle insanlar yetiş(me)miş ki hiç biri yok! Hem kifayetsiz hem muhteris hem cahil hem cesur. Hiç bir ölçüsü yok!
"Yersiz kederin, aptalca mutluluğun, açgözlü şehvetin, dalkavukça ilişkinin yaşamından ne kadar çok çaldığını, sende sana ait ne kadar az şey kaldığını yeniden düşün, göreceksin ki vaktinden önce ölüyorsun."
Luciuse Annaeus Seneca | Mutlu Yaşam Üzerine
Mehmet Âkif Ersoy’un mısralarında yankılanan o büyük hakikat…
“Asım’ın nesli” diye tarif edilen iman, cesaret ve vakarın Çanakkale’de nasıl dirildiğinin en güçlü ifadesi.
“Bir hilal uğruna…” diyerek toprağa düşenlerin destanı, sadece bir zafer değil; bir milletin ruhudur.
Evlilik, ancak erkek gerçekten liderlik edebilecek, Duygusal olarak anlayabilecek ve koruyabilecek kapasitede olduğunda kadına fayda sağlar. Aksi takdirde, kadın zaten tek başına idare ettiği hayata sadece ek sorumluluklar yüklemiş olur.