Bugünkü sokak hareketlerinin Gezi eylemlerinden çok temel bir farkı var. Gezi, ekonominin, hukukun görece çok daha iyi olduğu, memleketin milyonlarca düzensiz göçmenle dolmadığı, insanların bir şekilde gelirleriyle ev, araba alıp tatile gidebildiği bir dönemde, ağaçların kesilecek olması ihtimaline karşı olarak başlayıp, moderrn yaşam tarzına müdahale endişesiyle devam eden ve kapsamı bu çerçeveyle sınırlı olduğu için de -genellikle- seküler ve eğitimli kesimin başrolde olduğu bir hareketti.
19 Mart hareketiyse toplumda çok yüksek teveccühü olan, üst üste üç seçimde oylarını katlayarak en büyük kenti yöneten, ülke çapında her kesimden karşılığı olan bir siyasetçiye yapılan sayısız yargı hamlesinin en sonuncusunda göz altına alınması ve ortaya çıkan büyük haklı mağduriyet sonucunda gerçekleşiyor. Bu nedenle de sadece belli bir kesimin değil, genç yaşlı, modern muhafazakar, esnaf beyaz yakalı, köylü kentli herkesi kapsıyor ve yine iktidarın ve hatta belki de çoğumuzun beklemediği hızda büyümesinin sebebi de -ekonomik, hukuki ve sosyal koşulların da bu sürede çok geriye gitmiş olmasının etkisiyle- bu. Ve bu mağduriyet büyüdükçe kitlesel desteğin de artarak devam edeceği aşikar.
Deniyor ki ‘iyi de ya iddialar doğruysa?’ ‘Bir siyasetçi soruşturulamaz mı?’ Pek tabi soruşturulur, hatta hep soruşturulsun bana kalırsa da, burada soruşturmaların kamu vicdanında inandırıcı olabilmesi ve destek görebilmesi için hukuk organlarının tüm siyasetçilere eşit davranması gerekir. Kendi partisinin kurucusu tarafından başkenti idare ettiği dönemde şehri parsel parsel cemaate verdiği söylenen eski bir belediye başkanına veya bakanlığı döneminde kocasının firmasından bakanlığa dezenfektan sattığı ortaya çıkan eski bakana, Kızılay’ın çadırlarını sattığı bilinen zatı muhtereme, ne hikmetse hiçbir AKP belediyesine ve daha burada sayamayacağım yüzlerce dosyaya dokunmayıp bir tek İstanbul Belediye Başkanı’nın üstüne -üstelik başkanlığında pek çok danıştay incelemesi geçirmişken- dava üstüne dava açarsanız, sizden çıkarı olan yancılarınız ve seçmen kitlenizin en fanatik kesimi dışında kimseyi ikna edemezsiniz.
Bundan sonra ne olur? Kestirmek çok güç. Benim görüşüm, eğer muhalefet partileri gerçekten yeni bir Türkiye istiyorlarsa bir olup, yanyana durup sokaktaki büyük kitleleri yalnız bırakmaz, kitlelerse muhtemelen birkaç güne aralarına karışmaya yeltenen provakatörleri anında bastırıp bu büyük sesi barışçıl ve kararlı bir şekilde çıkarmaya devam ederlerse bu hukuk garabetinden geri adım atılması ve bir nebze olsun normalleşmemiz muhtemel diye ümit ediyorum.
Elim ayağım tutmaz bir şekilde, titreyerek depreme uyandığımda ilk yaptığımın can güvenliğimi saglamaktansa üzerime kıyafet aramak olması üzücü bir deneyim oldu. #gecmisolsun#deprem
https://t.co/SuOkH7G6Ko
#MahsaAmini Birimizi susturursanız binimiz konuşacağız Boğaziçi Caz Korosundan mükemmel bir çalışma👏 Hep beraber konuşamayanların sesi olalım Beautiful work from the Bogazici Jazz Choir👏 If you silence one of us thousands will speak up
#mahsa#iranprotests#JinJiyanAzadi
💜❤
#ElazığDavası ile ilgili çok soru alıyoruz. Bu flood’ta bilmeniz gereken önemli ayrıntıları ve süreci bir araya getirdik. Lütfen paylaşın ve gönüllülerin başlattığı bu mücadeleden herkesin haberdar olmasını sağlayın.
Kadir Şeker’e beraat vermek zorundasınız; aksi takdirde kızınız, kız kardeşiniz, anneniz, ablanız sokakta tacize, saldırıya uğrarsa, etrafında sadece onu izleyenler olacak. Kimse kılını kıpırdatmayacak..“Bir Allah’ın kulu yok muydu!” diye isyan edeceksiniz!#kadirsekericinberaat
Please stop saying "You can't joke about anything anymore". You can. You can joke about whatever the fuck you like. And some people won't like it and they will tell you they don't like it. And then it's up to you whether you give a fuck or not. And so on. It's a good system.