Erdoğan ve Bahçeli’yle kurduğu ittifakı Yavuz-Kürt İdris ittifakına benzeten Öcalan, “Yavuz Kürt mirlikleri ile nasıl Ortadoğu’yu kazandıysa öyle kazanılacak” diyor. Yavuz-Kürt İdris ittifakı Safevi Türklerinin yönettiği İran coğrafyasına karşı savaşmıştı. Öcalan bugünkü Türk-Kürt ittifakının hedefinin de yine İran olduğunu söylüyor.
👇🏽
https://t.co/knbgDaPGah
Mayıs 2023 seçimleri öncesi "kazanacak aday" meselesi nedeniyle araları açılan Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu, öyle ya da böyle Erdoğan'ın liderliğinde mutabık kaldı. Ümit Dikbayır, Erdoğan ile görüştüğünü ve AKP'ye katılma teklifi aldığını söylüyor. Görüşmeye İYİ Parti'den AKP'ye geçen Ünal Karaman aracılık etmiş. Önemli nokta ise şu; Dikbayır, Akşener'in bu transfere engel olduğu iddiasını reddedemiyor, olayı "ne kadarının doğru oduğunu bilemiyorum" diyerek değerlendiriyor. Eğer doğruysa, bu olay Akşener ile Erdoğan arasında bir hukukun işlemekte olduğunu gösterir. Erdoğan, AKP'nin içine etki edecek düzeyde Akşener'i gözetiyorsa, Akşener de Erdoğan'ı gözetiyor ve dediğini dinliyordur. Mevcut denklem, 2023 seçimlerine Erdoğan'ın karşısında konumlanan Akşener ve Kılıçdaroğlu'nun, aradan geçen 3 yılda farklı biçimlerde de olsa iktidara eklemlendiğini gösteriyor. İki isim de şu aşamada rejime kenardan destek sunuyor. Bugün Kılıçdaroğlu'nun konumu ve işlevi belli, Akşener'e de uygun bir koltuk bulunması sürpriz olmaz.
-AZİZ İHSAN AKTAŞ DAVASI BİTTİ.
-MAHKEME AZİZ İHSAN’IN RÜŞVET VERDİĞİNİ KABUL ETTİ.
-PEKİ AZİZ İHSAN’NIN MAL VARLIĞINA EL KONULDU MU?
Bilindiği gibi Aziz İhsan Aktaş ve bazı CHP’li il ilçe belediye başkanları hakkında suç örgütü kurmak, üye olmak, ihaleye fesat karıştırmak, belgede sahtecilik, irtikap rüşvet vermek, rüşvet almak gibi suçlardan kamu davası açılmıştı. Bu dava mahkemece karara bağlandı.
Mahkeme olayda suç örgütü olmadığına karar verdi ve tüm sanıkları bu suçtan beraat ettirdi.
Bütün belediye başkanlarını da rüşvet almaktan mahkum etti.
Sanık Aziz İhsan Aktaş‘ı da sadece irtikap suçundan mahkum etti. Bu suçunu, gözaltındaki sorgu sırasında itiraf ettiği için cezadan indirim yapıldı.
Sanık Aziz İhsan hakkında mahkeme rüşvet vermek suçundan ise ceza tertibine yer olmadığına karar verdi. Dikkat edilmelidir ki, bu karar beraat kararı değildir. Mahkeme İhsan Aktaş’ın ihaleye fesat karıştırma suçundan gözaltına alınıp sorguya çekildiği sırada ancak ayrıca rüşvet verme suçunu da işlediğine dair itirafta bulunduğunu kabul etmiş ve bu suç hakkında henüz soruşturma başlamadan itirafta bulunulduğu için suç sabit olmuş ise de ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
-Türk Ceza kanununun 254/2 maddesi uyarınca rüşvet veren kişiye durumu resmi makamlar öğrenmeden önce pişmanlık duyarak yetkili makamlara bildirirse bu suçtan dolayı ceza ceza verilmemesi gerekmektedir.
Bu sebeple mahkemece Ali ihsan Aktaş’ın rüşvet suçunu işlediği kabul edildiği halde bu suçtan kendisine ceza verilmedigi anlaşılmaktadır.
Ancak bu durum sanık Ali İhsan Aktaş’ın rüşvet vererek aldığı ihalelerden ki, (bu ihaleleri haksız olarak almış olmaktadır) bu ihalelerden kazandığı paralar da suçtan elde edilmiş kazanç olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Açıkladığımız bu sebeple Ali ihsan Aktaş’ın, davaya konu rüşvetlerle aldığı ihalelerden kazandığı para ve bu paralarla elde ettiği mal varlıklarına el konulması gerekmektedir.
