Özgür Özel’in söylemiyle ‘Yeni Parti’yi halk kurdu, ismini halk koydu, bütçesini halk sağladı ve söz, yetki ve kararın üyelerde yani halkta olacağını vaat etti. Yeni Parti, parti devletinin yoğun saldırısı altındayken tek gücü halkın desteği. Ve Yeni Parti’yi destekleyen geniş kesimler, barış sürecinde tüm yetkinin cumhurbaşkanına verildiği Çerçeve Yasa’yı bir tuzak olarak görüyor. Erdoğan’ın iktidarını kalıcılaştırmak için bu yetkiyi kullanarak DEM Parti ile Anayasa değişikliğinin yolunu açacağı konusunda genel bir kanaat var. Yeni Parti, Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ derse antidemokratik saldırılara karşı yalnızlaşacak. Yeni Parti büyük destek kaybı yaşayacak. Bu hataya düşülmemeli.
Deniz Göktaş 3 Temmuz 2026'da tutuklandı.
Bugün özgürlüğünden haksız ve hukuka aykırı biçimde mahrum bırakıldığı 16. gün.
Deniz Göktaş'ı serbest bırakın !
Deniz Göktaş neden tutuklu yargılanıyor?
Kaçacak mı? Kendi geldi.
Delil mi karartacak? Delil YouTube'da yüklü zaten.
İlle yargılayacaksanız dışarıda yargılayın. @idgoktas'ı rahat bırakın. Deniz Göktaş'ı serbest bırakın.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın#DenizGöktaş
Niye halka küfreden AKP meclis üyesi için şu ana kadar herhangi bir savcılıktan açıklama duymadık
Konu muhalefetten biri olunca internetten Twitter’dan sosyal medyadan anında gereği yapılmıştır diye paylaşım yapanlar konu Akepeli meclis üyesi olunca şu ana kadar hiçbir açıklama daha duymadık.
Yönetmelikle gelen güç, erişim engeliyle gelen sansür: Vize imparatorluğu ve hiç edilen onlarca milyar TL
Gateway'in sahibi Halis Ali Çakmak’ın, eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu döneminde çıkarılan yönetmelikle Türkiye'deki vize işlemlerinde nasıl "rakipsiz" hale geldiği ortaya çıktı. Yazı dizisine jet hızıyla erişim engeli getirildi.
https://t.co/IJHCsiOeBm
@ozguraltuncu@bulentmumay@gamzealltunay Mutlak butlan çıkacağı olasılığına karşı aylardır bir plan yapılmamış olduğunu üzülerek görüyorum: Ya yeni parti ya da mevcutların birinin çatısı altında mücadele!
Şöyle bir durum var: Bugün 18 yaşında olan yani üniversiteye giden insanlar, Nazlı Ilıcakların AKP iktidarı döneminde yaptıklarını bilmeyebiliyor. Çünkü ya doğmamış ya da çocuk yaşta olabiliyor.
Ilıcak gibiler de bu gerçeği bildiği için tarihi yeniden yazabiliyor.
İşte tam da burada karşısındakinin arşivi hatırlatması, o politik hafızaya ya da bilince sahip olması gerekiyor. Ki doğru soruları sorabilsin.
İşimiz zor Ahmet Abi. Memleket dağılmış pazar yerleri gibi, mendil kanıyor…
Osman Kavala unutuldu mu?
@BirGun_Gazetesi@HuseyinAygun62
Geçen hafta Strasbourg’da bir oturum vardı. Üç saate yakın açık duruşma, Türkiye hükümetini savunan avukatın kimliği ve yaptığı traji-komik savunma ile kayıtlara geçti.
https://t.co/CuYKYjyrPe
BASINA VE KAMUOYUNA;
Herkese Merhabalar
Ben Dr Larin Kayataş.Türkiyenin ilk açık kimlikli trans kadın doktoruyum. Sağlık Bakanlığı tarafından “mahkeme kararına” rağmen 2.defa devlet memuriyetinden men edilip,kamudaki doktorluk görevime son verildi.Bununla da yetinilmedi,hemen ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hakkımda suç duyurusunda bulunuldu,adıma ceza davası açıldı ve bugün hapis istemiyle yargılanıyorum.
Yalnızca doktorluk mesleğim değil;özgürlüğüm,geleceğim,varlığım kısaca hayatımın bütünü hedef alındı.
4 yıl Vehbi Dinçerler Fen Lisesi, 6 yıl Çapa Tıp Fakültesi olmak üzere en az 10 yıllık çok ciddi bir emekle elde ettiğim doktorluğumun kamudaki görevine tek taraflı ve hukuksuz biçimde son verildi.
