14 yıl boyunca Suriye devriminin ağır bedelini biz de omuzladık.
Acısını, zorluklarını ve fedakârlıklarını birlikte yaşadık. Türkmenler bu süreçte yalnızca izleyen değil, mücadelenin içinde yer alan bir halk oldu.
Türk genci “önünde bahçesi olan müstakil bir ev” almanın hayalini bile kuramazken hükümet onbinlerce insanın katili olan bir terör örgütü liderine “insani şartlarda” günlük hayatını sürdürmesi için bahçeli ev inşa etmiş. Daha trajik olanı terör örgütü lideri bu eve geçmeyi reddetmiş, çünkü kendisi statü istiyor.
Abdullah Öcalan’ın oldukça hak edilmiş bir statüsü var zaten. Terör örgütü PKK’nın lideri ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası mahkumu. Bunun dışında hiçbir statü alamaz.
➖Teröristbaşına İmralı’da bir saraycık inşa edildiğini 2 yıl önce söylemiştik.
➖Bugün iktidar cenahından gelen açıklama ile bu doğrulanmış oldu.
🏡Adama "denize nazır bahçeli bir villa" yapılmış.
➖Ama ısrarla "bana statü vermezseniz burada oturmam" diyormuş.
➖Herhâlde yakında "ne istedin de vermedik onu da veririz" der, statüsünü tayin ederler.
➖Adam da saraycığından terör örgütünü ve onun siyasi uzantısını yönetir, gelen gideni ağırlar, akşamları denize nazır bahçesinde taze tutulmuş balığını yer, ara sıra da sahip olduğu statü gereği sağa sola talimatlar yağdırır, pazarlıklar yapar.
🇹🇷Şehit evlatlarının acılarını yüreklerine gömmüş ama hatıralarına, onurlarına tutunarak "vatan sağ olsun" diyebilmiş ailelerin gözleri yeniden nemlendi bu gece.
🇹🇷Yolu, suyu olmayan, sıvasız, briket evlere, "şehit ocaklarına yeni bir ateş düştü bu gece."
🇹🇷Tarih bu ihaneti kurgulayana da uygulayana da hesap soracak!
#İhanetinZamanAşımıYoktur
‘’Abdullah Öcalan’a İmralı Adası’nda bir ev inşa edildiğini söyledi. Önünde bahçesi olan, insani yaşam koşulları sunan, ev konforuna sahip bir yer…
Öcalan’ın burada normal hayatın akışına uygun şekilde yaşayabileceğini, ancak henüz bu eve geçmeyi kabul etmediğini anlattı.
‘Neden?’ diye sordum. Verdiği yanıt şu:‘Çünkü statü istiyor.’’
Bir düşünün…
On binlerce insanın hayatını kaybettiği PKK terör örgütünün elebaşı terörist için cezaevinde bahçeli, ev konforunda yeni bir yaşam alanı hazırlanıyor.Kabul etmiyor ‘’Statü’’ istiyormuş !
Daha önce Adalet Bakanı Akın Gürlek gazetecilere bu iddiayı yalanlamıştı.
Madem Devlet Bey, Gazeteci Nagehan Alçı’ya Abdullah Öcalan için İmralı’da bahçeli ev inşa edildiğini açıkladı, biz de biraz açalım.
Mevzudan uzunca süredir haberdardık, bilgiyi aktarana sözümüzden hiç gündeme getirmedik.
Artık söz hükmünü yitirdi.
Devlet Beyin açıkladığı “bahçeli ev” dubleks bir villa.
250 metrekare kapalı alanı var. İki katı kadar bahçesi.
Hem barınma hem çalışma ofisi olarak planlanmış.
Her türlü teknik altyapısı mevcut, görüntülü telefon ve internet imkanı var.
Öcalan henüz yerleşmedi ama villanın ofis şartlarından ihtiyaç halinde yararlanıyor.
Öcalan’ın statü konusundaki ısrarlı talebi Cumhurbaşkanımızdan döndü, silah bırakma işlemi kesinleşmeden adım atmak istemiyor.
Doğrusu da bu.
Erbil'e gelerek propaganda yapan tek kişi o değil. Geçtiğimiz haftalarda da yine Bölgesel Yönetim'e gelip buranın "dünyanın en gelişmiş şehri" olduğu vb. yalanlar anlatan birçok gezgin vardı. Belli aralıklarla getiriliyorlar.
Peki, size yansıtılmayan gerçekler neler derseniz: Erbil'de memurlar aylardır maaş sorunu yaşıyor. Erbil'de benzinin litresi 1.800 dinarı bulmuşken Kerkük'te 450 dinar. Şehir; tütünden yemeğe, teknolojiden giyime kadar her alanda Irak'ın geri kalan illerinden daha pahalı durumda.
Sözde gezginleri reklam bütçeleriyle propaganda amacıyla getirenlere itibar etmeyin.
Ayrıca Erbil'e vizesiz girmek, Irak kanunları gereği suçtur. Bu durum, bölgesel yönetimin Irak devletini tanımayan hukuksuz uygulamalarının bir örneğidir.
Vizesiz gelmeyi marifet sanmayın; Irak makamlarının kontrolündeki bölgelerde gözaltına alınırsınız.
Erbil'de Türklere yönelik ırkçılık giderek artarken, Türkiye'den Erbil'e giden sözde gezginlerin Kürtçü propaganda yapması kabul edilemez.
Irak Türkleri olarak bu ve benzeri şahısları kınıyoruz.
Bugün ki Kürtçe tabela mevzusunu çok büyük sıkıntı olarak görüyorum.
Kürtçe sanki resmi dil olmuş gibi her yere tabela asmışlar.
Üstelik sanki bölgede Türklere hak verilmiş gibi Kürtçe ilk önce yazılmış. Türkçe ise alta daha alta yazılmış.
Hayırdır, savaş mı kaybettik?
Dünyada bütün ülkelerde egemen ülkenin, çatı ülkenin resmi dili daima en üstte yazılır. Eğer bir ülkenin içerisinde özerk bölgeler varsa ve özerklik seviyeleri "geniş özerklik" değilse hiçbir ülke kendi resmi dilini, değersiz bir paçavra gibi 2. plana atmaz.
Hendek ihaneti bu milletin gördüğü en büyük ihanetlerin başında geliyor.
Ne devlet, ne millet bu ihanetle yüzleşmedi ve hesabını sormadı.
Olmamış gibi davranmayı seçtiler.
Oysa ki, ülkenin en güçsüz anında saldırdılar.
Ona rağmen Mehmetçik ezip geçti.
Yüzlerce şehitle bedeli ödendi.
Hesabı sorulmalı,
15 Temmuz’dan büyük yargılama olmalıydı.