Eğer daha önceden tedbir kararı verilmemiş ise el koyma kararı verilmiş olsa bile bir anlamı olmayabilir, zira malvarlığı elden çıkarılması, şirketlerin içi boşaltılmış olması ihtimali çok yüksektir.
Bu kadar önemli bir konu umarım atlanmamıştır.
“MHP lideri Devlet Bahçeli hakkındaki paylaşımlarının ardından tutuklanan ve 2 ay cezaevinde tutulan emekli Albay Orkun Özeller hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamasından verilen beraat kararı onandı.” (Kaynak: Cumhuriyet)
—
Peki o 2 ay ne olacak?
Sonra @OrkunOzeller ‘e sosyal medyadan edilen onca hakaret ve tehdit?
Ya bu süreçte @PankusYayinlari ‘nın standının basılması ve kitaplara yapılan o muameleler?
Sosyalizme yönelik 100 yıllık kin ve nefretin altında yatan ezberler:
-Sosyalizm yoksulluk demektir.
Gerçek:
Dünya Bankası verilerine göre Çin, son 40 yılda 800 milyon insanı yoksulluktan kurtarıp refaha kavuşturdu.
-Sosyalizmde bilim ve teknoloji gelişemez, çünkü insanların yaratıcılığı öldürülüyor.
Gerçek:
Avustralyalı bilim araştırma merkezi (ASPI) 2024-2025 yılları arasındaki 74 öncü bilim dalında en çok araştırma yapan ve gelişme kaydeden ülkeleri sıralamış. Çin, 74 öncü bilim alanının 66'sında ilk sırada.
-Sosyalizmde eleştiri ve sorgulama olmaz.
Gerçek:
Çin karşıtı Amerikan kuruluşu Freedomhouse'un verilerine göre sadece 2026'da toplam 2200 protesto eylemi yapıldı.
Maaşların ödenmemesi, tamamlanmayan konutlar, ellerinden arsaları alınan insanlar, Sincan'da yanan fabrikada ölen insanlar, çevre politikaları, mezarlıkların yerlerinin değiştirilmesi, çöp istasyonunun kaldırılmaması nedeniyle ve daha birçok olay nedeniyle milyonlarca insanın katıldığı protestoların yapıldığı, imza kampanyalarının yürütüldüğü, hükümet binalarını basmak gibi eylemler saptıyor.
-Sosyalizmde demokrasi ve şeffaflık olmadığı için rüşvet ve yolsuzluğa bulaşmış üst düzey parti ve devlet görevlilerinin yaptıkları yanlarına kalıyor.
Gerçek:
Sadece 2026 Ağustos'a kadar rüşvet ve yolsuzluğa bulaşmış üst düzey parti ve devlet görevlilerine yönelik suçlamanın sonucunda 580 bin insan hakkında soruşturma açıldı. 400 bin kişi ceza aldı, partiden atıldı ve tutuklandı. Bunların içinde 100 civarında bakan, general, polis teşkilatı yöneticisi, eyalet başkanı ve parti üst düzey yöneticisi bulunmaktadır.
-Sosyalizmde rejim baskısı nedeniyle insanlar mutsuz.
Gerçekler:
Harvard Kennedy School Ash Center for Democratic Governance, 2003’ten itibaren Çin’de 30 bin katılımcı üzerinden soruşturma yapıyor.
Sonuç:
Merkezi hükümete memnuniyet %86’dan %93-95’e yükseldi (2016’da %93,1 “nispeten veya oldukça memnun”). Bu oranın son yıllarda daha yüksek çıktığı bildiriliyor.
World Values Survey ve Asian Barometer:
Çin’de ulusal hükümete güven %85-95 bandında, dünyanın en yükseklerinden.
Edelman Trust Barometer'ın yaptırdığı soruşmanın sonucunda Çinli yurttaşların kendi hükümetlerine güveninin oranı %90.
Amerikalılarda bu oran %30.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel:
"Bizim işimiz başka partilerden biraz Kürt seçmen, biraz muhafazakâr seçmen, biraz milliyetçi seçmen alıp oylarımızı yüzde bilmem kaça çıkarmak değil. Bu, seçim hesabıdır.
Biz daha büyük bir şeyden söz ediyoruz. Kürt de muhafazakâr da milliyetçi de sosyal demokrat da bu partinin misafiri olmayacak.
Eşit kurucusu olacak.
Türkiye İttifakı dediğimiz şey de bu. Ama bu, herkese hoşuna gidecek bir cümle söylemek demek değil. Türk’ün kaygısını küçümsemeden, Kürt’ün hakkını savunabilmek demek."
BİZE NE YEDİRMİŞLER?
Kayıt dışı, kotanın üzerinde tonlarca nişasta bazlı şurup; tatlı, reçel, bal, lokum, helva ve dondurma diye soframıza kadar girmiş.