Ben bir trans kadın,bir doktor ve bir insan olarak bütün bunlar karşısında çok öfkeliyim! Çünkü burada yalnızca bir idari işlemden söz etmiyoruz.Burada çalışma hakkının gaspı,sistematik dışlama,kurumsal cezalandırma ve insanlık onurunu zedeleyen çok ağır bir süreç söz konusu. Bunun adı açıkça zulüm!
Üstelik yaşadığım süreç yalnızca idari yaptırımlarla sınırlı kalmadı,Sağlık Bakanlığı tarafından atanan bir müfettiş ile hakkımda 10 ay boyunca eklerle birlikte 924 sayfa rapor hazırlandı. Kişisel verilerime erişilmeye çalışıldı.Çalıştığım kurumda çok sayıda sağlık personeliyle benim hakkımda görüşmeler yapıldı.Etek boyuma dair ifadeler rapora geçirildi.Özel hayatım ciddi bir mesai harcanarak incelendi ve bütün bunların ardından ceza süreci başlatıldı.Bana yönelik bu yaklaşım:sistematik,ısrarlı ve ağır sonuçlar doğuran bir dışlama,yıldırma pratiğine dönüşmüş durumda.
Sağlık Bakanlığının görevi bir doktorun özel hayatını ciddi bir mesai harcayarak incelemek değil,bu ülkenin sağlık politikalarını geliştirmektir.
Bu mesele yalnızca beni ilgilendirmiyor,bu mesele başta translar olmak üzere tüm Lgbti+ları,bu ülkenin doktorlarını,kadınlarını ve hak ihlaline uğrayan herkesi ilgilendiriyor.
Bu açıklamayı yalnızca yaşadıklarımı anlatmak için değil,gerçeği görünür kılmak için yapıyorum. Kamuoyunun bu hukuksuzluğu bilmesini,buna sessiz kalmamasını ve dayanışmayı büyütmesini istiyorum.Çünkü bana yapılanların normalleşmesini kabul etmiyorum.Çünkü bu ülkede bir hekimin,bir trans kadının ve bir insanın hayatı bu kadar kolay hedef alınmamalıdır.Önümüzdeki günlerde bu süreç nedeniyle uğradığım hak kayıpları ve işsiz bırakılmam karşısında maddi desteği de içeren bir dayanışma kampanyası başlatacağım.Bu hukuksuzluk karşısında sesini,dayanışmasını ve imkanı olanlar için maddi desteğini esirgemeyen herkese şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla
Dr Larin Kayataş
#drlarinkayataş #standwithdrlarinkayatas
Bilgisayar fiyatları artabilir! Çünkü TRT, bilgisayar ve tabletlerde uyguladığı %4'lük bandrol bedelini %20'ye çıkarmak istiyor.
TBMM'de bu konu üstüne bir yasa taslağı var ve kimse bunu konuşmuyor.
Bir saniye düşünün. İçinde radyo alıcısı bile olmayan bir bilgisayar kasasından "TV vergisi" alınacak. Gerçekten inanılır gibi değil ama maalesef öyle. Üstelik bu artış sadece markalı ürünlerle sınırlı kalmıyor.
Halk arasında "toplama bilgisayar" dediğimiz, gençlerin bütçesine göre parça parça bir araya getirdiği sistemler de kapsama alınıyor.
Bilgisayardaki vergileri sıfırlamamız gereken çağda yeni vergiler icat ediyoruz. Bu olamaz.
Detaylarını yazdım. 👇👇👇
Hrant Dink neden hedef seçildi bizler biliyoruz.. 1915 den bu yana gelen bir bilgi bu.. Özellikle 2004-2007 yılları arasında O’nun aleyhine algı örgütlemeye çalışan tehdit eden zihniyet sahipleri bugün hiç bir şey yapmamış gibi özgürce dolaşıyorlar. Bu hesabı takip edelim. 👇🏿
Üç yıl önce Malatya deprem bölgesinde yıkıntılar arasında, çadır yerleşimlerde, değerli arkadaşım Nasuh Mahruki ile incelemeler yaparken, mor çatı kadınlar derneğinden aldığım bilgiler doğrultusunda, depremden kurtulan küçük çocukların kaçırılmış olabileceğinden söz etmiştim.
Savcılık bunu ihbar kabul ederek soruşturma açacağına, yanlış bilgilendirme diyerek beni gözaltına almıştı.
Bugün gün yüzüne çıktı ki 6 Şubat depreminde 55 çocuğumuz kayıp.
Ayıkla pirincin taşını.
Kim suçlu kim suçsuz?
Bu çocuklarımız nerede?