A disgusting and pathetic club from serbia celebrating at a @UEFA game the man responsible for 10 horrific atrocities, charges included the single count of genocide, five counts of crimes against humanity, and four counts of war crimes. This calls for suspension from all European competitions!
Nevşehirli bir doktorun kızı…Dedesi Nevşehir’deki üniversitenin arazinin bağışçısı. Aldığını geri verme kültürü ile büyüdüm derken bu örneği verdi.
İsviçre’de eğitim gördü. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi mezunu.
Yapı Kredi’de, Koç Grubu’nda üst düzey yöneticilik yaptı. Petrol Ofisi’nde İcra Kurulu Üyesi oldu. HSBC’de Grup Başkanlığı görevini yürüttü.
İstanbul Kültür Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde ders veriyor. Türkiye’nin en başarılı öğrencilerine mentorluk yaptı.
Sonra kamuya geçti.
Bugün 15 aydır tutuklu olan İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, hakim karşısında savunmasını yapıyor.
Mahkemede kendisini şöyle anlattı…
“Kadın-erkek eşitliğine değil, fırsat eşitliğine inanıyorum.”
“Kurumsal ve çok uluslu şirketlerde üst düzey yöneticilik yaptım. Uluslararası denetimlerden, iç denetimlerden, bakanlık ve Sayıştay denetimlerinden alnımın akıyla çıktım.”
Ve ardından şu cümleyi kurdu…
Dolayısıyla böyle bir özgeçmiş ve kariyerle Medya A.Ş.'de, bile isteye, şahsi işlerin altına imza atmam ya da bir örgüt hiyerarşisinde yer almam mümkün değildir. Bu nedenle burada durduğum için utanç duyuyorum ama kendi adıma değil de, ülkem adına utanç duyuyorum. Yoksa benim alnım ak, ben buradan da yüzde 100 beraat edeceğime inanıyorum, biliyorum. Bütün mal varlığımı da iş hayatına başladığım 1998 yılından, Medya A.Ş.'de başladığım 2021 yılına kadar çalıştığım işlerden elde ettim. Hem ailemin desteği hem oradaki gelirlerimle. Medya A.Ş.'de çalışmaya başladıktan sonra hayatımda, yaşamımda, mal varlığımda en ufak bir artış ya da değişiklik olmadı.
Kendisine hiç kimsenin yasadışı bir iş yaptıramayacağını da ekledi.
Peki bu kadar kusursuz bir kariyerin ardından neden kamuya geçti? Onu da yanıtladı.
“Bir nedeni başarma arzusuydu. Diğeri ise artık kendimi tekrar ettiğimi düşünmemdi. Bu ülkenin devlet okullarında okudum, iyi eğitim aldım. Aldığını geri vermek gerektiği öğretilerek büyütüldüm….”
@prikettugla halk arasında alman çıplağı/barabelli vb. isimlerle bilinir. ülkemizde de epeyce bulunan bir tür. hele de bahsedilen şehrin karadeniz e yakınlığı düşünüldüğünde gayet normal :
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Avrupa top 5 lig ve Süper ligde ilk 5 bitiren takımlar: son 15 maçta kaç faulde bir sarı kart gördüler?
Galatasaray 25.9 faulde 1 sarı kart görürken en yakın takipçisi PSG 12.2 faulde 1 kart görmüş. Aradaki fark 2 kattan fazla.
Fenerbahçe ise 7.8 faulde 1 sarı kart görmüş.
El Salvador Başkanı @nayibbukele ’ye “Hapse attıkları suçluların insan hakları” konusunda sorulan soruya verdiği cevabı iyi dinleyin…
(Türkçe altyazılı yaptık)
Epstein konusu bir avuç kapitalistin, aşırı zenginleşmesinden dolayı "insan"a aşırı yabancılaşarak, insanlıktan çıkmış fantezilerinin ifşası. Birazcık kitap okuyan biri yani soyut düşünmeyi geliştirmiş biri, böyle vakaların her dönemde, her yerde olmuş ve bundan sonra da olabileceğini bilir. Çünkü böyle bir şey ancak sınıflı bir toplumda olabilir. Yani insanın insan üzerindeki egemenliği.
Bir avuç ultra zengin, servetleri sayesinde insanlıktan o kadar kopuyor ki, insanları eşya gibi görüyor. Bu yabancılaşma, aşırı zenginliğin doğal sonucu. Para o kadar çok ki, artık hiçbir sınır, hiçbir ahlak, hiçbir empati kalmıyor. Yasalar, adalet, vicdan hepsi satın alınabilir hale geliyor. Tarihe bakınca aynı şey hep var. Sınıflı toplumlarda egemen sınıf, ezilenler üzerinde her türlü hakkı kendinde görüyor. Roma'da patrisyenlerin kölelerle yaptığı, feodal lordların serflerle yaptığı, sömürgeci beylerin yerlilerle yaptığı. Bugün Epstein'ın yaptığı da aynı mantık. Servet = dokunulmazlık = insan üzerinde sınırsız egemenlik hakkı. Bu sapkınlık bireysel bir sapma değil, sistemin ürettiği bir sonuç. Eşitsizlik ne kadar derinleşirse, bu tür iğrençlikler o kadar normalleşir. Sınıfsız, eşitlikçi bir toplum olmadıkça, güç ve para birikimi insanı insan olmaktan çıkardıkça, bu tür vakalar bitmeyecek. Sadece şekil değiştirerek devam edecek.
Türkiye içilebilir kalitedeki su kaynaklarını 20 yıl içinde yok etti. Burası Isparta'daki Ayvalı Çayı. Köprüçay'ın ana kaynaklarından biri. Fotoğrafı, Nisan 2010'da çekmiştim. O dönem kaynaklarda "1. kalite içme suyu" olarak anılan çatın üzerinde 2012'de bir HES başladı.⬇️
Tüm stat 4 tur ayakta alkışlanması gereken iki dev karakteri samandırada kapalı devre plaketle uğurladık; bir saniye bile aidiyet kaybetmeyen insanları yuhaladık; o kadar üzgünüm ki; ben bugünlere alışamadım, çok eski kafa kaldım çok; bu kültür bana uzak…
@alp_bugdayci Ürün deseni, çeşitlilik, ürünlerin katma değeri vb parametreler daha önemli konular. Buğday ve türevlerinin üretimi tarımsal üretimde çok önemli veri görevi görmeyebilir. Mesela çeltik üretimi, domates, meyve çeşitliliği. Bu tarz ürünlerin varlığı daha önemli veriler.
@NisanyanHimself Bahsi geçen bölgede Rum Ortodoks olarak yaşayan halkın Müslümanlaşması sonucu bugün Manav olarak isimlendiriliyorlar zannımca. Bu bölgenin en eski yerleşik halkı Manavlar. Yerlisi kısaca.