Üstelik nişasta bazlı şekeri perdelemek için faturalara “Albamyl Dex. L20 (Maltodekstrin)” yazılmış.
Denetimlerde, tatlı üretiminde kullanılan şekerlerin içinde ölü böcekler ve böcek kalıntıları da tespit edilmiş.
Marketlerde, bakkallarda her gün gördüğümüz ünlü markalar…
Mesele yalnızca gıda değil; halk sağlığı, denetimsizlik ve büyük bir aldatmaca!
Ayrıntılar bugünkü yazımda
iktidar da "iç cephe" anlatısını "israil tehdidi" üzerinden kuruyor. oysa öcalan'ın son görüşme notlarına bakıldığında israil'in adı geçmezken, "iran'ın çözündürülmesi"nden, "pers milliyetçiliği tehlikesi"nden, iran'a karşı kurulması gereken ittifaklardan bolca söz ediliyor.
Evet, Çin kitabı nihayet her şeyiyle tamamlandı.
Yazının düz aktığı bir kitap olmayacak.
İlk sayfada "Kim Kimdir?" listesi olacak.
Yerine göre harita, görsel, grafik ve bilgi kutucuğu ve kenar notların yer aldığı bir tasarımla çıkacak.
Toplam 21 Bölümden ve 750 dipnottan oluşuyor.
Muhtemelen 650 sayfa tutacak.
Hanedanlar listesi, devlet ve parti kurumları gibi ekler bölümü de var.
4000 yıllık devlet geleneği, savaş sanatı, siyaset, kültür, felsefe, sosyalizm ve bilim alanındaki başarıları ve öncü rolleri...
Kitabın son paragrafı:
Sözlerimi Çin’in büyük dostu, Amerikalı gazeteci Edgar Snow’un değerlendirmesiyle bitiriyorum:
“Çin’in 3000 yıllık yazılı tarihinde, Mao’nun başarılarının bileşimi belki de emsalsizdir. Başkaları, köylülerin sırtından iktidara geldikten sonra, onları yine eski bataklıkları içinde bırakmışlardı. Mao ise onları ebediyen ayakta tutmayı amaçlıyordu. Ütopyacı, savaşçı, siyasetçi, ideolog, şair, devrimci yıkıcı, yaratıcı olarak Mao, insanlığın dörtte birini uyandıran, sefalet içinde bulunan köylü kitlesini, uzun süredir bölünmüş bir imparatorluğu birleştiren çağdaş bir ordu haline getiren bir harekete önderlik etmiş; Çinlilerin ihtiyaç ve özlemleri tarafından meydana getirilen bir düşünce sistemi yaratmış, kitlelere okuma yazma ve milyonlara bilimsel ve teknik eğitim sağlamış; Çinlilerin ellerine, dünyayı sarsacak nükleer bir güç verebilecek modern bir ekonominin temellerini atmış; Çin’in kendi kendine saygısını olduğu kadar, dünyanın da Çin’e karşı saygı ve korkusunu artırmış ve nihayet başkaldırmaya cesaret eden yoksul ve ezilmiş halklara, kendi gücüne dayanma konusunda örnek olmuştu. Dolayısı ile kendi başarı reçetesini revizyondan geçirmek isteyenlere taviz vermekten kaçınmasına şaşmamak gerekir…”
Ekim'de kitapçılarda olacak...
Seçimi kazanan ana muhalefet partisinin butlanla ele geçirildiği, milyonlarca insanın kararıyla cumhurbaşkanı adayı gösterilen siyasetçinin hapse atıldığı, sandıkta seçilen belediye başkanlarının seri şekilde görevden uzaklaştırıldığı, eleştirenin, itiraz edenin, eylem yapanın, gerçeği yazanın, güldürenin hukuksuzlukla susturulmaya çalışıldığı, eğitimden sağlığa her yerde ağır sorunların yaşandığı, tüm bunların üstüne derin yoksulluğun da hayatı halk için yaşanmaz hale getirdiği bir ülkede, demokrasinin yolu olan bitenin sorumlusu olan iktidarla mücadele etmekten başka hiçbir yerden geçmez.
bu açıklamanın çerçeve yasa sonrası-yeni anayasa öncesi gelmesi şaşırtıcı değil. bahçeli "ömrü vefa edene kadar" konsepti doğrultusunda iktidar adına zemin düzlemeye ve yol açmaya devam ediyor.
içeride fiili monarşiye cevaz verecek yeni anayasa ve idris bitlisi-yavuz ittifakı göndermeli islam çatısı, dışarıda iran-şia düşmanı, mezhepçi, yeni-osmanlıcı, abd-israil planlarıyla uyumlu, yani mevcut devlet aklına bütünüyle entegre bir siyasi projeksiyon.
