Sorun sevilip sevilmediğinizde değildir. Sorun:
Davranışa dönüşmeyen sevgidir, bencilce sevgidir, empatiden ve merhametten yoksun sevgidir, çıkarcı sevgidir, kontrolcü sevgidir.
Bunlar da zaten sevgi değildir.
Sana yapılan saygısızlığa verdiğin tepkiyi problemmiş gibi gösterirler. Böylece hem yaptıklarının sorumluluğundan kurtulurlar hem de seni suçlu hissettirirler. Unutma; tepkin durduk yere değil, gördüğün muameleden doğdu.
Doğru insan diye bir şey var mıdır?
Vardır:
Sorumluluk sahibi,
Empati becerisi gelişmiş,
İletişime açık,
Çözüm odaklı,
Bilişsel olarak esnek,
Merhamet duygusuna sahip,
Yeni deneyimlere açık,
Yaşamda anlama ve ideallere sahip,
Şükran duygusu yüksek,
Ahlaki değerleri olan…
Sen kendini yeniden inşa etmeye çalışırken, seni travmatize eden insanların nasıl hiçbir şey olmamış, hiçbir şey yapmamış gibi hayatlarına devam ettiklerini hayretle izleyeceksin. Sonrasında yaranı, yarayı açanla onaramayacağını daha derinden anlayacaksın.
Hayatına denk olmayan birini alan hiç kimsenin huzurlu olduğunu görmedim. Çünkü biri, sürekli ulaşamadığı seviyeye öfke duyar; diğeri ise hep yanlış anlaşılır. Gerçek denklik para ya da statü değil; karakterle, vizyonla ve hayata bakışla belli olur.
Bir imtihandan geçiyorum. Bunun bir süre devam edeceğini de biliyorum. İ��imde, aşılması gereken bir eşikte durduğumu iliklerime kadar hissediyorum. Dua ediyorum, sabrediyorum. Rabbimin benden istediği şeyin ümidimi kaybetmemek olduğunu da biliyorum.
Birini seçmeye çalışmak senin görevin değil. Birinin seni seçip seçmediğini görmek senin farkındalığın. İnsanlar davranışlarıyla konuşur; mesaj atmamak, net olmamak, ortada bırakmak da bir cevaptır. O yüzden bir erkeğin kararsızlığıyla kendini yormayı bırak. Senin değerini belirleyen şey onun kapasitesi değil.
Bazı insanlar hayatına ders olarak gelir, eş olarak değil. Bunu kabul ettiğin anda rahatlıyorsun. Çünkü artık potansiyellere tutunmuyorsun, gerçeğe bakıyorsun. Sevgi karmaşık olmak zorunda değil. İlgi gizli olmaz. İsteyen insan belli eder.
Yapabileceğin tek şey, kalbini temiz tutmak, sınırlarını korumak ve Allah’tan sana uygun olanı istemek. Uymayanı zorlamak yerine, uyumlu olana alan açmak. Çünkü doğru kişi geldiğinde çaba tek taraflı olmaz, beklemek eziyet olmaz, suskunluk kafa karıştırmaz. Ve kulağa ne kadar basit gelse de gerçek şu..
Sen kimsenin eksikliğini tamamlamak zorunda değilsin.
Sen hazır olana denk gelmek için varsın.
“Yaş tahtaya da bastık... İyilik yapıp denize de attık... Ayran da içtik... Öküz de öldü... Kurt ayazı da yedi... Maymun gözünü de açtı... Anlıyorsunuz değil mi?”
İlişkilerde en sağlam bağ, korkusuz samimiyettir. Gerçek yakınlık, maskelerin düştüğü, zayıflıkların paylaşıldığı ve kalplerin önyargısızca buluştuğu anda ortaya çıkar. Sevgi, hakikatle beslenir. En derin bağlar, kusurlarımızı gizlemediğimiz, olduğumuz gibi kabul edildiğimiz yerlerde kurulur.
“İyi gelmek, bir insana verilebilecek en güzel hediye. Sesiyle, sözüyle, bakışıyla, duruşuyla, hâliyle, enerjisiyle, perspektifiyle, eylemleriyle birine iyi gelmek,varlığını, yaşamını yükseltmek..
Bundan daha iyisi, birbirine iyi gelmek olsa gerek..”
"Dengi olmak" deyimi, iki kişinin karakter, değerler, yaşam tarzı, beklentiler ve duygusal zekâ açısından birbirine uyumlu olması anlamına gelir. Bu dengeyi kurmak ise rastgele olmaz; bilinçli bir çaba, zaman ve karşılıklı anlayış gerektirir.