Ben Chp Usak Belediye Meclis Uyesi Devrim Alkan. Baskanimin cagrisina uyarak yol arkadasim, grup baskanim @mkarakoc0277 u yasaya karsi hayir demeye davet ediyorum.
Bugüne kadar sözleriyle, davranışlarıyla ve yaptıklarıyla kendisini açıkça ortaya koyan, Silivri’deki ilk günlerimden beri tanıdığım Sayın Özgür Özel, eğer Türkiye’de birileri FETÖ’cülükle suçlanacaksa akla gelebilecek en son isimlerden biridir
Değerli yol arkadaşlarımız,
“CHP İletişim” hesabımız artık “Özgür Özel İletişim” (@ozgurozeliletsm) adıyla yoluna devam ediyor. Sesimizi daha güçlü duyurmak, dayanışmamızı büyütmek için hep birlikte takip edelim, çevremize de ulaştıralım.
Birlikte daha güçlüyüz.
#Lider
Siz bakmayın Özgür Özel şunu yanlış yaptı bunu yanlış yaptı diye yumuşak sedirinde kıçından ahkam kesenlere. Özgür Özel tek başına müthiş bir demokrasi mücadelesi veriyor. Genel merkezden çıkması bile partiyi korumak için yaptığı bir hamle parti binasına polis yollayan utanmazlara karşı bir CHP lilik gösterisi.
Cumhuriyet Halk Partisi’ni kimin yöneteceğine, Ak Parti Yargı Kolları değil, Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, hiçbir yere gitmiyorum.
Majestelerinin muhalefeti olmayı reddediyoruz.
Teslim olmayacağız!
Birlikte olmak, güçlü olmak ve dayanışmak zorundayız. İnşallah sonu çok güzel olacak.
Özgür Özel can yoldaşımdır, genel başkanımızdır.
Onu çok seviyorum.
Biz gerçekten hayatta kalma mücadelesinden sağ çıkan bir nesil olabiliriz.80-90lar tayfası yani.
Z kuşağı mesela öyle değil. Proje çocuk gibi laboratuvar titizliğiyle büyütülüyorlar. Bunlara bakınca bizler daha ziyade doğal ortamına salınmış belgesel hayvanı gibi hayatta kaldık diyebiliriz. Ben çocukken telefon yoktu, hiçbir şey yoktu. Akşam ezanina kadar nerdeyiz kimse ilgilenmiyordu. Bizim coğrafi konum, Allah'a ve mahalle bakkalına emanetti. Akşam ezanı okunmadan evde ol yeterdi yani. Şimdiki çocuk parkta iki saniye gözden kaybolsa mahalleye komando taburu çağrılıyor. Aksam eve vardığında kafandaki yariktan beynin gözükmüyor ise bu ailemiz için gayet makul bir durumdu. Bir de üstünü kirletme yeter. Öyle otomatik çamaşır makinesi falan yok çünkü . Terliği yersin. Sokakta düşsek dizimiz kanasa ya tükürük ya limon kolonyası. Mahallede kanayan dizle bir tur atıyorsun, bitti gitti . Bir yerimiz kırılsa kırık çıkıkçı teyze var. Kadın iki omuz atıyor, kolunu mukavvaya sarıyor. Tamam. Ortopedist de kim yahu? Bizim neslin kemikleri bile hep şans eseri kaynamış olabilir. Hani bazen yağmur yağınca omzunuz sızlar ya mukavvadan kaynaklanıyor olabilir. Ama emin değilim tabi. Canim sıkıldı, psikolojim bozuldu falan yok öyle bir şey. De bakim annene canım sıkılıyor. Senin canını bir sıkarım diye başlıyor cümleye. Psikolojim bozuldu diye bir şey zaten yok. İçine cin kaçmıştır. Cinci bir teyzenin tükürüklü pis nefesiyle muhatap olmamak için de halıdaki ya da perdedeki desenleri sayacaksn mecbur. Bu sayede Gauss gbi bir şey olmuştum aq. Ama şimdiki nesil, tostun içindeki kaşarın inceliğine bozulup benim sinirlarim ihlal edildi. Varolusum örselendi diye saati 6 bine terapiye gidiyor . Lan biz misafirliğe gittiğimiz evde, yer yatağında 8 kuzen yan yana kafamız birinin ayağına gelecek şekilde tetris gibi dizilerek büyüdük. Kim gece kime sarılmış, kim kimin yüzüne osurmuş belli değildi. Sabah uyandığımızda hayatta kaldığımız için birbirimizi tebrik etmemiz gerekiyordu aslında. Kahvaltıda da ne bulursan o. Şimdiki çocuklar guler yüzlü pankek falan yiyorlar kahvaltida. Biz güler yüzlü insanı bile bayramdan bayrama görürdük.
El bebek gül bebek büyütülmedik. Şımartılmadık. Dönemin tüm aksilikleri, imkansızlıkları içinde bazen sokakta, bazen yan odada ne bileyim bazen de akraba oturmalarinda yer yer unutulan ama büyümek zorunda kalan çocuklardik biz.
Antalya'da Süleymancılar tarikatına ait bir yurtta, 10 erkek çocuğun cinsel tacize uğraması skandalında, ailere susmaları için para teklif edildiği görüntüler ortaya çıktı:
"Ortaokul öğrencileri bazen bir kadından daha cazip gelir insana..." (SZC)
Evine koç başıyla girdiklerinizin, hapishanelerde yatak bile vermeden yerde yatırdıklarınızın, cezası belli olmadan küçücük zindanlarda tuttuklarınızın, anneleri hastane kapılarında “evladım yaşasın yeter” diye ağlarken umursamadıklarınızın, daha mahkemeye çıkmadan “suç örgütü” diye yaftaladıklarınızın, kanlı bir terör örgütü üyeleri gibi arka arkaya dizip, tek sıra yürüttüklerinizin de annesi babası evladı vardı. Bilin istedim …
Sn. @omerrcelik, Genel Başkanımız Özgür Özel’in bugün kamuoyuyla paylaştığı belgeler üzerine "Belgesi varsa yargıya gitsin" şeklinde bir açıklama yapmışsınız. Partimizin nicedir hukukçu kurmayıyım; size eksik bırakılan bir bilgiyi ilk elden vereyim istedim. Biz bu konular için belgelerimizle defalarca yargıya ve HSK'ya gittik.
Bir haber daha vereyim, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in bugün açıkladığı belgeleri de yargıya taşıdık.
📌 07.11.2025 tarihinde, Akın Gürlek'in Lüksemburg merkezli ETIMINE SA şirketindeki kanuna aykırı yönetim kurulu üyeliği belgeleriyle HSK'ya,
📌 17.12.2025 tarihinde, Tema İstanbul 2 ve Senfoni Etiler'deki hayatın olağan akışına aykırı astronomik gayrimenkul trafiğini (Haksız Mal Edinme) delilleriyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına,
📌 26.01.2026 tarihinde ise reddedilen dosyamız için (Karar No: 2025/23972) yeniden inceleme talebiyle tekrar HSK'ya başvurduk.
Ancak belgeleriyle yargıya yaptığımız her başvuru bir biçimde ya hukuka aykırı şekilde kapatıldı ya da HSK'da beklemeye alındı. İşin en trajikomik yanı ise, şikayetlerimizi değerlendirecek olan HSK'nın başında şimdi Adalet Bakanı sıfatıyla bizzat şikayet edilen kişi, yani Akın Gürlek oturuyor.
Baktık ki yargıya giderek, yargıyı kilitleyenlerden bu gerçeğin hesabını sormak fiilen imkansızlaştırdı; Genel Başkanımız da bu durumu halka götürdü ki kararı milletimiz versin.
Belgeler savcılık ve HSK raflarında duruyor, dileyen bakabilir.
Takdir yüce milletimizindir.
“Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.
Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.
Herkes kendi talihinin mimarıdır.
Yaşadıkları, anbean insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.”
İLBER ORTAYLI
Bu olayı okuyup geçmeyin. Olabildiğince her yerde, herkesle paylaşın ki skandalı duymayan kalmasın:
— Aylardır kızı ve kendisi için adalet arayan bu annemiz #FatmaNurÇelik ve kızı bugün sahilde ölü bulundu!
Kuran’a Hizmet Vakfı sorumlusu Ayhan Şengüler'in istismarına karşı yıllardır mücadele veren, sesini duyurmak için adliye önünde nöbet tutan Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra’nın cansız bedenleri Zeytinburnu sahilinde bulundu.
Anne “ölürsem intihar etti demeyin” demişti. Bu yüzden “intihar etti” demiyorum. Bu adam EN AĞIR CEZALARI almalı! Yeter artık! Bir canımızı daha kaybetmek istemiyoruz!