Öcalan'ın çerçeve yasa öncesi görüşme notları: 'MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız'
📌Abdullah Öcalan'ın çerçeve yasa sürecinde DEM Parti heyetleriyle yaptığı görüşmelerin dökümü olduğu iddia edilen metinler internette paylaşıldı. Görüşme notları, Türkiye'nin en temel meselelerine ve Öcalan'ın pozisyonuna dair çok sayıda çarpıcı tez öne sürüyor.
Görüşmelerde Öcalan, birçok konuda çarpıcı ifadeler kullanıyor👇
◾️"Süreç ilerlesin beni burada tutmak istemezler.
◾️Özel-Kılıçdaroğlu ilişkisine dikkat edin, biri Türk diğeri Kürt.
◾️Kürtler ve Türkler birlikte olmasaydı İslam diye bir şey olmayacaktı.
◾️Devlet yetkilileri 'ulusalcı damar geride kaldı' diyor.
◾️Bu dönüşüm belki Kemalist tarih tezlerinin değişmesine kapı aralayacak.
◾️Şara'yı biraz demokrasiye hazırlamak gerek, sonra sıra İran'da.
◾️Ümmet dediğin şey, İslam ve Ortadoğu enternasyonalizmidir.
◾️AKP cumhuriyeti yeniden kurduk diyor, yanlış değil, katı zemini cumhuriyetleştirdiler.
◾️Kürt örgütleri 'Demokratik Toplum' ve 'Cumhuriyet Hareketi' gibi bir isim altında bir araya gelmeli.
◾️MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız.
◾️Eskiden bağımsızlıkçıydık şimdi cumhuriyete katılacağız."
https://t.co/sR0CAKduXP
İsmail Arı:
*Diğer cemaatlerin, Süleymancılardan hiçbir farkı yok
*Menzil cemaati bir servet yönetiyor, kendi ifadeleri var 50 milyar diyor (Dolar)
*Süleymancılar'ın külçe külçe altınlarına şaşıranlar dönüp Cübbeli Ahmet'in kızının bindiği, o çakarlı cipin fiyatına baksınlar
(30 milyon TL)
*Menzil cemaati lideri Muhammed Saki'nin, kardeşlerinin, çocuklarının bindiği o lüks arabaların fiyatlarına baksınlar
Semyon Aralov, Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları’ndan
«1922 yılının yaz ayları Türkiye’de, Türk ordusunun İngiliz Yunan istilacılarına karşı geniş bir genel taarruz hazırlığıyla geçti.
Taarruz büyük bir gizlilik içinde hazırlanıyordu. Kemal Paşa’nın cepheye giderken, köşkünde meclis üyelerine bir çay partisi vereceğini etrafa yaydığı ve bu durumun gazetelerde resmi olarak ilan edildiği yazılmaktadır. Bu doğrudur. Ama bundan başka Mustafa Kemal Paşa, elçiliğimizde onun da katılacağı büyük bir kabul töreni düzenlememizi, bunu bütün Ankara’ya yaymamızı, öteki devlet elçilerini de kabul törenine çağırmamızı benden rica etti. Herkes toplanıp Mustafa Kemal’in gelişini beklediği sırada yaveri gelerek Mustafa Kemal’in biraz rahatsız olduğunu ve gelemeyeceğinden ötürü özür dilediğini haber verdi. Mustafa Kemal ise bu sırada gizlice cepheye, Konya’ya hareket etmişti.
Sonraları, bazı kuşkuculara şöyle dedim, “Görüyor musunuz, Mustafa Kemal bize, Sovyet temsilcilerine ne büyük bir güven gösterdi.”»
#Unutmuyoruz
İktidarın yandaş olmayan medyaya baskısında yeni hamleleri yakında görebiliriz. Halkın haber alma hakkına sahip çıkması, bağımsız haber kanallarına destek ile mümkün.
Özellikle tv kanalları masraflı medyalar. Arkasında bir yandaş patron olmayan kanalların ayakta kalması, maddi desteği de gerektiriyor.
13 Ağustos’ta yayın hayatına adım atan Koza Tv, destek bekleyenlerden biri. Önemli bir potansiyeli var. Halk Tv den tanıdığım iyi programcılar Seda Selek, Remziye Demirkol, Buket Güler hep iyi işler yaptılar. Koza’da da iyi başladılar.
Reklamverenlerin desteği de gerekli. Omuz verin ki, bir fazla imkanımız olsun. Yeni programcılara da alan açılsın.
Ben Digitürk’ten erişiyorum. Kanal 614. Uydu ve D Smart ta da varlar. Umarım kablotv den de erişim sağlanır
. +1 olabilmek için teşvik etmeli, destek olmalı.
İşte Koza Tv frekansları: